Kelepirci 60

Ajda Pekkan ve ünlü işadamı ilişkisi

Ajda Pekkan ve ünlü işadamı ilişkisi
03 Temmuz 2018 Salı, 00:20 Su dolu anılar barajının kapaklarından biri açılmaya görsün; coşkun sular gibi çağlayıveriyor İlhan Ağabey usta; Ardı ardına sıralanıyor, efsane sanatçılarla, sporcularla, gazetecilerle, dünyanın çeşitli ülkelerinde çeklilmiş , siyah beyaz fotoğraflarda kalan anıları… .

- Yavuz NUFEL yazdı -

 

'Dünyamızdan Ahiret'e göç eden ünlü dostlardan anılar' başlıklı seri yazıya ERDOĞAN DEMİRÖREN DE EKLENDİ.

Hollandalı Türklerin yaşayan belleği, canlı tarih usta gazeteci İlhan Karaçay'dır.
Sanat, siyaset ve iş dünyasından ne zaman bir çınar devrilse onun anılarında mutlaka bir yeri vardır.

Geçtiğimiz günlerde hayata veda eden ünlü iş adamı ve medya patronu Erdoğan  Demirören'le İlhan Karaçay'ın anılarını köşe daha önce yayınlamıştım. Bugün İlhan ağabey o yazıyı, söyleşiyi zengin arşivinden çıkartarak hem anılarını tazelemiş, hem Erdoğan Demirören'i yad etmiş, hem de beni onore ederek adeta bu tür yazıları yazmaya yeniden teşvik ediyor. Yazı biraz uzun ama ramazan ve pazar gününde keyifle okuyacağınızı ümit ediyorum:

İşte, İlhan ağabeyin giriş notu ile yıllar önce yazdığım İlhan Karaçay ağabeyin anılarında Erdoğan Demirören:'Dünyamızdan Ahiret'e göç eden ünlü dostlardan anılar' başlıklı seri yazıma ERDOĞANDEMİRÖREN DE EKLENDİ.

Ebediyete göç eden Abdullah Yüce, Zeki Müren, Bülent Ecevit, Barış Manço, Hulusi Kentmen, Berkant, Azer Bülbül, Müslüm Gürses, Yılmaz Güney-Tuncer Kurtiz ikilisi, Savaş Ay, Doğan Koloğlu ve Necmi Tanyolaç, Sadri Alışık, Çolpan İlhan ve Erol Büyükburç, Mehmet Ali Birand, Neşet Ertaş, Turgut Akyüz, Ahmet Sezgin, Aytunç Altındal, Nejat Uygur ve Ahmet Mete Işıkara ve daha birçok ünlünün bulunduğu anılarıma, ne yazık ki Erdoğan Demirören de katıldı.

Erdoğan Demirören, Hürriyet grubunu satın aldıktan sonra şöyle yazmıştım.
'Demirören İlhan Karaçay'ı işe alır mı?' sorusunun yanıtını bulmaya çalışalım.
Hoş, bu saatten sonra benim bir iş beklentim yok ama, yine de doğru cevabı bulmaya çalışalım.

Burada iki olasılık var. Biri sağduyulu bir karar, diğeri ise kızgınlık kararı.

Sağduyulu karar: 'İlhan Karaçay, başarıları ve becerileri ile tabii ki medyanın her alanında işe alınabilecek bir kapasiteye sahiptir.'

Kızgınlık kararı: 'Erdoğan Demirören, gizli aşk ilişkisini kanıtlayan İlhan Karaçay'ı işe almaz.'

Bu iki seçenekten siz hangisinde karar kırdınız acaba?

İki ay önce Mersin'e geldiğim zaman, Demirören ile anılarımın yer aldığı kitabımı İstanbul'daki adresine gönderdiğim Demirören'e iyi dileklerimi bildirmiştim.
Ne yazık ki, Demirören'in ölüm haberi hepimizi üzüntüye boğdu.

Şimdi gelelim rahmetli ile anılarımıza.

Gazetecilik deyince, anılar O'nda su dolu baraj gibidir. Dile kolay 1967 yılında başlayan serüvenin her anı dolu dolu günler, haftalar, aylar ve yıllar..

Olaylar ve insanlar.

Su dolu anılar barajının kapaklarından biri açılmaya görsün; coşkun sular gibi çağlayıveriyor İlhan Ağabey usta; Ardı ardına sıralanıyor, efsane sanatçılarla, sporcularla, gazetecilerle, dünyanın çeşitli ülkelerinde çeklilmiş, siyah beyaz fotoğraflarda kalan anıları... .

Bu yazacaklarım da o anı dolu barajdan en dikkate değer olanı:
Hürriyet gazetesinin 'tek adam' yönetimi ile yönetildiği yıllara doğru yöneliyor anı deryasında sular. O "tek adam" devri Rahmetli Nezih Demirkentli yıllardır.
İlhan Karaçay'ın muhabirlik becerisine çok güvenen Demirkent'in yakın dostları iyi bilir. Konu İlhan Karaçay olunca, bazen dostları ve meslektaşları ile bu konuda iddiaya da girermiş Demirkent.

Bu iddialardan söz ediyoruz. 'Nedir bunlar, nedir olaylar, yaşananlar, nerden kaynaklanıyor bu sonsuz güven İlhan Ağabey' diyorum:
1970'li yılların sonu 1980'li yılların başında, ünlü popstar Ajda Pekkan'ın ünlü bir işadamı ile yaşadığı aşk hikayesi, dönemin magazin basınında gündemde ilk sıradaki yerini koruduğu, fakat hiç bir gazetenin cesaret edip yazamadığı da ayrı bir gerçektir!
Yazacak olsalar bile ispat etmek için fotoğraf gerekir ki, kimse iş adamının korkusundan, yaptırım gücünden çekindiğinden, böyle bir şeye cesaret edemez. Patronlar muhabirlerine, "Bu ilişkiyi görüntüleyin" diye görev vermez/ veremez...
Bilinen fakat fotoğraflanamayan Ajda Pekkan ile ünlü işadamı ilişkisi, bilinse yazılsa bile fotoğrafsız ne işe yarar ki..
"Ben bu ilişkiyi fotoğraflatırım" diye iddiaya giren Nezih Demirkent, Ajda Pekkan'ın Eurovizyon Müzik Yarışması'na katılmak için gittiği Hollanda'nın Lahey kentinde, kendisiyle buluşacak olan ünlü iş adamı için İlhan Karaçay'a talimat verir: "İlhan, Ajda ile aşk ilişkisi olan iş adamı ...... Hollanda'ya geliyor. Kendisini havalanından al, Lahey'e götür, yakından ilgilen ve sonra da Ajda ile birlikte fotoğraflarını çek ve bana gönder. Bunu yapamazsan ceketini alırsın ve Hürriyet'ten ayrılırsın."

İşte, Ajda Pekkan ve ünlü işadamı ilişkisi

Erovizyonda derceceye gireceğimize kesin gözü ile baktığımız, " Petrol" şarkısını hatırlamayan yoktur. Ajda Pekkan Eurovizyon Şarkı Yarışması için Hollanda'ya gelir Ertuğrul Akbay ile İlhan Karaçay'ı bir kez de 1980'de Hollanda'da karşı karşıya getirmesi açısından, 'Kaderin cilvesi' olarak baktığım bu buluşmayı önemli buluyorum. .
Böyle olunca, Arjantin'de başlayan Ertuğrul Akbay ile İlhan Karaçay kapışmasının rövanşı Lahey'de kaçınılmaz olur...

O zamanlar Hürriyet'i 'Tek adam' olarak yöneten rahmetli Nezih Demirkent, Ajda ile aşk yaşayan ünlü bir işadamının tek kare fotoğrafı için neler dediğini yukarıda yazmıştım.
Unutanlar için bir kez daha hatırlatmakta yarar var. Rahmetli Demirkent Karaçay'ı telefonla arar ve direktifi verir: " İlhan; ünlü işadamı ....... bugün Hollanda'ya gidiyor. Havalanından al ve ilgilen. Sonra da bir ara Ajda ile birlikte fotoğrafını çek ve bana gönder. Bu işi yapamazsan ceketini alır ve Hürriyet'ten gidersin
ha ! "

Aldığı direktif doğrultusunda hareket eden Karaçay, işadamını havaalanından alır ve Lahey'deki otele götürürken işadamını da uyarmayı ihmal etmez:
"Ajda ile birlikte fotoğrafınızı çekeceğim ve Nezih beye göndereceğim. "
Bu sözler üzerine işadamı dudaklarını büküp, başını yukarı kaldırarak,
'Kesinlikle yapamazsın' anlamına gelen bir işaret yapar.
Karaçay da "Bak, ben bu fotoğrafı çekeceğim ve göndereceğim. Gerisine karışmam, gerisi size kalmış" der.

Ertesi gün, Lahey'deki otelde ünlü işadamı, Ajda Pekkan , İlhan Karaçay ve eşi otururken Ertuğrul Akbay içeri girer ve yanlarına gelir. Bu, Karaçay ile Akbay'ın arasında başlayacak ikinci yarışın başlama düdüğü olur adeta.

Eurozvizyon Şarkı Yarışması için Türkiye'den gelen kafilenin başkanlığını TRT'nin en ünlü spikerlerinden Bülent Özveren yapmaktadır. O yıllarda TRT Hollanda muhabirliği yapan Karaçay, Özveren'e, "Bak, bu Ertuğrul Ajda ile ne yapmak isterse bana bildir ha !" diye rica eder.

Karaçay, rakibinin, Ajda Pekkan'ı bir camiye götürüp dua ederken fotoğraf çekeceğini öğrenir.
"İyi bir işti" diyor Karaçay... Bunun karşılığında bir şey yapmak zorundadır Karaçay.
O da Ajda'yı alıp Hollanda'nın otantik kasabası Volendam'a götürmeyi planlar ve Bülent Özveren'den bu izni de kopartır.

Fakat evdeki hesap çarşıya uymaz Volendam'a Ajdayı götürme planı iptal olur. Bunun üzerine Karaçay hemen başka bir plan yapar. Volendam'a gönderdiği bir elemanına, Hollanda'nın milli kıyafetlerinden satın aldırıp otele getirmesini söyler. Otele yakın olduğu için, Ajda Pekkan'ı Minyatür Park Madurodam'a götürür.. Minyatür Parkta Ajda Pekkan'a Volendam'dan gelen milli kıyafetler giydirilir. Bir yığın fotoğraf çekilir. Daha sonra, konu müzik ve eurovizyon olduğu için, sokakta müzik yapan bir laternacı bulunur. Laternanın başında da Ajda Pakkan'ın boy boy fotoğrafları çekilir. Karaçay'ın fotoğrafları sadece Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmakla kalmaz. Başta Kelebek olmak üzere, Hafta Sonu, TV'de 7 Gün ve Gong dergilerinde birinci sayfadan yayınlanır...

Bütün bunlara rağmen henüz Ajda Pekkan'ın işadamı ile fotoğrafını çekmek için ortam ya da fırsat henüz olmamıştır.

Yarışma fiyasko ile sonuçlanmış, Ajda Pekkan'ın Petrol şarkısı en sonlarda bir yerlerde kendine yer bulmuştu.

Hiçbir gazetecinin fotoğraf çekmeye teşebbüs bile edemediği işadamı....., Ajda Pekkan, İlhan Karaçay ve eşi Jeanne ile, fiyaskoyla sonuçlanan yarışma sonrasında otelin barına gittiler. Barda işadamı ile Ajda da kederlerinden içtikçe içerler.
Karaçay alkolün etkisiyle kontrolü zayıflayan işadamına hitaben:
" ..... kardeş bir hatıra fotoğrafı çekilelim mi?"

Alkolün de etkisiyle işadamı cesurca : "Çekin anasını satayım..." der

Karaçay, o anda barda dolaşan Hürriyet'in foto muhabiri Zozo Toledo'ya,
"Zozo, gel bir fotoğrafımızı çek." der.

Zozo, "Çekmem abi" deyince, Karaçay tekrar işadamına seslenerek,"Söyle şuna bir fotoğrafımzı çeksin".

İşadamı, "Çek lan Zozo" der.

Zozo, "Abi şimdi sarhoşsun, yarın ayıkınca anamı bellersin" dese de
fotoğraflar çekilir, Ajda Pekkan ile ünlü işadamı aynı karede görüntülenmiştir..

Rahmetli Demirkent'in direktifi yerine gelmiş, Ertuğrul Akbay bir kez daha atlatılmıştır. Sıra, filmi İstanbul'a göndermeye gelmiştir. Karaçay aynı gece Schiphol Havalimanı'na gider ve zarfı kargoya verir.

Ertesi gün sabah otelde, İlhan Karaçay Ajda ile TRT için çekim yaparken, işadamı da Karaçay'ın eşi Jeanne'ye Türkiye'deki mal varlıklarını anlatmaktadır..

Karaçay röportajı bitirip geri döndüğünde, işadamımızın yatırımlarının hikayesi Eskişehir'de devam ediyordu.

İşadamı, Karaçay'a, "Dün ne oldu Karaçay, fotoğraf çekildi mi?" diye sorar.

Karaçay, "Fotoğraf çekildi ve dün gece kargoya verildi" deyince, işadamı hemen İstanbul'u arar. Yaveri Ali Üstün'e verdiği talimat aynen şöyledir: "Bugün gazeteleri dolaşın. Benim ile Ajda'yı görüntüleyen fotoğraflar gitmiş. Çaresine bakın!"

Rahmetli Nezih Demirkent, ertesi günün akşamı Hafta Sonu gazetesinin birinci sayfasını tamamen o fotoğraflarla doldurur. Manşet oldukça manidardır: .
"İlhan Karaçay, ünlü işadamı ve Ajda Pekkan'ı işte böyle görüntüledi."

İşin ilginç yanı, o gazeteden ancak 100 adet basılmasıdır. Nezih bey, sırf iddia kazanmak için bunu yapar. Zaten gazetenin sahibi Erol Simavi bile işe müdahale etmek için baskı sırasında gazeteye bile gelir. Ama Demirkent baskıyı durdurmuştur bile.

Aynı akşam Anadolu'ya gazete götüren tüm kamyonlar durdurlur Anadolu baskıları erken basıldığı için gazeteler erkenden yola çıkmıştır. Zira, o yıllarda gazetelerin dağıtım, nakil işleri de o ünlü işadamının firmaları tarafından yapılıyordu.

Eurovizyon sonrasında İstanbul'a giden İlhan Karaçay, foto muhabiri Zozo ile Hilton'da karşılaşır. Zozo, "Ooooo İlhan bey, hoş geldin. Hoş geldin ama, işadamı .... abi seni bekliyor. Çekmecesinde Haftasonu gazetelerinin hesabını soracak" diye devam eder.
Karaçay ünlü ve gizemli işadamı ile buluşur ama en medeni ölçüler içinde ağılanır.

Son olarak; "Kimdi İlhan ağabey o ünlü işadamı?" diye soruyorum

Karaçay yine, "Yavuz!... Yavuz! " diye adımı iki kez arka arkaya söylüyor.
Belli o ismi vermeyecek.
Benim, "Ama gazeteci olarak bulmam hiç de zor değil abi" sözüm üzerine İlhan Karaçay; "Yavuz, bunları anlatırken amacım, birilerini deşifre etmek değil, paparazilik yapmak değil. Ben sana gazeteciliğin güzel ve hoş anlarını anlatıyorum" der.

Şimdi devir değişti. Karaçay'ın açıklamadığı o işadamının ismi, şimdilerde sosyal medyada dillendi bile. Internet sayfalarında, Ajda Pekkan ile ilişkisi olan o işadamının, bugün Beşiktaş'ın Başkanı olan Yıldırım Demirören'in babası Erdoğan Demirören olduğu ilan edildi bile. Bu nedenle, İlhan ağabeyin açıklamadığı ismin, benim burada açıklamamın ekstra bir zararı olmayacaktır.

Bakın, Ekşi Sözlük web sayfasında bu konuda hangi satırlar var:
" Erdoğan Demirören. Bir dönemler Ajda Pekkan'la büyük bir aşk yaşadığı dedikoduları ile cemiyet dünyasını sarsan eski kurt, şimdi ise eşinin dizinin dibinden ayrılmayan süt dökmüş kedi misalidir, yaşlanıp, torun torba sahibi olduğundandır herhalde...."

Bu öyküde de Karaçay'ın nasıl bir gazeteci olduğu, o dönemlerde bir fotoğraf karesinin bile ne şartlarda ve zorluklar içinde gönderildiğini düşünecek olursak, bugün dijital makineler, diz üstü bilgisayarlar, cep telefonları kameralar, internet ile anında haber, fotoğraf ve video görüntüleri dünyanın öbür ucuna ulaşmakta.

LAPİS