Kelepirci 60

Amerikan müesses nizamı Trumpizme karşı: Mueller soruşturması

Amerikan müesses nizamı Trumpizme karşı: Mueller soruşturması
10 Mayıs 2018 Perşembe, 22:50 Başkanlık seçimlerine Rusya’nın Trump lehine müdahalede bulunduğu iddialarını soruşturmak için Adalet Bakanlığı tarafından özel yetkili savcı olarak atanan Mueller tam bir yıldır Trump’ın canını en çok sıkan isim.

- İSTANBUL // EDİP ASAF BEKAROĞLU -



Donald Trump, ABD Başkanlık yarışına girdiği günden itibaren tartışmaların odağında. Kimilerine göre Trump, Amerikan halkının çıkarları adına Amerikan siyasi elitine meydan okuyan, sessiz yığınların sesi olan, gerçekleri dosdoğru söyleyen bir lider. Diğerlerine göre ise kendi çıkarları için Amerikan halkını manipüle eden, gerçekleri çarpıtan, hatta her fırsatta yalan söyleyen, Amerikan başkanı olmayı hak etmeyen bir demagog. İkinci grup Amerikan medyasında ve popüler kültüründe çok etkili olduğu için, Trump'ın görevi kötüye kullanmak suçlaması (impeachment) ile er ya da geç görevden alınacağına dair yaygın bir beklenti de var. Bu beklentinin ümit bağladığı isim ise Robert Mueller.

2016 Başkanlık seçimlerine Rusya'nın Trump lehine müdahalede bulunduğu iddialarını soruşturmak için Mayıs 2017'de Adalet Bakanlığı tarafından özel yetkili savcı olarak atanan Mueller tam bir yıldır Trump'ın canını en çok sıkan isim. Hatta Trump'ın Mueller'i görevden almak istediği ve bundan dolayı Adalet Bakanı Jeff Sessions dahil kendi ekibiyle istifa restleşmelerine dönen fikir ayrılıkları yaşadığı da sır değil.

Her ne kadar Trump bu soruşturma sürecine karşı rahat görünmeye çalışıp gerekirse Mueller'e sözlü ifade vermeye bile gidebileceğini söylese de, Başkanın hukuk kurmayları bunun büyük bir hata olacağı kanaatindeler. Geçen hafta Salı günü New York Times tarafından yayımlanan Mueller'in Trump'a yöneltmek istediği soru listesi sonrasında kamuoyunda da bu algı yaygınlaşmış durumda. Mueller'in basına sızan soruları hakkında şimdiye kadar taraflardan yalanlama gelmedi. Öte yandan Trump, Mueller'i "cadı avı" yapmakla suçluyor. Başkanın hukuk ekibine yeni katılan ve Stormy Daniels davasında Trump'ın para aktarımı yaptığını söyleyerek tüm dikkatleri üzerine çeken New York eski belediye başkanı Rudy Giuliani ise Mueller'e birebir sözlü ifade verilmeyeceğini, jüri önünde ifadeye çağrısına icabet etmek zorunda olmadıklarını, gitseler bile cevap vermeme hakkını kullanacaklarını ifade etti. Özel avukatı Michael Cohen'in evi, ofisi ve otel odasının FBI tarafından aranması sonrasında Trump'ın ifade vermekten tamamıyla vazgeçtiği söyleniyordu zaten. Kısacası diğer davalarla bir arada düşünüldüğünde Mueller soruşturmasının Trump etrafındaki çemberi iyice daralttığı söylenebilir.

Basına sızan bu sorular aslında Mueller'in ve Trump'ın şahsında somutlaşsa da onları aşan iki farklı siyaset ve hükümet anlayışının kavgasını yansıtıyor. Soruların analizini yapmadan önce Mueller soruşturmasının tarihini kısaca vermekte ve hikayenin baş kahramanlarını tanıtmakta fayda var.

Yönetmek için doğanlar

Varlıklı ailelerin çocukları olan ve baştan beri yönetmek için yetiştirilen Trump ve Mueller kendilerinden bekleneni fazlasıyla vermişler. Mueller 2001'de George W. Bush'un önerisi ve Senato'nun oybirliği ile FBI Direktörü olarak atanmış. Atanmasının hemen akabinde 11 Eylül saldırıları olmasına rağmen FBI'ın efsane direktörü Edgar Hoover'dan sonra en uzun süre görev yapan direktör olarak tarihe geçmiş. 2011'de görev süresi dolmuş ama Obama'nın ricası ile 2 yıl daha göreve devam etmiş. Trump ise hayallerinin ötesine geçerek ABD başkanı olmuş. 2017'de Mueller ABD'nin en güçlü adamını soruşturan kişi olarak tekrar sahneye çıkmış.

İlginç bir şekilde bu kadar farklı dünyaları temsil eden Trump ve Mueller, üniversite bitene kadar çok benzer bir çizgiden geçmişler. 1940'lı yıllarda New York'un seçkin ailelerinin çocukları olarak dünyaya geliyorlar ve alfa erkeği olmak, yönetmek için yetiştiriliyorlar. Her ikisi de özel erkek liselerinde okuyor. Hani şu Amerikan filmlerinde görmeye alışık olduğumuz, sırtından okul takımının ceketini eksik etmeyen, havalı saçlarıyla grup halinde takılan popüler tipler. Daha sonra her ikisi de Ivy Lig üniversitelerine gidiyor. Ama buradan sonra yolları tamamen ayrışıyor. Mesela Mueller, Vietnam Savaşı'na katılmak için orduya yazılıp Vietnam'a giderken, Trump gitmemek için raporlar alıyor. Veya Mueller, daha fazla zenginliği değil kamu görevi yapmayı tercih ederken, Trump, zenginliğine zenginlik katmak için her fırsatı değerlendiriyor. Mueller, yaptığı her işi en iyi şekilde yapmasına rağmen gözlerden uzak dururken, Trump hep göz önünde olmayı seviyor. Aile hayatları da beklendiği gibi: ilki, üniversiteden hemen sonra kendi gibi elit bir aileden olan kız arkadaşıyla evlenip bir ömür geçiriyor, diğeri ise ömrüne üç evlilik ve bir dolu playboy hikayesi sığdırıyor. Siyasetle ilişkilerine gelince... Mueller tipik bir "WASP" (Beyaz-Anglosakson-Protestan) olarak aileden Cumhuriyetçi ve hep öyle kalıyor, ancak siyasi kariyer yapmayı hiç denemiyor. Trump ise siyaset yapmayı öteden beri istemiş, ama nerede yapacağı konusunda kafası hep karışık olmuş; Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti arasında defalarca gitmiş gelmiş, 2000'de Reform Partisi adı altında başkanlık seçimine bile girmek istemiş.

Soruşturmanın tarihçesi

Aslında ikilinin yolları soruşturma başlamadan kısa bir süre önce kesişmiş. Mayıs 2017'de James Comey'i görevden alan Trump, yeniden FBI direktörü olması için Mueller ile görüşmüş, ama olumlu yanıt alamamış. Mueller bu görüşmeden birkaç gün sonra ise Trump'ın 2016 seçim kampanyası sırasında Rusya ile işbirliği yapıp seçimlerin akıbetini kendi lehine çevirdiği iddialarını soruşturmak üzere 17 Mayıs'ta özel yetkili savcı olarak atanıyor.

Mueller'in cevap aradığı sorular gayet net: (1) 2016 başkanlık seçimlerine Rusya'nın herhangi bir müdahalesi var mı? (2) Trump kampanya ekibinin Ruslarla bir koordinasyonu oldu mu? (3) Bu süreçte herhangi bir suç işlendi mi? İddialara göre Ruslar sosyal medya mecraları üzerinden Amerikan seçmeni üzerinde algı operasyonları yapmakla kalmamış, Kremlin'le bağlantılı internet korsanları Hillary Clinton dahil olmak üzere Demokrat Parti'nin üst düzey yöneticilerinin e-maillerini ele geçirmiş ve hatta Amerika'nın bazı eyaletlerinin elektronik oy verme mekanizmalarını hacklemişler. Dahası bu süreçte Rus yetkililer ile Trump kampanyasının üst düzey isimleri arasında temaslar olmuş. Bu temaslardan en çarpıcı olanı ise 9 Haziran 2016'da Trump Tower'da gerçekleşen toplantı. Burada Trump'ın oğlu, damadı ve kampanya yöneticisi Paul Manafort Kremlin bağlantılı kişilerle buluşup Clinton e-mailleri de dahil olmak üzere belli konularda görüşüyorlar.

FBI zaten Temmuz 2016'dan itibaren Trump kampanyası ile Rusya arasındaki ilişkiyi resmi olarak soruşturmaya başlamış ve bu çerçevede Trump kampanya şefi Manafort, dış politika başdanışmanı Carter Page, kampanyanın dış politika danışmanlarından George Papadopoulos ve Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn gibi isimlerle görüşmeler yapmıştı. Her ne kadar Trump, FBI'ın bu soruşturmalarından rahatsız olup Comey'i görevden alsa da Mueller FBI soruşturması yeterli olgunluğa oluştuktan sonra özel yetkili savcı olarak atanıyor. Kendisi de bir yıl boyunca Trump kampanyasının önemli isimlerinin ifadesini alıyor. Bu süreçte Manafort, Papadopoulos ve Flynn FBI'a yalan söylemekten ve diğer bazı konulardan suçlu bulunuyor. Yani Mueller'in elinde hem kendisinden önce FBI'ın yürüttüğü soruşturma verileri var hem de bir yıl boyunca kendi topladığı veriler ve Trump'a çok yakın kişilerden aldığı ifadeler var. Bu çerçeveden bakıldığında medyaya sızan soruların Trump açısından ne kadar tehlikeli olduğu daha iyi anlaşılabilir. Çünkü Trump, Mueller'in neyi, ne kadar bildiğini bilmiyor.

49 soru

Mueller'in soruları dört gruba ayrılıyor: (1) Eski Milli Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'in Rusya ile ilişkilerine dair sorular, (2) Eski FBI Direktörü James Comey'nin görevden alınması ile ilgili sorular, (3) Adalet Bakanı Jef Sessions ile Trump'ın inişli çıkışlı ilişkisi hakkında sorular ve (4) Seçim kampanyasında Rusya ile koordinasyon iddiaları ile ilgili sorular. Genel olarak bakıldığında soruların iki önemli özelliği göze çarpıyor. Öncelikle büyük oranda adaletin işlemesine engel olmakla ilgililer ve Mueller bunu gayet geniş yorumluyor. Özellikle Comey ve Sessions ile ilgili soruların amacı ABD sisteminin en önemli özelliği olan güçler ayrılığının Trump tarafından hiçe sayıldığını, yani Trump'ın Amerikan demokrasisine saygı duymadığını göstermek. Diğer yandan, sorular "şu konuda ne biliyordun?" veya "bunu ne zaman öğrendin?" kalıbını aşan, "ne düşünüyordun?" diye de ekleyen bir içeriğe sahip. Yani Mueller sorguladığı kişinin suç işlemeye meyyal bir kafa yapısına sahip olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Bu iki dikkat çekici özellik yanında, yaygın bir sorgu tekniğinin Mueller tarafından da kullanıldığını görüyoruz. Soruların önemli bir kısmı başkalarının da şahit olduğu olaylarla ilgili. Ve bu başkalarının bazıları Mueller'le görüştü veya işbirliği yaptı. Dolayısıyla Trump söyleyeceği ufak bir yalanla bütün kontrolü Mueller'e kaptırabilir.

Her ne kadar sorular yer yer ayrıntıya inse de, genel çerçeveye baktığımızda Amerikan yerleşik siyasi kültürünü temsil eden Mueller'in bu siyasi kültüre tehdit olarak algılanan Trump tarz-ı siyasetine bir hamlesi var. Yani soruşturma Mueller ve Trump'ın ötesinde bir anlama sahip. "Trumpizm" yerleşik kurumları önemsemeyen, yönetim anlayışı kişisel ve keyfi, marifeti ise demagoji olan bir siyaset tarzı. Mueller'in temsil ettiği Amerika ise bu siyaset tarzının dışarıda Amerikan çıkarlarını zedelediği, içerideyse toplumu tehlikeli derecede kutuplaştırdığı ve Amerika'nın kurumsal birikimini tükettiği kanaatinde. Başkanı görevden almaya giden anayasal süreçler düşünüldüğünde bu soruşturmanın Trump'ı görevden almakla sonuçlanacağını beklemek halen zor. Trump'ın yargılanma süreci bir şekilde başlasa bile, seçmen desteği devam eden ve partisi Kongre'de çoğunluğa sahip olan bir başkanın görevden alınması pek mümkün değil. Bu soruşturmanın Trumpizme darbe vurup vuramayacağını ise Kasım 2018 ara seçimlerinde Amerikan halkının tepkisine bakarak hep beraber göreceğiz. Ama her halükarda Trumpizmin bir miktar sınırlanacağını bekleyebiliriz.

[Siyaset biliminde doktora derecesine sahip olan Doç. Dr. Edip Asaf Bekaroğlu Princeton Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır]