Kelepirci 60

Hitler’in yıkılışına sebep olan İsmet İnönü unutuldu!

Hitler in yıkılışına sebep olan İsmet İnönü unutuldu
14 Şubat 2020 Cuma, 21:39 Auschwitz Kampı’nın kurtarılışı anıldı ama, Hitler’in yıkılışına sebep olan İsmet İnönü unutuldu. Hollanda Başbakanı Rutte’nin 75 yıl sonra Yahudiler’den özür dilemesi eleştiri konusu oldu.

 İlhan KARAÇAY bir nankörlüğü hatırlatıyor:


Hollanda Başbakanı Rutte anma töreninde

Nazi döneminde bir milyonu aşkın Yahudinin öldürüldüğü Auschwitz kampının Sovyet birliklerince kurtarılmasının 75'inci yıldönümü dün törenlerle anıldı ama, Hitler'in yıkılışına sebep olan İsmet İnönü unutuldu.

Unutulmak mı yoksa inkâr ve nankörlük mü olduğundan şüphe ettiğim bu gerçeği,  dönemi yaşamış olan Hollandalı kayınbabamdan bile duymuştum.

İsterseniz önce, dün dünyanın dört bir yanında anılan kurtarılış haberlerine bakalım, sonra da İnönü konusuna girelim.

İnsanlık tarihinin en kara dönemlerinden birine tanıklık eden ve Hitler döneminde Yahudi Soykırımı'nın sembolü olan Auschwitz Kampı'nın Sovyet ordusu tarafından kurtarılmasının 75'inci yıldönümü tüm dünyada anıldı.

Polonya sınırları içindeki Auschwitz, 1945'in 27 Ocak günü, Nazilere karşı savaşan Sovyet ordusu tarafından kurtarılarak, boşaltılmıştı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler'in yönetimindeki Nazi Almanyası döneminde, başta Yahudiler olmak üzere, eşcinsel, siyasi suçlu ve zihin engelli milyonlarca kişi, bir dizi toplama kampında öldürüldü. Nazilerin işgal ettikleri Polonya'da, 14 Haziran 1940 tarihinde açılan Auschwitz, bu kampların en büyüğü olarak biliniyor; belgelere göre sağ çıkamayanların ve çoğu gaz odalarından öldürülenlerin sayısı ise yaklaşık 1 milyon 100 bin.

Nazilerin 1933-1945 yılları arasında toplam 6 milyon Yahudi'yi öldürdüğünden yola çıkılıyor. Birleşmiş Milletler, 2005'te aldığı bir kararla 27 Ocak'ı 'Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü' ilan etmişti.

Hollanda'da yapılan anma töreninde ilginç bir özür dileme olayı yaşandı. Hollanda Başbakanı Rutte, 75 yıl boyunca hiçbir Hollanda Başbakanı'nın uygun görmediği özür dileme zaafiyetini göstermesi, özellikle sol düşünceye sahip olanlar tarafından 'Gereksiz bir davranış' olarak nitelendi.

Hollanda Başbakanı Rutte, 'Hollandalı memurlar Alman işgalcilerin emirlerini gönüllü olarak yerine getirdi'diyerek, Soykırım'dan hayatta kalan son temsilcilerden, dönemin Hollanda devletinin yaptıklarından dolayı, daha da önemlisi Yahudi vatandaşlarını korumamasından dolayı özür diledi.

Şimdi gelelim, benim Hollandalı kayınbabamın bile takdir ettiği gerçeğe:
Önce aşağıdaki habere bir göz atalım:

Hitler'in İnönü'ye Mektubu ve İnönü'nün Yanıtı

1941 yılına gelirken İtalya, Yunanistan'ı işgal etmiş, Balkanlardaki Alman işgali ise giderek yayılmaktaydı. Almanya tarafından uygulanan politik baskının yanı sıra faşist orduları da sınırlarımıza dayanmıştı. Türkiye bütün askeri gücünü Trakya ve İzmir'e yığmış, Meriç Nehri üzerindeki bütün köprüleri uçurmuş vaziyette faşist Almanya'nın taleplerine direnmeye çalışıyordu.

Türkler olası bir Alman saldırısı için tetikte beklerken, 1 Mart 1941'de Hitler, İsmet

İnönü'ye bir mektup yollar. Nazik bir üslup içerisinde yazılmış bu mektupta bazı önlemler için Bulgaristan'a gidecek Alman askeri birliklerinin, Türkiye tarafından bir tehdit olarak algılanmaması isteniyordu:

"Size resmen bildiririm ki, Almanya'nın bu önlemleri hiçbir şekilde Türkiye'nin toprak bütünlüğüne veya siyasi yapısına yönelmiş değildir. Aksine, birlikte yürüttüğümüz büyük ve hayati savaşın ve bu savaşı izleyen ıstıraplı yılların hatıralarıyla dolu olarak size Almanya ve Türkiye arasında gerçek dostluğa dayanan bir iş birliği için gelecekte dahi bütün koşulların var olduğuna kesin olarak inandığımı belirtmek isterim."

İki ülkenin ekonomik açıdan birbirlerine gereksinimleri olduğunu vurgulayan Hitler, mektubunu bitirirken nazik üslubunu bir kenara bırakıp çok açık bir tehditle Türkiye'ye gözdağı verir:

"Bu bakımdan ben şimdi olduğu gibi gelecekte de, Almanya ile Türkiye'yi karşı karşıya getirebilecek hiçbir sebep olmayacağı görüşündeyim. Bu düşüncelerle, Bulgaristan'da ilerleyen Alman birliklerinin, Türk sınırlarından, orada bulunmalarının amacı hakkında yanlış bir yorumda bulunulmasına meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim. Şu kayıtla ki, Türk hükümeti, bizi, bu tutumumuzda bir değişiklik yapmağa zorunlu kılacak önlemlere girişmesin.

Adolf Hitler"

İyi dileklerle biten bu mektubu alan İsmet İnönü, 12 Mart 1941 tarihinde Hitler'e bir yanıt gönderir. İsmet İnönü, kendisine gönderilen mektuptan dolayı memnuniyetlerini belirttikten sonra sözü Türk- Alman dostluğuna getirir. Ancak Hitler'in tehdit kokan açıklamalarına üstü kapalı olarak değil, aynı açıklık ve sertlikte yanıt verir:

"Türkiye, toprak bütünlüğüne ve tamamiyetine şu veya bu devletler grubu arasındaki siyasi-askeri kombinezonlar açısından bakamaz ve kutsal dokunulmazlık (mukaddes masuniyet hakkı) hakkının herhangi bir yabancı devletin kazanacağı zafere göre yorumlanmasını kabul edemez. İşte bu sebepledir ki, milli egemenliğine yönelecek her saldırıya karşı koymaya azimlidir.

İsmet İnönü"

İsmet İnönü, Hitler'in tehdidini aynı dille geri çevirdikten sonra Alman birliklerinin Türkiye açısından bir tehlike yaratmayacağı konusundaki güvenceden büyük memnuniyet duyduğunu, Alman birlikleri Türkiye'yi zorunlu bırakmadıkça Türk birliklerinin de Almanlara karşı bir eylem içinde olmayacaklarını belirtir.

Bu mektuplaşmadan kısa bir süre sonra 18 Haziran 1941'de Türkiye ile Almanya arasında Dostluk Anlaşması imzalanır. İnönü bu anlaşmayı "Hitler, Türkiye'nin Trakya'daki yığınağını gördükten sonra, Türkiye'ye saldırıyı bir sonraki aşamaya erteledi" şeklinde yorumlamıştır.

URAL DAĞLARI

Hitler, Rusya'ya rahat girebilmenin tek yolunun Türkiye'den geçeceğini biliyordu. Ama İnönü, yapılan nazik (!) yazışmalar sonunda bu geçişe izin vermedi. Hitler için Rusya'ya girmenin tek yolu Ural dağlarıydı. Ne var ki, Hitler'in ordusu Ural Dağları'nın soğuğuna dayanamadı. Kırılan Hitler ordusu, Amerika ve İngiltere'nin desteği sayesinde Rusyaya giremedi ve savaşı kaybett.

Dönemi yaşamış olan Hollandalı kayınbabamın, o zamanlar tüm dünyada konuşulduğu sanılan bir gerçeği bilmesine rağmen, bugün bu gerçeğin dile getirilmemesi, hakikaten bir inkâr ve nankörlük olmalıdır.

Haber Dükkanı
Haber Dükkanı büyük