BARIS PINARI HAREKATI
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Suyun üzerinde yüzen yağ damlaları

info@haberdukkani.com 06 Ekim 2019 Pazar

Yaşadıkça, güzelliklerden zevk alan birisi olmaktan çıkıp, işin ehli olmaya, her alanda ve her koşulda tam da yaşamı göğüslemeye başlamışken, birden bire yaşlandığınızın farkına varırsınız; yine de en ufak şeylerin dahi günlerinizin rüzgarsız sakinliğinde mutluluğa dönüşebildiğini duyumsarsınız!

Arzuladığınız her şeyin kader tarafından verilmesine, bunun ötesinde bir şey talep etmemeye alışıyor olmanın heyecan eksikliğini ve yaşamınızın canlılığını yitirdiğini kavrayabilirsiniz.

İlginç olan, artık acı çekmeye bile gücünüzün kalmamış olduğunun farkına varamıyor oluşunuzdur.

İçinizin ne kadar kayıtsız, ne kadar ölü olduğunu çevrenizden gizlemeye çalışıyor olmak zaman zaman eğlendirici gelse bile, yaşamınızı tek düzelikten kurtaramazsınız.

Hiçbir çaba sarfetmeden rüzgarın deryadaki yelkenliyi sürüklemesi gibi, yaşamın sizi taşıması, zaman zaman dostların ziyaretleri, pekçok anılarınızın yeniden canlanması, güncel yaşamdan kurtulup başka bir aleme erişmenizi sağlar. Böylece çoktan ölmüş bir ruhun biraz olsun huzura ermesi mümkün olabilir.



Ayıkken kontrolünü kaybetmiş sarhoş toplumu izlemek, eğlenceli olduğu kadar dehşet uyandıracak kadar da korkutucudur. Bu korku girdabı her insanı gelecek endişelerine sürükler. İçinde yaşadığınız toplumun kontrolden çıkmış sarhoşlara dönüştüğünü görmek ve onlarla birlikte yaşamak zorunda olmak, her aklı başında insanın uykularının kaçmasına neden olur.

Tarifi mümkün olmayan yalnızlık içinde, aniden alevlenen bilincin meşalesinin ışığında hayatın içinde yüzbinlerce insanın kahkahakarına, sohbetlerine tanık olmak ve işte tam da o anda, kendi içinizdeki "kayıp insan"ı aramak, yaşamın gizemli patikalarında yılları taramak, hayatın körleşmiş, tozlanmış aynasında kaybolup gittiğini sandığınız yaşam kesitlerini görmek sanıldığından çok daha yorucu ve yıpratıcıdır.

Yüreğinizdeki bütün çiçeklerin çoktan solup öldüğünü bildiğiniz bir döneminizde, damarlarınızdaki kızıl kanla beslenerek yeniden umut çiçeklerinin açtığını duyumsamaya başladığınız anda hangi yaşta olduğunuzun hiç önemi yoktur.

Acıyı, korkuyu, dehşeti, arzuyu, sevgiyi, hasreti ya da pişmanlıkları tek başlarına ayrı ayrı hissedemezsiniz ama tümünün bütünleşmiş haliyle içinizde yeniden yeşerip çiçek açan umudunuza güç ve renkler kattığını algılarsınız. Nefes aldığınızı hissettiğinizi sezmeye başlar, belki de yıllardır uzak kaldığınız yaşama yeniden dönersiniz.

Bazı zamanlar vardır ki; tesadüfe boyun eğmekten de haz alınır, sakin bir insan denizinde öylece akıp gitmenin karşı konulmaz cazibesine kapılırsanız eğer; siz o anda yapayalnız bir insansınız demektir. Hiçbir doktor reçetesinde yer almayan bu ilaç devadır ama bunu kendiniz bilemeyeceğiniz gibi, ne sözde sizi çok iyi tanıdığı iddiasında olanlar, ne en yakın çevreniz dahi bilemezler. Oysa ki siz, sakin bir insan denizinde suyun üzerindeki bir yağ damlası gibi herkesten ayrı yüzüyorsunuzdur.

Modern dünyanın geri kalmış demokrasilerinde cehalet partileri ile dilenci tarikatlarına çokça rastlanır. Çünkü, böyle toplumlar çağını yakalayamamış geniş ve karmaşık halk kitlelerinden oluşurlar. Böyle ülkelerin demokrasilerinde en çok oyu toplayan siyasi partiler cehalet partileridir. Ve yine böyle toplumlarda inanılması çok güç servetler dilenci tarikatlarında toplanır.

Geri kalmış toplumların halkları sanatçılarını, bilim insanlarını ve aydınlarını benimsemezler; sempati yerine antipati duyarlar. Özenle koruyup gelişmelerini sağlamak yerine bir böcek gibi ezmeyi yeğlerler ve bundan gizli bir haz alırlar. Benimseyip takdir etmek yerine dışlarlar. Onlar hırçın, agresif, küstah ve saldırgan insan denizinde suyun üzerindeki yağ damlaları gibi herkesten ayrı yüzerler.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI