Kelepirci 60
İlhan KARAÇAY
İlhan KARAÇAY

Yine Haçlı ruhu!

04 Mayıs 2020 Pazartesi

Peşin hükümlü, 'Türk düşmanı medya', 7'den 70'e 83 milyon vatanseverin coşkulu gösterilerini görmezden geldi

Batılıların Türkiye'ye ve Türklere karşı hep 'Haçlı Ruhu' ile davrandıklarını sık sık yazmışımdır. Batı medyasının da, Türkiye ve Türkler aleyhine haberleri ayyuka çıkardığını, Türkiye ve Türkler için iyi haberleri de görmezden geldiğini ileri sürmüşümdür.
Bunun son örneğini geçtiğimiz 23 ve 24 nisan günlerinde gördük.
Malumunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 100'üncü kuruluş yıldönümünü kutladık.
Koronavirüs salgını nedeniyle yapamadığımız törenler için üzüldük ama, 7'den 70'e 83 milyon vatansever Türk'ün balkonlarında sergiledikleri coşkulu gösteriler ile de çok sevindik.
Aslında, Dünya Rekorlar Kitabı'na girecek bir kutlama katılımı oldu.
Bu katılımdaki çoluk çocuklu sevimli gösteriler aslında dünya çocukları için de önemli bir haberdi. Ama ne var ki, Batı medyası bu güzellikleri görmezden geldi.
23 ve 24 Nisan günleri Batı medyasını dikkatle izledim. Bizleri sevince garkeden gösteriler, birkaç cılız haber dışında hak ettiği bir şekilde yayınlanmadı.
53 yıldır yaşadığım Hollanda'da da durum aynıydı. Gözlerimin aradığı haberleri göremeyince şaşırmadım. Zira, Haçlı Ruhu'un Hollandalılar'ı da nasıl etkilediğini çok yazmışımdır.

Aslında, Hollanda yönünden beni mutlu eden bir gelişme yaşanmıştı. 100'üncü yılın dünya medyasına nasıl yansıdığını googlede ararken, Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı  Erik Weststrate'nin mesajını gördüm.
Kendisiyle Mersin'de yapılan bir Van Gogh yarışması etkinliği sırasında tanıştığım Weststrate, balkon gösterilerine hazırlık yaparken, milli marşımızı Hollandaca diline çevirdiğini de yazmıştı. Tercümesi gerçekten çok zor olan milli marşımızı mükemmel bir şekilde tercüme etmiş olan Weststrate'nin bu davranışını aynı gün Facebook'ta yayınladım.
Böylece hepimizin yüreğine bir nebze su dökmüş olan Weststrate'ye teşekkürlerimizi sunuyorum. (Tercümeyi altta sunuyorum)

KABAHAT KİMİN?

Şimdi, daha önceleri de çok defa şikâyetçi olduğum tanıtım ve lobi yapamama zaafiyetimize yeniden değinmek istiyorum.
Peşin hükümlü ve Haçlı Ruhlu Batı medyasının takınacağı tavrı bildiğimiz halde, demokrasimizin 100'üncü yılını kutlamadan önce, devletimizin tanıtım ve lobi oluşturma konusunda bir girişimi neden olmadı?
Tüm dünya kamuyoyu için çok ilginç bir gelişme sayılacak olan kutlamalarımız için, Batı medyasına haber ve ilan koyduramadığımız gibi, medya mensuplarını ve hatta politikacıları neden davet etmedik?

Bu konudaki eleştirimi uzatmak istemiyorum. Zira eksikliğimiz hep aynı eksiklik. Bir gün bunun önemi anlaşılır inşallah!

İSTİKLAL MARŞIMIZIN HOLLANDACASI...

Milli mücadele şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtasını, birey ile bayrağı arasındaki diyalogun önemine binaen Hollandaca olarak sunuyorum.
Dostlarınıza gönderiniz.
 

Vrees niet, o rode banier
Die wappert op deze horizonten
Zolang de laatste haard die boven dit land rookt niet is gedoofd
Is hij de ster van mijn volk die zal stralen.
Hij is alleen van mij, en van mijn volk

Frons je gezicht niet zo, jij terughoudende halve maan!
Lach toch eens naar mijn heldhaftige ras!
Wat is dit voor een geweld en woede?
Anders komt ons vergoten bloed jou niet toe...
Vrijheid is het recht van mijn godvrezende volk!

İstiklal Marşı (İlk iki kıta)

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!



MSoldaki fotoğrafta, bu çeviriyi yapan, Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Erik Weststrate'yi, büyükelçilikte görevli Eray Ergeç ve eşim ile birlikte, Mersin'deki bir etkinlikte görüyorsunuz. Sağda: Mehmet Akif Ersoy.

***

Sonradan üzülecek hareketlerde bulunmamak...

Sevgili Okurlarım,
Sosyal medyadan birkaç gün uzak durdum.
İnsanlık tarihinde az görülen bir felaket yaşamakta olmamıza rağmen, bazı dostlarımın ve tanıdıklarımın siyasi tartışmaları beni çok üzdüğü gibi şaşırtıyor da...
Çok mülayim sandığım bazı dostlar, beni hayal kırıklığına sevkediyorlar. Spor takımı taraftarı gibi, siyasi parti taraftarlığı yaparken çirkinleşiyorlar.
Ben arada bir 'Yapmayın kardeşler' gibisinden uyarılarda bulunuyordum ama artık bunu da yapmaz oldum.
Çirkinlikleri izlerken, üzülmemeye ve hatta kahkaha atmaya çalışıyorum.
Mülayimliğin yanında, akıllı ve toleranslı sandığım bu dostlar, yaptıkları çirkinlikler ile pek çok kişinin kalplerini kırıyorlar. Böylece de puan kaybediyorlar.
Siyasette koltuk kapma sevdası olanlar için bir diyeceğim yoktur.
İstediklerini elde edebilmek için her türlü yağcılığı yapmaları da siyasetin bir cilvesidir.
Ben hiçbir siyasi tartışmaya veya yoruma, lehte veya aleyhte bir tık bile yapmıyorum.
Siz de öyle yapın emi?
Şimdilerde kimin ne kadar yaşayacağı belli değil.
Zaten kararmış olan yaşamınızı daha da karartmamak ve sonunda pişman olmamak için fanatikliği bırakınız.
Sevgi ve selamlarımla...
İlhan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük