Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Adem ile Havva'dan kalan...

info@haberdukkani.com 29 Eylül 2010 Çarsamba

Aşk tarafların birbirlerinden hoşlanmaları, delicesine arzulamaları değildir. İlk bakışta çekimi yüksek bir canlı ile karşılaşmış olmanın yüreği "hop" ettirmiş olmasından çok öte bir duygudur. Nice insan birbirlerine çılgıncasına tutulduklarına inanmış, kendi anlayışları çerçevesinde aşkı yaşayarak evlilik kurumunun eşiğinden içeriye adım atmıştır. Çok geçmeden de o eşikten atlayarak terk edip kaçmışlardır, o delicesine sevip aşık oldukları insandan.. Yüreklerindeki sevginin, tutkunun yerini kırgınlıklar hatta nefret duyguları almıştır.

Pekçok insan sayısız kereler aşık olduğuna inanır ve aşkı doya doya tattığına yemin edebilir. Oysa durum hiç de gerçekçi değildir. Yaşanmış olanlar sıradan maceralardan öteye geçemez.

Aşk bitimsiz olandır. Bitimsiz bir aşkın olmadığı söylenirse de bu bile gerçeğin sesi değildir. Olsa olsa "teselli"nin esintileridir. Gerçek ile teselli arasındaki bu yakınlık insanın oyalanma ihtiyacından kaynaklanır.

Her insanın sevgiye gereksinimi vardır ve yaşamı boyunca sevgi arayışlarıyla oyalanıp durur. Hiçbir zaman da umudunu yitirmez. Ne yazık ki, her insanın içinde "sevgi" olmaz. Her insanın kedi ya da köpek sevmediği gibi, her insanın hayvan sevgisi olmadığı ya da her insanın çocuk sevgisi olmadığı gibi..

Sevme duygusu her insanın içinde yoktur ama, her insanın içinde 'nefis' vardır. Ve birbirlerinden çok farklı duygulardır.
İçinde sevgi duygusu olanlar, hayvanları, çocukları, yaşlıları, gençleri, doğayı, denizleri, kıraç bozkırları, çıplak ve vahşi dağları sevebilir. Yüreğinde sevginin ateşi olanlar sevmeden yaşayamaz, hayat bulamaz, boğulur, mutsuz olurlar.

Her insanın farklı alanlarda farklı şeylere karşı merakı ve ihtirası olabilir. Hatta çeşitli tutkuları olabilir. Ama her insan kendisinden başka bir insanı, başka bir canlı varlığı veya doğa parçalarını sevemez. Bunu yalnızca içinde sevgi duygusu olanlar başarabilirler.

Seks gereksinimini iç güdüsel bir dürtüdür yalnızca.. Konu seks olduğunda insanın kaplumbağa, balina ve kediden hiçbir farkı yoktur.  Fakat aşk için bu söylenemez.

Aşk doğal bir gereksinim değildir. Aşkı "insan" yaratmıştır. Ve iradesi dışında kalan, kontrol edemeyeceği mayınlı bir sahada gizlidir. Ne zaman patlayacağı hiç belli olmaz.

Doğan, büyüyen, yaşayan her insan aşkı yaşayamaz. Aşık olamaz!.. Aşk üstün insan vasıfları ister.

Bir ilişkide seks ögesinin ardından birlikteliğin uyum içinde sürüyor olmasının tadını tarif edebilmek mümkün değildir. Seks bitmiş, aşk yaşanmaya devam etmektedir. Taraflar arasında arzu ve beklentiler yoktur. Her iki tarafın da birbirlerinin seslerini duyabilmek için telefonlara sarılıyor oluşları çok insanca bir duygudur. Kilometrelerce uzakta olduklarında birbirlerine mektup yazma gereksinimi duymaları da öyle..

Bu ve benzer duyguların yaşanabilmesi aşkın doyumsuz tadıdır. Bu tadı tadabilenler üstün vasıflı, yüksek donanımlı insanlardır.

Günlerdir ismi Hanefi Avcı'nın segilisi olarak basında yer alan Kezban Küçük: "Ben onu o kadar çok seviyorum ki, assınlar kessinler.." diyebiliyorsa eğer..

Hanefi Avcı tutuklama kararı çıktığında sevgilisi Kezban Küçük'e telefonda: "...bir terk sen yetersin' diyebilmiş ise eğer..

Ve geçmiş zaman dilimlerinde "Haliç'de Yaşayan Simonlar" sevdiklerine bu sözleri söyleyebilecek fırsatı bulamamışlarsa!..

İşte budur Adem ile Havva'dan biz çocuklarına kalan..

Aşk belki de bazı hallerde Tanrı'nın insanoğluna uygun gördüğü en lezzetli cezadır.

Kim bilebilir..

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük