Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Adolf Hitler vs...vs..!

info@haberdukkani.com 11 Mayıs 2020 Pazartesi

Hz. Musa'dan sonra, Yahudilerin kaderini yeniden çizen Polonyalı Adolf Hitler, ardında elli milyon ölü bırakarak gizemli bir şekilde kaybolup gitti! II. Dünya Savaşı'nın baş aktörü Hitler, Britanya İmparatorluğu'nu tüketen adamdı. İlk atom bombasını geliştiren, nükleer biyolojik ve kimyasal savaşı yeşerten, susuz çalışan ilk otomobili yaptıran adam...
    
Çanakkale Savaşı'na Avusturyalı bir onbaşı olarak katılan Hitler, ressam olabilmek için, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne başvurmuş, çizimleri yetersiz bulunduğundan ret yanıtı almıştı. Fakat yılmayıp çalışmalarını sürdürmüş, müzik bestelemeye bile uğraşmış, Viyana'da sanatçı olabilmek için beş yıl direnmişti. Güzel sanatlarda başarılı olamayacağını anlayınca askerlik sanatına yönelmişti!
    
Adolf Hitler, fanatik ve radikal yönlerini hiçbir zaman ortaya sermedi. Nazilerin Yahudi dükkânlarının vitrinlerini parçaladıkları 'kristal gece'nin ertesinde, yirmi bin Yahudi toplama kamplarına atıldıkları günlerde Hitler, radikallerden uzak kalmayı yeğlemişti. Almanya'da herkes onun Yahudiler'den nefret ettiğini biliyordu ama, Hitler kaba Yahudi karşıtları gibi davranmamaya özen göstermişti. 1936'da Nazi Partisi, Katolik Kilisesi'ni karşısına alıp kilise okullarından haçların kaldırılmasını istediğinde Hitler, tartışmalardan uzak kalmıştı.
    
Rusya'da Bolşevik ihtilâlini gerçekleştiren Lenin ile aynı bekâr odasını kiralayan Adolf Hitler'i, Aryanların gizli müttefiki Thule, seçip yaşamına yön verdi ve Almanya'da Nasyonâl Sosyalizm'i kurdurttu. Adolf Hitler adıyla bilinen Avusturyalı bir adam, bu dünyadan gelip geçmemiş olsaydı, Ortadoğu'da İsrail diye bir devlet kurulmamış olacaktı. İşte bu gerçek, Adolf Hitler gizemlerinin en önemli kilitlerinden yalnızca birisiydi.
    
Tüm dünyanın adını bildiği Hitler, gerçekte kimdi? 1930 yılında, bizzat Adolf Hitler tarafından, seceresini araştırmakla görevlendirilen Dr. Hans Frank'ın araştırma sonuçlarına göre; Hitler'in babası Alois Schicklgruber, Graz'lı zengin Yahudi ailesi Frankenbergerlerin gayrı/meşru oğluydu. Hitler'in babası Alois, 14 yaşına gelene kadar Frankenberg'ler para yardımı yapmışlardı. Alois'in annesi Maria Anna'nın Scicklgruber'e yazıdığı mektuplar bulunmuştu. Bu araştırmayı gerçekleştiren Dr. Hans Frank, Yahudi bir avukatın oğluydu.
    
Adolf Hitler'in cesedinin Ruslar'da olduğu söylendiyse de Ruslar, onun cesedinin Amerikalılar tarafından bulunmuş olabileceğini öne sürdüler. Resmi kayıtlarda sığınağında sevgilisi ile birlikte intihar ettikleri yer aldı. Ancak, gerçekten de intihar mı etmişti? O halde cesedi ne olmuştu?
    
II. Dünya Savaşı'nın ilahı Adolf Hitler, 20'li yaşlardan itibaren gizli bilimler ile ilgilenmiş ve daha yüksek bilinç düzeyine erişebilmek için, çeşitli narkotikler kullanmıştı. Hitler, Thule tarafından Almanya'nın başına lider olarak getirilmiş, Kabalistik, Hermetik ve gizli bilgileri hayata geçirerek, yeryüzünde pekçok şeyin değişimine yol açtı ve bir anda ortadan kayboldu ve cesedi dahi bulunamadı. Adolf Hitler'in sığınağında Eva Braun ile birlikte intihar ettiği bilgisi dünyaya yayıldı. Ancak, cesedi 'sır' olarak kaldı ve hakim güçler bu konunun üzerini örtülü tuttu.
    
25. Nisan. 1945 günü Ruslar, Berlin'e girdiklerinde, bir yeraltı sığınağında halka şeklinde dizilmiş oniki Tibetli rahibin cesediyle karşılaştılar. Görünüşe bakılırsa Tibetli rahipler, Almanya'nın yenilmesiyle intihar etmişlerdi. Cesetlerden oluşan halkanın ortasında 'yeşil' eldivenli bir rahip bulunuyordu. Bu rahip 'Yeşil Ejder' lobisindendi. Böylece Hitler'in Yeşil Ejder lobisiyle sürekli temas halinde olduğu, Tibetli rahip Dalai Lama ile yakın ilişkisi ortaya çıktı. 2. Mayıs. 1945'de, Berlin'i tümüyle ele geçiren Ruslar, Alman üniformaları içinde binden fazla Tibetli'nin cesedini buldular. III. Reich döneminde pekçok Alman genci, Himmler'in Wewelsburg'daki şatosunda 'Kara Güneş' tarafından eğitilip Tibet'e gönderiliyordu. Bu gençler, orada hayatta kalacak ve 21. yüzyılda gerçekleşecek, Armageddon/Kıyamet Savaşı'na hazırlanacaklardı.
    
Rudolf Hess'le Profesör General Karl Haushoffer'n kaleme aldığı Adolf Hitler adıyla yayınlanan 'Kavgam' adlı kitapta açıklandığı gibi, Almanların savaşı kaybetmeleri halinde, 'Son Tabur' dünyanın pekçok yerinde küçük koloniler kuracaktı. Koloniler; Tibet'te, Grönland, Kanarya Adaları, Afrika dağları, Irak, Japonya, Antartika ve 'iç dünya'da kurulacaktı.
    
8. Mayıs. 1945'de Stalin'e teslim edilen resmi raporda, Müttefiklere göre; Hitler ve Eva Braun'u ölü olarak ilk görenlerden  (1 )Martin Bormann 2. Mayıs. 1945 tarihinde, kayıplara karıştı ve bulunamadıı!
    
Potsdam Konferansı'nda biraraya gelen Stalin ile (2 )Churchill arasındaki en önemli konu Hitler'in cesedi oldu. Churchill, sürekli olarak Stalin'e Hitler'in cesedini sorurunca, konferansın son gününde Stalin, şu açıklamayı yapmak zorunda kaldı: "Sizleri temin ederim ki, biz Ruslar Hitler'in cesedini bulamadık. Hitler, şu anda bize göre ya İspanya'da ya da Güney Amerika'da bir yerlerde saklanıyor. Bu bilgileri açıklamanın ne denli sakıncalı olduğunu sizlerin takdirlerine bırakıyorum."
         
ABD'nin ünlü Generali Eisenhower, müttefikler kesin olarak zaferlerini ilân ettikten sonra, "Sanıyorum Hitler yaşıyor ve yalnız o değil; onunla birlikte 'Son Tabur' da.." demişti.
    
Hitler, ortadan kaybolmadan önce 24. Şubat. 1945'de: "Bu savaşın ne galipleri ne de mağlupları, sadece ölüleri ve hayatta kalanları olacaktır, fakat 'son tabur' Almanlar'ın olacaktır," demişti.
    
Adolf Hitler ve son taburunun çok gizli faaliyetlerinin izleri, gizli servislerin denetimindeki süper güçlerce hâlâ aranıyor olmalı.

-------

(1)MARTİN BORMANN: 1933'de SS Generali ve Rudolf Hess'in kurmay başkanı. 1941'de Hess'in İngiltere'de tutuklanmasından sonra, Hess'in yerine geçti. Başbakan yardımcılığına getirildi ve Adolf Hitler'in en güvendiği adamlarından birisi olarak vasiyetini gerçekleştirdi.
 

(2)WİNSTON CHURCHİLL: Çanakkale Savaşı'nda 55 bin Müttefik askerinin ölümünden sorumlu olan tek adamdı ve İngilizler bunu hiç unutmadılar. Çok iyi bir hatip olduğu ileri sürülen Churchill, sanıldığının tersine konuşma metinlerini başkalarının eserlerinden derlemiştir. Örneğin: 'Demir Perde' söylemi Churchill'e mal edilmek istenir ancak; bu ifadeyi, 1920'de Belçika Kraliçesi 1914'de, 1945'de Goebbels ve 1920'de Lady Snowden kullanmışlardı.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük