Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Akıl hastanesinde doktor, hapishanede avukat!

info@haberdukkani.com 08 Aralık 2013 Pazar

Akıl hastanesine kapatılmış olan bir hastanın tek dayanağıdır doktor.

Hapishaneye kapatılmış olan bir tutuklunun tek dayanağı da avukattır.

Akıl hastanesinde "tıp" hapishanede "kanun" hükümrandır ve insanın özgürlüğü ile en temel ihtiyaçlarını elinden alandır.

Birisi "bilim"den diğeri de "hukuk"tan yoksun olabilen iki güç!

Bilim ile kanun kötü ve zalim yönetimlerin sorgusuz sualsiz dilediklerini yapabilmelerini sağlayan en kırılmaz manivela olabilir.
İşte siz inanılması güç gelen katı bir gerçek daha; üstelik bu katı gerçeği bizlere söyleyen insanlık tarihidir.

Uyuyacağınız, uyanacağınız, ne yiyeceğiniz, ne içip ne içemeyeceğiniz, ne zaman yıkanacağınız, ne zaman açık havaya çıkabileceğiniz, kitap okuyup okuyamayacağınız, bir yakınınızla, aile fertlerinizle görüşüp görüşemeyeceğiniz ya da ne zaman görüşebileceğiniz gibi daha pek çok en temel ihtiyaç ve özgürlükleriniz hakkında karar verebilen tıp ve kanundur; akıl hastanesi ile hapishanede..

Akıl hastanesinden çıkıp normal yaşamınıza devam edebilmeniz doktorunuzun bilime olan saygı ve inancına bağlıdır.

Eğer hapishanedeyseniz, masumiyetinizi kanıtlayıp özgürlüğünüze kavuşabilmeniz, hukuk dişlilerinin doğru çalışmasını sağlayacak avukatın hukuka olan inancı ile olağanüstü çabasına bağlıdır.

Her insanın yolu hapishane ya da akıl hastanesinden geçebilir. Hiç kimse bu gerçeğin aksini ileri süremez.

Geçmiş dönemlerde ropörtaj yapmak için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne gitmiştim. Hastaların koğuşları gezerken, duruşuyla güngörmüş bir beyefendi olduğu her halinden açıkça belli olan bir hasta dikkatimi çekmiş, yanımdaki görevli doktora, "Bu hastanın neyi var?" diye sormuştum. Görevli doktor: "O beyefendi bu hastanenin Başhekim Yardımcısıydı," diye yanıt verince; 400 bin voltluk cereyana tutulmuşçasına sarsılmıştım. Oysa ki; bunda şaşılacak bir şey yoktu. Akıl dediğimiz şey ne kadar güvenilir bir şeydi ki..

Hayat bu neler yaşayacağımız, nelere tanıklık edeceğimiz hiç belli olmuyor. Silivri zindanında tutuklu kaldığım günlerde, yediden yetmişe herkesin karşısında çakı gibi esas duruşta durduğu general, avukatı ve sabrı ile başbaşa kalmıştı yeryüzünde..

Dünyanın bütün hapishanelerinde polis, savcı, hakim, general, gazeteci, yazar, ozan ve siyasi liderlere rastlandığı oluyor. Onların da hiç ummadıkları anlarda bir avukata ihtiyaçları olabiliyor. Tıpkı her canlının her yaşta ve en beklenmedik zamanlara doktora ihitiyaç duydukları gibi..

Hapishanedeyseniz masumiyetinizi kanıtlayıp sizi özgürlüğünüze kavuşturabilecek, hukuka olan inanç ve saygısını henüz yitirmemiş bir avukat bulmalısınız. Eğer bir akıl hastanesine kapatıldıysanız, doktorunuzun bilime olan inanç ve saygısını yitirmemiş olması için Allah'a bol bol dua ediniz.

***

ADIMIZ MEÇHUL



Biz göçüp gittik bilinmezlere adımız meçhul kaldı
geride kalanlar umutlu ve mutlu
çocuklar şen
gençler neşeli
yetişkinler kıvançlı
yaşlılar huzurlu
vazgeç artık sen de katil olmaktan Amerika..
çek elini yerküreden kan çiçekleri açmasın topraklarda..

Biz göçüp gittik bilinmezlere adımız meçhul kaldı
hiç sırtımız yere gelmedi, hiç tuş olmadık
kıvrandık acılar içinde zehirlenmiş köpekler gibi ağzımızdan köpük köpük kanlar geldi
ama sen de yenik düştün ya Amerika..
çek elini yerküreden, sanal baharlarda esmiyor demokrasi meltemleri..

CIA'den maaşlı işkenceciler neyi değiştirebildi?
meşru aşklardan gar-ı meşru günahlar doğurtmaktan gayrı!

Biz göçüp gittik bilinmezlere adımız meçhul kaldı
Kadınlar gebedir,
geleceğe günahsız, özgür ve şen çocuklar kaldı.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük