Kelepirci 60
Agâh ÖZGÜÇ
Agâh ÖZGÜÇ

"Alın yazısı" mı, Muhterem Nur'un yazgısı mı?

agahozguc@haberdukkani.com 21 Eylül 2011 Çarsamba

Türk sinemasının en güzel burunlu kadını Muhterem Nur, Türk halkının da 1960'lı yıllardaki sözcüsüdür. Ve "kaderi, ezilmişliği, boynu büküklüğü" simgeler. Bu açıdan bakıldığında Manastırlı yoksul bir kızın dramı çıkar ortaya. Tüm şöhretine karşılık "erkek kulu" olmuş, uç noktalarda değil, arkalarda kalmış ve suskun yaşamına kendini teslim etmiştir.

Bu bir "alın yazısı" mıdır, yoksa Muhterem Nur'un "yazgısı" mıdır?


Muhterem Nur derki:
"Benim alnımın yazısı budur. Etrafımdaki erkekler benden hep birşeyler alıp giderler..."

Doğrudur. Muhterem Nur, boynu bükük yaşamında ne çekmişse, şöhretinden yararlanmak için çevresine sinekler gibi tüneyen erkeklerden çekmiştir. Çünkü Nur, fimlerinde canlandırdığı kaderine boyun eğen kadın tiplerinin aslı gerçeğidir. Erkekler tarafından sömürülmüş, işi bittikten sora dışlanmış, kimi zaman dayak bile yemiş, tüm bunlara karşılık da acılarını içine atarak o teslimiyetçi kimliği nedeniyle hiçbirine "Seni ben terk ediyorum" demesi bir türlü kısmet olmamıştır. Bu dramatik yaşam içinde ona yürekten sarılıp, bir şey almadan bir şeyler verenler çıkmamış mıdır?

Bu sorunun yanıtı Yugoslav göçmeni Muhterem Nur'un anılarında gizlidir kuşkusuz. Bu yanıt ne olursa olsun Nur, yine de bir "gönül kırgını"dır.

Muhterem Nur'un saldırıya uğradığı olaylardan biri 1964 yılında geçer. Olayın geçtiği yer film seti, sanatçının davacı olduğu kişi de yönetmen İhsan Nuyan'dır. Olay nedeniyle Muhterem Nur, başrolünü oynadığı "Sabahsız Geceler" adlı filmin yönetmeni İhsan Nuyan'dan davacı olurken bu kez de Yılma Duru devreye girecekti.


Olay nasıl olmuştu?

O gün Muhterem Nur'un arkadaşlık ettiği Yılmaz Duru'yla randevusu vardı. Film setindeki işini bitirip Duru'yla buluşacaktı. ne var ki, bir türlü çalışma sırası Muhterem Nur'a gelmiyordu. İşte bu gecikme nedeniyle önce tartışmışlar, sonra da yönetmen İhsan Nuyan, sanatçıya yumruk ve tekme atarak film setinin orta yerinde bayıltmıştı. Baygın olarak Amerikan Hastanesi'ne kaldırılan sanatçı, 8 günlük raporla taburcu olmuş, daha sonra da polis tarafından ifadesi alınmıştı. Olayın ertesi günü Yılmaz Duru, Yeşilçam sokaklarında İhsan Nuyan'la karşılaşınca Muhterem Nur'un öcünü almak için saldırıyor ve yumruk atarak yönetmenin burun kemiğini kırıyordu. Birbiri ardına meydana gelen bu "zincirleme dayak olayı" yine Beyoğlu Emniyet Amirliği'nde yeni açılan bir davayla sonuçlanıyordu. (Bkz: Bir Dayak Olayı, Ses Dergisi sayı:41, 3 Ekim 1964)

Mahkemeler, davalar, sorgulamalar, ihanetler ve özellikle de Muhterem Nur'un "erkek milleti"nden yediği kazıklar, hele..

Nur, 1965 ve 1972 yılında olmak üzere iki kez canına kıymak istedi. Her iki girişim de duygusal ilişkilerden kaynaklanıyordu. Ünlü yıldız 1972 yılında çıktığı Anadolu turnesinde dansözlük yapıyordu. O yıllarda ünlü yıldızların şarkıcı olarak sahneye çıkmaları bir "moda" haline gelmişti. Ayhan Işık, Fatma Girirk, Hülya Koç Yiğit, Belgin Doruk, Göksel Arsoy, İzzet Günay, Öztürk Serengil, Neriman Köksal, Efgan Efekan, urat Soydan gibi tüm ünlü sinema oyuncuları gazinocuların cazip teklifleri karşısında "şarkıcılık furyası"na ve "vurgun düzeni"ne "Ne koparırsam kardır" düşüncesiyle kayıtsız teslim olmuşlardı. Nasıl olsa o günlerin koşullarına göre sesi güzel olmak önemli değildi. Seslerini değil, şöhretlerini konuşturacaklardı sahnelerde.. Şöhretlerinin son demlerini yaşayanlar dahil, tüm Yeşilçam sahnedeydi.

Ve gerçekten de İstanbul gazinolarında, İzmir Fuarlarında, Ankara'da sinemöa oyuncularından geçilmiyordu... "Gazino ağaları"nın tuzağına düşmeyen ve sahneye çıkmayan yalnızca Türkan Şoray'dı.

İşte Muhterem Nur bu aşamada dansözlüğü tercih etmişti.

Muhterem Nur, 53 gün sürecek Anadolu Turnesi için organizatör/dansöz Gönül Seval'den tüm parasını peşin almıştı. Turnenin ilk uğrak yeri olan İzmit'te sahne çıkışının il gecesi Muhterem Nur büyük bir ilgiyle karşılanır. Sahneye çıkıp şöyle bir iki döndüğünde ise gazino neredeyse yıkılacaktır. Kuşkusuz bu büyük ilgi Muhterem Nur'un dansözlük ve şarkıcılık gibi deneyimlerinde ne kadar başarısız da olsa Muhterem Nur örneğindeki gibi "şöhret"in hertürlü yeteneksizliği dengelediği bir gerçektir.

Muhterem Nur büyük alkışlar içinde Gaziantep'e geldiğinde mutludur. Ne var ki, kaldığı otelin odasında istirahat ederken aldığı bir telefon, tüm dünyasını bir anda altüst edecektir. Telefondaki tartışma öylesine şiddetlidir ki, konuşmaların dört duvar arasından koridorlara kadar taştığı söylenir. Sanatçı kiminle tartışmıştır? Acaba bu o yıllarda birlikte olduğu Yılmaz Duru mudur, belli değildir...

Olaydan bir süre sonra gece yarısı odaya girenler Muhterem Nur'un baygın bedeniyle karşılaşırlar. Başucundaki masanın üzerinde boş bir uyku ilacını gören dostları durumu anlamışlardır. Nur, telefon konuşmasından sonra geçirdiği bir bunalım nedeniyle aşırı dozda uyku ilacı almıştır. Olaydan hemen sonra Muhterem Nur, en yakın hastaneye götürülerek gırtlağına hortum takılıp midesi yıkanır... Tüm bu olkayların tanıklarından biri de Peri Dergisi muhabirlerinden Kayhan Taşkıran'dır.

İşte Muhterem Nur,, arabesk bir söylemle ifade edersek "acıların kadını"dır. Yaşamının büyük bir bölümü böylesine geçmiş, acıyı da mutluluğu da hep iç-içe yaşamıştır. İsyan etmeden, içine atarak, direnerek...

*******

MUHTEREM NUR KİMDİR?

Muhterem Nur (gerçek adı Aysel Kısa; d.31 Aralık 1932; Manastır), Türk sinema ve ses sanatçısı.

Yıldızlar Revüsü filminde figüran olarak sanat hayatına 1951'de başladı.

Kısa sürede başrollere yükselerek birçok film çevirmesine karşın, dönem oyunculuğuna bağlı kalması nedeniyle iş yapamaz olan sanatçı, bir süre dansözlük ve şarkıcılık yaptı (1965 - 1967).

Tekrar sinemaya dönerek aralıklı yıllarla 2002'ye kadar sinemada yer aldı.

Muhterem Nur ilk evliliğini gazeteci-aktör Işın Kaan (1937-1992) ile yapmış ancak 1963 yılında ayrılmıştır.

Bundan sonra çeşitli birliktelikleri olan Nur,1986 yılında Müslüm Gürses ile evlenmiştir.

  • DİĞER YAZILARI
LAPİS