Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Ana haber bültenleri

info@haberdukkani.com 21 Aralık 2010 Salı

Televizyonların "Ana Haber" bültenlerinde ekranlara yansıyan görüntüler, insanda huzur ve güven duygusu bırakmazken, derin izler bırakan endişelere sürüklüyor.

Gazete sayfalarında yer alan haberler, köşe yazarlarının satır aralarına sıkışıp kalmış "örtülü" ifadeleri sokaklardaki çehrelere yansıyor. Herkes suskun, endişeli, telaşlı, şaşkın ve ürkek.. Hiç kimse yarınından emin değil. Kimse kendisini ve geleceğini güvende hissedemiyor.

Dünya Türkiye'de olup bitenleri televizyon ekranlarından izlerken, Türkiye'de Dünya'da olup bitenleri plazma ekranlardan izliyor. WikiLeaks'de yeralan "diplomatik dedikodular" medya tarafından daha da sulandırılarak borazanlanıyor. Nevar ki; televizyonlarda yer alan haberler, gazete sayfalarını süsleyen olup bitenler hiç kimsenin umurunda bile değil! İnsanlar, geçim derdinde boğulup kalmış, mutfaktaki tencereyi nasıl kaynatacaklarını düşünüyorlarsa da çözüm bulamıyorlar. Neyse ki; hükümet kömür ve erzak dağıtıyor da hamdolsun aç kalmaktan kurtuluyorlar.

Üniversite mezunu gençlerden oluşan işsizler ordusuna her gün yenileri katılıyor, işsizlik içinden çıkılmaz boyutlara ulaşıyor. Otomobil satışlarında rekor kırılıyor, akaryakıt fiyatları da doğal olarak almış başını gidiyor. Türkiye Dünya'nın en pahalı benzininin satıldığı ülke olmasına rağmen otomobil satışlarında yaşanan patlama vatandaşın ne kadar şaşkın olduğunu ve ağır bir travmaya sürüklendiğini de kanıtlıyor. Türkiye'nin toplumsal ruh ve akıl sağlığı bu paradoskta saklambaç oynuyor.

Mesleksiz yığınlar bulvarları, kahvehaneleri ve simit kafelerini dolduruyor. Caddeler ve sokaklar günün her saatinde çok kalabalık. Kaldırımlarda insanlar bibirleriyle çarpışmadan yürüyemiyorlar. İşi olanları sokaklarda, caddelerde, kafeteryalarda, kahvehanelerde ve simitçi dükkanlarında görebilmek ne mümkün! Onlar çalışmaktan başlarını kaldıramıyorlar.

Bankalarda para makineleri para saymaya yetişemiyor, sık sık arızalanıp bozuluyorlar. Memlekette para çok. Bunca çok paraya karşın vatandaş cebinde çay içecek parayı zor buluyor ama her vatandaşın cüzdanında onlarca kredi kartı var. Acaip bir durum!

Büyük kentlerin merkezlerinde büyük alışveriş merkezleri inşaa ediliyor. Tarih sayfalarında yer alan Babil Kulesi'ni kıskandıracak devasa kuleler inşa ediliyor metropollerde..

Otopark sayısının sınırlı olduğu kentlerde her köşebaşında yeni bir özel hastane beliriyor.. Eskiden bakkal, manav dükkanları ve kasaplar vardı günümüzde ünlü Dünya markalarının satış merkezleri.. Türkiye büyüyor, gelişiyor, sınıf atlamaya hazırlanıyor. Bütün bunlar olup biterken karın ağrıları ve sancıları içinde kıvranıyor toplumun geniş halk yığınları..

Çaresi yok. Herkes payına düşen sancıları çekecek. Türkiye gelişiyor, büyüyor, güçleniyor, değişiyor.. Sırada "dönüşüm" rüyalarının gerçek olmasını dileyenler de yok değil hani.. Nevar ki; kuleler gerçekleştirilmiş olsalar bile, rüyalar bir türlü gerçekleştirilemiyor.

Bir kısım üniversite gençliği ellerinde pankartlarla koşuyorlar kalkanlar, coplar ve gaz bombalarıyla donatılmış polislerin üzerine doğru! Protestocu öğrenciler, konuşmacılara yumurta fırlatarak mızıkçılık yapıyorlar! Amaçları kendilerini genç yaşta kriminal fişleme arşivlerine kaydettirmek olmalı!

Görgüsüzler siyah ciplerle dolaşıyorlar kentlerin en işlek caddelerinde, amaçları birazcık caka satabilmek.. Yaşı geçkin hanımefendiler, mask gibi çehreleriyle içgeçirerek gülümsüyorlar gençliğe.. Yok varsayılanlar, çok uluslu özel şirketlerin ürettiği rakılarla demleniyorlar ideallerinde.. En kaygılı olanlar yok varsayılanlar olması gerekirken, en varsıllar dehşetli bir korku nöbetiyle titreşiyorlar; kaybedecekleri çok şey olsa gerek. Sırf bu yüzden uykusuz geçiyor geceleri. Anfetaminlerle uyanık kalmaya çalışıyorlar.

Uzay boşluğunda dönüyor Dünya.. Efendiler, Dünya'dan başka sığınabilecekleri bir gezegen arıyorlar uzay boşluğunda.. Siyasiler, "Gelecek çok daha güzel olacak" diyorlar..

Ana haber bültenlerinin spikerleri ağızlarında geveliyorlar sözcükleri, ne söyledikleri anlaşılmıyor. Tane tane konuşan hiç yok. Sözcükler birbirini kovalarcasına seslendiriliyor. Türkçeyi katlederek spiker olunuyor şimdi moda bu.. Perfoleleri okuyanlar, haberi bulmacaya ya da gizemli bir öyküye dönüştürmeye özel bir çaba sarfediyorlar. Ana haber bültenleri "Komedi Dükkanı" gibi.. Tiyatrocular işsiz kalacak, çok yazık.

Hayat şaka yapıyor; lütfen gülümseyin..

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük