Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Anchorman'ler ve soytarılar

info@haberdukkani.com 24 Ocak 2012 Salı

Fransızlar televizyona "budala kutusu" der. Haber gibi haber, müzik gibi müzik, kültür gibi kültür veren Fransız televizyonu "budala kutusu"ysa, bizimkine "ahmak kutusu" ya da "alık kutusu" denebilir. Birkaç kanal dışında, düzeysizliğin bini bir para.

Krallık döneminde, en yakınları bile kralın şerrinden korkup, ölçülülüğe dikkat ederken, "kralın soytarısı"nın anlaşılmaz bir dokunulmazlığı vardı... Ağzına geleni söyleyebilir, fazla ileri gitmemek koşuluyla krala bile sataşabilirdi...

Anchorman'imiz, karşısına oturttuğu ya da telefonla bağlandığı devlet adamına, belediye başkanına vb. soruyor, soruyor... "Niye yaptınız ?" gibi bir haberci biçemiyle değil; "Nasıl yaparsınız bunu ?" gibi bir sorgulama biçemiyle...

Söz konusu yetkili hakkında gerekli soruşturma açılmışmış; yasalar gereği, soruşturma sonuçlanıncaya dek bu konuda yorum yapılamazmış... Tüm bunlar medya aslancığımızı bağlar mı dersiniz ?

Kesinlikle hayır !

Küstahlığın, ölçüsüzlüğün, sınır tanımazlığın da ötesine geçiyor; büyük "T" ile yazılması gereken bir "terbiyesiz"likle soruyor, sorguluyor... Karşısındaki, suçluluğu kanıtlanmamış bir devlet büyüğüymüş; kime ne ! "Anchorman"imizden de büyük değil ya ! Böylece milyonlarca izleyiciye "Görüyorsunuz değil mi ? Kimleri terletiyorum karşımda. Ona göre haaa !" diye aba altından sopa göstermiş, reyting katlamış, "büyük"lüğüne(!) büyüklük katmış oluyor...

Yersen !

(Burası Türkiye olduğu için de, genellikle yeniyor.)
Bunların denetçisi yok ! "Kendine gel !" diyecek biri yok ! Bu böyle olunca da, "büyüklük taşkınlığı"nın(megalomania) "doz"u her geçen gün artıyor... Aynı "anchorman" bir süre sonra Sayın Ecevit'i karşısına oturtup: "Anlat bakalım Bülent, neler yapıyorsun ?" ya da Sayın bakana "Nasıl gidiyor Bakanım ?" diye sorabilir.

Gidiş bunu gösteriyor.

***

İşi "konuşmak" olmasına karşın, yapacağı bu "tek iş"i bile bilmeyen, ele aldığı her şey gibi "Türk dili"ni de bozan; milyonların alay ettiği bir "zavallı"dan başka bir şey olmadığını bile algılamaktan yoksun bir "medya aslancığı"dır o...
"...Tahliye edilen Demirel'in eşi..."

Kimin "tahliye" edildiğini anlayabildiniz mi ?..
Demirel'in "tahliye edilen eşi"nden söz ediyor oysa !


***

"...Bir sürü insan..."
Hayır ! İnsanlar "sürü" sözcüğüyle anlatılamaz sayın "anchorman".
Ana haber bülteninde, Öcalan'ın yargılanmasıyla ilgili bilgi veriyor:
"Üç tane hakim, iki tane savcı bulunacak..."

Tane !..

Sanki elma-armut sayıyor.

"Üç hakim, iki savcı" derse, günaha girecek.

Üç "tane" hakim, iki "tane" savcı...
Yok ki !

Estetik duygusu yok ki !

Dağarcık zengin değil ki !

Aynı "estetik yoksunu" aslancık, "surat" ve "yüz" sözcükleri ya da "kafa" ve "baş" sözcükleri arasındaki "ince"liği, "saygı"yı da bilmez ! Başbakandan söz ederken "suratı asıktı" der; "kafasını salladı" der...

"Yüzü asıktı", "başını salladı" derse, "hıyarlıkların adamı" olma özelliğini yitirecek. İnsan beyninin "olumsuz"la arası iyi değildir ! Beynimizin bu tanrısal özelliği, iyi yapmadığımız bir işten sonra, kötü duyumsamamıza yol açar. Ünlü "anchorman"imiz nasıl duyumsuyordur dersiniz...

--------

* Geçmişten gelen bir yazı.. Dün öyle idi, bugün de böyle...

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük