Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Ben nasıl örnek bir hayırsever oldum?

info@haberdukkani.com 19 Eylül 2015 Cumartesi

Benim hikayem Kayseri'de başlar. Topu topu 300 metrekarelik, kiralık bir marangoz hanede kahvehanelere masa ve iskemle yaparak iş dünyasına atıldım.

İşlerimi genişletip büyütmeyi kafama koymuştum bir kere.. Ne var ki; atölyemde yangın çıktı! Herşeyim yanıp kül oldu. Fakat ben hayata küsüp yılmak, ağlanıp sızlanmak yerine kolları sıvayıp sıfırdan başlamayı yeğledim. Bu kez daha büyük bir marangozhaneyle işi yeniden koyuldum.

Aksilik bu ya, tam işlerimi yoluna koyuyordum ki; yeni bir yangın felaketiyle sarsıldım! Yine yılmadım, 2. yangın felaketinin ardından çok daha büyük ve donanımlı yeni bir marangozhane daha kurup işe koyuldum. Bu kez kahvehanelere masa ve sandalye üretiminden başkaca imalatlara da yöneldim.

Bir Çin atasözü vardır: "Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider" diye.. Bir yangın felaketiyle daha sarsılmayayım mı?

Yine yılmadım. Ne yapıp edecek her yıl başıma çöreklenen yangın belasının üstesinden gelecektim. Dedim ya, işerimi geliştirip büyütmeyi kafama koymuştum işin başında..

Bilenler bilir, yangın her şeyi yakıp kül eder, geride hiçbir şey bırakmaz. Hele bizim marangozluk işinde. Malumunuz ateş en çok ağacı sever. Hele ki, kuru ağacı. Bir sarıldı mıydı alevler agaçlara, küle dönüştürene kadar bırakmaz..

Fakat, ne var ki; yangınlar beni, ben de yangınları çok sevdim. Her yeni yangın sonrası işlerimi daha da büyültebilme olanağına kavuşuyor, yurt dışından yeni makinalar satın alıyor, eşşi benzeri olmayan fabrikalar kuruyor ve giderek daha çok zenginleşiyordum.

Sözü fazla uzatmaya gerek yoktur. Arif olan zaten anlamıştır. Uzun sözün kısası ben, yangınlarla işini büyütmüş, dev holdingimin bünyesinde onlarca şirketi olan ülke ekonomisine çok ciddi katkılarda bulunan, bünyesinde binlerce kişiye istihdam sağlayan, hayırseverliği ile namdar olmayı başarmış, bulunduğum koca kentte devletin topladığı verginin yarısını ödeyen, TÜSİAD'ın da gözbebekleri arasında yer alabilmiş zengin ve örnek gösterilen bir işadamı olup çıktım.

Şimdi ben de şunu merka ediyorum; ben, bütün bunları yapıp edip servetime servet katarken siz neler yapıyordunuz?

Yoksa siz, kuru bir maaşla geçinmeye mi çalışıyordunuz?
 
Küçük bir marangoz atölyesinin aralıksız ve istisnasız olarak, peşpeşe her yıl çıkan yangınlarla büyüyüp dev bir holdinge dönüşebileceğini  hiç mi akıledemediniz? Ben, akıl ettim ve başardım. Eğer bana inanmıyorsanız, geçmişte kaç yangın felaketi geçirdiğimin listesine bir gözatıverin, o zaman anlarsınız.

Eh, o halde siz, "emekli maaşımla geçinemiyorum" diye, sızlanmayı hak etmişsiniz demektir.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük