Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Bu yazının konusu Kovid-19 değil

info@haberdukkani.com 09 Nisan 2020 Perşembe

Aşağıda günü geçmiş, bayatlamış iki konu hakkında bir yazı bulacaksınız; insanlığı sarsan virüs Kovid-19 ile hiçbir ilgisi olmayan "gündem dışı" üstelik insanlar can derdine düşmüşken, herkes eve kapanmış travma yaşıyorken, arşivimden bir yazı yayınlamamın nedeni, televizyon haberlerinin izlenmesinden çok daha eğlendirici olacağı inancıdır.

TARIMSAL SAVAŞ

 
Tarlalar Türkiye'yi besleyemez oldu. Giderek daha fazla tarım ürünü ithal eden bir ülke durumuna gelen Türkiye'nin doğru dürüst bir tarım politikası izlememiş olmasının bedelini her konuda olduğu gibi yine halk ödüyor. 2003 yılının dokuz aylık döneminde yurtdışından 585 milyon dolarlık hububat ithal edildi. Hayvansal ve bitkisel yağ ithalatına 375 milyon dolar ödendi. 320 milyon dolarlık yağlı tohum ve meyve satın alındı. Türkiye yılda 300 milyon ton pirinç ithal ediyor. Ayçiçek ve mısır ithal eden ülke durumuna düşen Türkiye, Amerika ve Kanada dan mercimek, Çin'den fasulye, simitlerde kullanılan susamı Sudandan satın alıyor. Türkiye susam için yılda 35 milyon dolar ödüyor. Sanayide kullanılan tarım ürünleri arasında yer alan pamuk ithalinde 625 milyon ton ile Türkiye dünya şampiyonu.. Satabildiğimizden daha çok satın alıyoruz. Türkiye'nin 2003 yılı toplam ihracatı 1.4 milyar dolar, ithalatı ise 2.0 milyon dolar..

Türkiye nüfusunun %35i tarım kesiminde, topraklarının büyük bir bölümü tarım ve hayvancılığa müsait ama üretemiyor. Tarım uzmanı Ali Ekber Yıldırım, "Dış güçler Türkiye'de tarımı öldürmek için bastırıyor.. Onlar suçlu ama esas suçlu, tarımın önemini küçümseyen, tarım üretimindeki gerilemeye seyirci kalan hükümetlerdir", diyorsa da kimse kulak asmıyor. Her malı ucuz üretenden satın alan Türkiye'de neden döviz sıkıntısı yaşandığı sır değil. Türkiye üretime yöneldiği alanlarda karşısında IMF ve Dünya bankasının dayatmaları ile karşı karşıya kalıyor.



ŞEKERİN TATSIZ ÖYKÜSÜ


Türkiye de ilk şeker fabrikası 1926 yılında Uşak ta kuruldu. Aynı yıl Alpullu, 1933 yılında Eskişehir, 1934 de Turhal fabrikaları üretime geçti. 1950 yılına kadar bu dört fabrika Türkiye'nin şeker ihtiyacını karşıladı. 2003 yılına gelindiğinde Türkiye'nin 30 şeker fabrikası oldu. Bunlardan Adapazarı kapalı, 27 fabrika Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.ne ait ve KİT statüsünde. 3 fabrika pancar ekicilerinin kooperatifi olan Pankobirlik yönetiminde ve özel sektör statüsünde. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.ye ait tüm tesisler ki; bunlar arasında alkol fabrikaları, fabrika yapan fabrikalar ve tarım işletmeleri de bulunuyor. 2000 yılında özelleştirme kapsamına alınan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ye ait 27 fabrikada 15 bin kişi çalışıyor.

Türkiye'nin 6 ilinde pancar ekiliyor. 480 bin çiftçi ailesi geçimini pancar ekiminden sağlıyor. Yılda 2.8 milyon ton şeker üretecek kapasiteye sahip 30 şeker fabrikası yılda 2.1 milyon ton şeker üretiyor. Ancak Türkiye'nin iç talebi 1.7 milyon ton dolayında. Türkiye pancar şekerinin tonunu 500-600 dolara mal ediyor.Dünyada tonu 200-220 dolardan şeker satılıyor. İç talep fazlası şekerin maliyeti yüksek olduğu için zararına ihraç edilirken, yurtiçinde de dünya fiyatlarıyla karşılaştırıldığında tüketicinin şekeri pahalıya aldığı ortaya çıkıyor.

7 kilo pancardan bir kilo şeker üretiliyor. 1998 yılında 411 bin hektar alana pancar ekilmiş, 17.6 milyon ton pancar üretilmişti. 2000 yılında 330 bin hektara pancar ekildi, 14.6 milyon ton pancar üretildi. Pancar üretimini sınırlamak amacıyla 2001 yılında 4634 sayılı Şeker Kanunu çıkartıldı. Bu kanun ile oluşan şeker kurulu pancar ekim alanlarını ve şeker üretimini sınırlamaya başladı. Pancar ekim alanları %30 daraltıldı. Şeker üretimi için kota getirildi. İki milyon 107 bin ton olarak belirlenen şeker kotasının 1 milyon 629 bin tonu Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.ne, 478 bin tonu özel fabrikalara tahsis edildi.

2003 yılında IMF baskısı sonucu AKP iktidarının bulduğu çözüm: 1. Pancar üretim alanlarını devlet zoruyla sınırlamak. 2. Şeker fabrikalarını özelleştirmek ve satışa çıkarmak..

Geçmiş dönemlerde Et Balık Kurumu tesisleri özelleştirilmiş, tesisler arsası için para ödeyenlerce satın alınmıştı. Tesislerin makineleri satılarak arsalara bina ve marketler kondurulmuştu. Şeker fabrikalarının öyküsü de böyle noktalanacak.

Tarım üreticilerine pancar ekemediği toprağa mısır, soya ve ayçiçeği ekmesi önerilir oldu...

Türkiye için mısır şurubu yeni bir madde, yalnızca Türkiye değil dünya için de.. Dünyada şeker pancar ve şeker kamışından üretiliyor. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak, 1990 lı yıllardan başlayarak nişastadan şeker üretilmeye başlandı. 1997 de yabancı sermayeli kuruluşlar Türkiye ye gelerek mısır nişastasından şeker üretimini başlattılar. Mısırdan üretilen şeker şurubuna fruktoz adı veriliyor. Bu madde sanayide kullanılabilen sıvı bir ürün. Şekerin kilosu 1 milyon 400 bin lira iken mısır şurubu 980 bin liradan satılıyor. Meşrubatçılar, kurabiyeciler, baklavacılar ve şekerciler için, pancar şekeri yerine mısır şurubu kullanılır oldu. Ne var ki pancar şekerinin pancarı yerli, mısır şurubunun mısırı ithal. Şeker pancarı ekiminden geçimini sağlayan 480 bin aile, pancar ekiminden men edildiği için perişan olurlarken, ithalatı dövizle gerçekleşen mısırı Türkiye ye getirtebilmenin maliyeti bütçede delikler açmaya devam ederken, Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybı da giderek artıyor.

Türkiye de yılda 3.3-4 milyon ton mısır kullanılıyor. Türkiye'nin üretimi 2.1-2.4 milyon ton. Her yıl 1.2-2.4 milyon ton mısır ithal etmek zorunda. İthalat gereği mısırdan şeker şurubu üreten 5 sanayi kuruluşu gelişiyor. Bunlar Cargill, Amylum, Pendik, Sunar ve Tat firmaları. Üçü de yabancı sermayeli kuruluşlar. Kurulu kapasiteleri 935 bin ton mısır şurubu üretim olanağına sahip. 1991 yılında çıkartılan Şeker Kanunu ile kurulan Şeker Kurulu Türkiye de üretilen pancar şekerinin %10dan fazla mısır şurubu satışına izin vermiyor. Pancar ekicilerini korumaya yönelik bu tür kota uygulaması başka ülkelerde de görülüyor. Mısır şurubunun pancar şekerine rakip olmasından ve pancar şekerinin pazarlarını ele geçirmesinden Türkiye'nin pancar ve şeker üreticileri zarar görüyor. Çünkü ürettikleri malı talep yetersizliği ve fiyat farkından ötürü satamıyor. IMF baskısı ile hükümetler şekerpancarı ve şekerpancarı üretimini kısıtlamaya devam ediyor. Pancar ekim alanları %30 daraltıldı. Şeker fabrikaları satışa çıkartıldı. Pancar üreticileri, şeker talebi büyümüyor diyerek yerli pancar üretimi ve pancar şekeri üretimi kısıtlanırken, ithal mısıra dayalı tatlandırıcı üretimini teşvik etmek yanlıştır diyerek yakınıp durdularsa da IMF-hükümet ortaklığının dayatmaları aşılamadı.

----------

***Bu yazının kaleme alındığı tarih: Kasım 2003 - İstanbul

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük