Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Büyük resmi görebilmek, büyük plânı anlamak demek..

alihasdemir@haberdukkani.com 22 Ekim 2013 Salı

Önce Tunus, ardından Mısır, sonra da Libya, Bahreyn, Yemen, Suriye ve diğerleri..

Bu iş, bu yapay oluşum çorap söküğü gibi bir manzara arz etmekte..

Arap âleminin büyük bölümü ve  İslâmi  toplumların neredeyse yüzde 80'i ayakta..

Allahın her günü gösterilerde ölen ya da yaralanarak sakat kalan onca insan..

Sizce mânidar, eşyanın doğasına aykırı ve sistematik gözüken tüm bu hareketlilik neyi ifade eder?

Haydi şunu bir itiraf edelim;

"BİR DÜĞMEYE ANİDEN BASILDI !!"

Düğmeye basılıncaya dek kayıtsız koşulsuz BİAT hâkimdi oysa bu toplumlarda, unutmayınız..!!

Otoriter, totaliter, diktatorya, her ne derseniz deyin, yoğun bir baskıyla ve eşitsizlik ilkelerine taban tabana zıt yönetilen bu saydığımız ve sayacağımız nice ülkedeki  yoksul halkların, özgürlük mücadelesi uğruna ya da haksızlıklara karşı ayaklandığı masalı uydurulmakta..

Bu koskoca ve hayasızca ortalığa atılmış bir yalan..

Bu Kuzey Yarımküre'nin, Güney Yarımküre'ye uyguladığı yeni moda yalan rüzgarı dizisi..

32 kısım tekmili birden yalan rüzgarını arkalarına alarak yönlendirme, diktatörleri devirme, ama yeni diktatör adayları olacak aşiret reislerinin desteklenerek  yönetimin başına getirilmesi girişimi ..

Ne adına yapılmakta ve bu harekâtlardan kim/kimler nemalanmaktatır?

Üzerinde iyice durularak yanıt  aranacak soru ve dikkatlerin yoğunlaşması gereken konu asıl bu olsa gerek!

Yanıtı çok basit; doymak bilmez bir enerji kaynağı arsızlığıdır, batıyı harekete geçirip üstü örtülü amaçlar uğruna bu operasyonları yaptıran..

Çıkarlar, konfor ve lüks alışkanlıklardan vazgeçemeyen uygarlığın " Tek dişi kalmış canavar haline dönüşmektedir yeniden o uygarlık..

Dünyadaki enerji rezervlerinin giderek azaldığını kendileri tarafından hoyratça tüketildiğini fark edip yaptıkları hesaplamalar sonucu kalanları stoklama çabası olabilir mi altında yatan amaç?

Çifte standartlılığın ve ikiyüzlülüğün feriştahı olan batı dünyasının, dünyadaki tüm müttefikleriyle birlikte yazıp sahneye koydukları üstü kapalı işler, onursuz, insanlık dışı , pis kokulu, ve haysiyetsiz bir oyundur ..

"Temelleri yüzyıllar öncesine dayanan egemenliklerini ve üçüncü dünya ülkeleri üzerinden soysuzca sürdürdükleri sömürü düzenini idâme ettirebilmek (sürdürebilmek) adına yaptıkları en son plândır sahnelenen bu entrika dolu avantür filmi..!

Haklarını yemeyelim, bu alanda kötü şöhreti olan Bizans'a bile pabucunu ters giydirip rahmet okutacak bir yapıya sahipler..

"VE KRAL ÇIPLAK !!"

Apar topar, birkaç saat içinde alınan BM kararları ve karar çıkmasının hemen ardından ancak Paris toplantısı henüz sonuçlanmadan uygulamaya geçerek kalkan jetlerle vurulan hedefler..

(insan o kadar zamanda atacağı bombanın türüne karar veremez) hep bu gerçeğin en güçlü kanıtı değil midir zaten?

Hadi Ruanda'daki soykırıma yetişemeyecek denli uzaklarına gitmeyelim, peki burunlarının dibindeki eski Yugoslavya'da Sırplar ağır bir katliama girişirken, tüm nehirleri kan gölü haline gelirken, aylar boyu seyirci kalan, kılını bile kıpırdatmayan bir Birleşmiş Milletler'den sözediyoruz burada..

Pop..su  öpülen o BM ile AB'den..

Bu son yaşanan olaylar, yani dönen dolaplar, o politik (çok yüzlü) Avrupa'nın,  ya da "AB Büyük Batı İmparatorluğu" şeklindeki Hıristiyan Kulübü'nün uzun vâdeli çıkarlarına ters düşen ülke yönetimlerine ya da resmi kurumlarına yönlendirdikleri  bir "İTİBARSIZLAŞTIRMA ve TASFİYE OPERASYONU"ndan başka  bir şey değildir..

Yine misâl; güçlü ordusunun altını oyar, yargısını güvenilmez kılar, hukuku guguklaştırır, herşeyi sulandırır ve İTİBARSIZLAŞTIRIR..!!

Yoksa, geri bırakılmış, cahil ve yoksul halkların yüzyüze kalmış olduğu baskılar, işkenceler batının asla ve katha umurunda bile değil..

Kaç insan bu olaylar nedeniyle ölmüş, kaç insan yaralanmış, kaç kişi kalıcı sakatlığa uğramış, ya da kaç yuva yanmış, yıkılmış, dağılmış? Bunların hiçbir önemi yoktur batının nezdinde..

Dışarıda uzun yıllar yaşayan arkadaşlarımızın gözlem ve deneyimleriyle aktardıklarından bilirim ki, kamu vicdanı denilen kavram onlarda farklıdır.. Oralarda başkalarının başına gelen felaketler, otantik ve acı dolu bir film gibidir. Film izler gibi izler ve tüm yaşananlar  bir uzak gezegende geçen öykülermişcesine yabancı durmayı  seçen tuhaf bir yapıdadırlar..

Batının ezici bir çoğunluğu, doğu toplumlarını güdülecek koyunlar gibi görme kompleksinden bir türlü vazgeçmemiştir.. Koyunları güdecek çobanı da kendisi seçmektedir..

Misal, aha şuraya yazıyorum, Kaddafi yerine, şimdi kendilerinin sözlerinden dışarı çıkmayan, gözü, kulağı, yörüngeleri olacak yeni bir SADDAFİ'yi de bulur bunlar..

*

Hakkını teslim edelim ki, medeni  ve fikir düzeyinde oldukça özgürlükçü yasaları mevcuttur batının, ancak bu yasaları nalıncı keseri gibi sadece ve sadece kendilerine yontma konusunda ustadırlar..  Aralarında yaşayan ve hizmet sektöründe kullandıkları göçmenlere karşı aynı yasalarını farklı ve katı şekilde kullanırlar..

Bunun en karakteristik kanıtı ise "Haçlı seferi" yaptıklarını ağzından kaçıran Fransız Dışişleri Bakanı'nın sözleri olmuştur..

Bakanı boş bulunup suçüstü yakalanmış ve Sarkozy'nin üstü kapalı, o gizli, kirli ard niyetini de birdenbire ortaya dökmüştür..

Batının sesi,  'Pandora'nın Kutusu' nu açmış ve kirli amaçlarını ortalığa saçmıştır;

Hıristiyanlığın egemenliği ve emperyalist sömürülerini bâki kılmaktır "megalo idea"ları..

Budurr..

Bunun için ise 2'nci Haçlı seferlerini  başlattıklarını resmen ilân etmiştir Fransız Bakan..

Çünkü bilmektedirler ki, uzun yıllar din adına sürdürülen 1'nci Haçlı Seferleri sonrasında dünyanın doğusunun ve de Afrika'nın kaynaklarını, tarih boyunca sömürerek kendilerini köpürtmüş, ganimetleri aralarında bölüşmüş, böylelikle Avrupa'yı da çok zengin, müreffeh hale getirmişlerdir..

Biliyoruz ki, Avrupa artık tıkanmıştır ve şimdi sıra ikinci sefere gelmiştir..

İşlenmemiş madenleri  ve tükenmekte olan fosil  içerikli yakıtları kontrol altına almaktır büyük plânları..

*

İkokul çağlarında bizlere bilim-kurgu öyküsü diye yutturulan filmler şimdilerde bir bir hayata geçiriliyor..

Evet dostlar, bu coğrafyada yaşam sürmeye çabalayan hemen herkes bu iğrenç amacın, kirli plânın hedefi durumundadır.

Durum hiç de öyle iç açıcı değildir, ancak tüm hedef olanların, yani açıkca ezilen ve sömürülen toplumların, dil, siyasi görüş, mezhep farkı gözetmeksizin birleşme vaktidir..

BÜYÜK PLÂNI ANLAYABİLMEK İÇİN BÜYÜK RESMİ GÖREBİLMEK ZAMANI..!

Ve pozisyon Kurtuluş Savaşı'mız öncesi görüntüden farklı değildir..

Umarsızlık ve bıkkınlık elbisesini üstümüzden çıkarıp atmak ve bir an önce gardımızı almak zorundayız..

(sürecek..)

Herşeye karşın esen kalınız..

  • DİĞER YAZILARI
LAPİS