Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Çıkar ortaklığı ve piyano

info@haberdukkani.com 08 Ekim 2013 Salı

Çıkarların kesiştiği noktada, "muhalefet" olmaz; "paylaşım" olur, "ortaklık" tesis edilir.

AKP'nin ortağı, CHP'yi "muhalefet" zanneden, kendilerini "ulusalcı" olarak tanımlayan ve küçümsenmesi mümkün olmayan geniş bir halk kitlesi var. Bunlar pencerelerine bayrak asıyor, Taksim Gezisi'ne koşup polisin gaz fişekleriyle karşı karşıya kalıyorlar ama yılmıyor, "direniyor" nerede bir protesto varsa derhal oraya koşuyorlar.

Gelecek endişesi içinde kıvranan, son derece karamsar, yalnızlıklarında "umutsuz," biraraya gelebildiklerinde "umutlu" olabilen bu geniş halk kitlesi, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan her sözün ardından yeni bir "slogan" ile ortalığa dökülüp "muhalefet" yapmaya çalışıyorlar.

Muhalif cephede yer alan CHP de tam kadro bu "muhalif" halk kitlesinin ardına takılıyor. Halk lokomotif, CHP vagon! Oysa ki; rejimin kurucu partisi lokomotif olup halkı peşinden sürüklemeli. Ama ne gezer.. CHP'nin böyle bir programı olmadığı çok aşikar.

Afyon yutturulmuş, hastayı andıran Kemal Kılıçdaroğlu bile en sonunda uyandı. Partisinin Kadın Kolları Kurultayı'nda, "Bir dükkana gidip merhaba dememiş CHP'liler. Tepeden bakmaya alışmışız. Böyle kimseye ben olsam oy vermem" dedi.

Başbakan Erdoğan da zaten her fırsatta CHP'ye teşekkür ediyor: "İyiki varsınız" diyor. Sezar'ın hakkı Sezar'ındır. Tayyip Erdoğan için hiç kimse "nankör" ya da "inkarcı" diyemez.

21.yüzyıl Türkiyesi gelişiyor, değişiyor, dönüşüyor ve "ileri demokrasi" ile tanışıyor.

Mezopotamya'nın hali perişan ama yüzünü Batı'ya çevirmiş olan Türkiye, bölgesinde parıldayarak yükselen bir yıldız. NATO'nun en güvenilir kalesi, ABD'nin stratejik ortağı, sınır komşularının umudu durumundayken, karamsarlığa kapılıp kötümser komplolara kulak asmayınız. Eğer çok istiyorsanız pencerenize bayrak asabilirsiniz, buna kim itiraz edebilir ki..

Muhalefet cephesinde en fazla sesi çıkan siyasi parti BDP'nin "derin" hesaplarına, "uluslararası" tahhütlerinin gereği olan feryatlarına da hiç aldırmayın. Hükümet ile gayet iyi anlaşabildikleri, aynı masada buluşup "uzlaştıkları" basında yeteri kadar yer alıp tartışılmadı mı? Eh, o halde "gaza" gelip meydanlarda toplanmaya, polisin uyarılarına direnip onca gaza maruz kalmanın da bir anlamı var mı?

Televizyon ekranları renkli, canlı, onca dizi yayınlanıyor, geçin karşısına seçin hoşunuza gidecek birini dizi izleyin, çekirdek çıtlatın, bakın dalganıza. Aklınızdan hiç çıkarmayın ki; ekonomi biliminde "çıkar ortaklığı" diye, bir bölüşüm yöntemi vardır. Boşu boşuna üzmeyin kendinizi. Sonra harap olursunuz, "bertaraf" olmak niye?

Bir de her yıl otomobilinizi yenileyeceğinize lütfen evinize eski bile olsa, bir piyano alın da çocuklarınız mutluluğun rotasına kavuşsunlar. Mutluluğun pusulasıdır piyano.. İnanın bana eğer piyanolu bir evde geçirmiş olsaydınız çocukluğunuzu ve gençliğinizi sizler bugün evrenesel değerlere sahip mutlu münevverler olup çıkmıştınız.

Bir an için hayal edin lütfen meclis çatısı altındaki vekillerin hepsi çocukluk yıllarından başlayarak piyanolu evlerde büyüyüp yaşamış olsalardı eğer.. Bugün çok başka bir Türkiye olur, iktidar ile muhalefet çıkar ortaklığı kurmak yerine, ülke insanlarını "mutlu" ve "refah" içinde yaşatabilmenin rekabeti içinde kaliteli ve verimli siyaset yapıyor olurlardı.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük