Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Daru’l Kütüb'ü İbn-i Sina yaktırmıştı

info@haberdukkani.com 06 Ekim 2010 Çarsamba

M.S. IV. Yüzyılda Bağdat'ta Aristocu bir mantık ekolü kurulmuş, Horasan ve İran'da da Hermetik kökenli zıt bir felsefe okulu kurulmuştu. Bu okulun ilk öncüleri İsmaili hareketinin davetçi filozoflarıydı. Sonraki dönemde İsmaili düşüncesine bağlı olmayan filozoflar çoğalmıştır. Bağdat Mantık Okulu'nun liderliği İbni Sina'nın çağdaşı olan Ebu Süleyman es-Sicistani'ye geçtiği günlerde rakip okul olan Horasan Felsefe Okulu'nun liderliğini İbni Sina yapıyordu.

M.S. IV. Yüzyılda Bağdat'ta Aristocu bir mantık ekolü kurulmuş, Horasan ve İran'da da Hermetik kökenli zıt bir felsefe okulu kurulmuştu. Bu okulun ilk öncüleri İsmaili hareketinin davetçi filozoflarıydı. Sonraki dönemde İsmaili düşüncesine bağlı olmayan filozoflar çoğalmıştır.

Bağdat Mantık Okulu'nun liderliği İbni Sina'nın çağdaşı olan Ebu Süleyman es-Sicistani'ye geçtiği günlerde rakip okul olan Horasan Felsefe Okulu'nun liderliğini İbni Sina yapıyordu. İbni Sina, bu okulla ilişkisini gizlememekte hatta babası ve kardeşinin Mısırlı (Fatimi) davetçilerinin çağrısına olumlu karşılık verdiklerini anlatmaktadır.

İsmaili davetçilerinden bir topluluğun da baba evini ziyaret ettiklerini ve kulak misafiri olduğunu anlatmaktadır. Onların kendisini hareketlerine katılmaya davet ettiklerini ama -kendi ifadesine göre- kabul etmediğini söylemektedir.

Öte yandan İbni Sina Samanilerin kütüphanesine: "Daru'ul-Kütüb" girdiğinden övünçle söz etmektedir. Bu kurum Nuh b. Mansur döneminde, zamanın en büyük kütüphanelerinden birisiydi ve tarihçilerin birçoğu kütüphaneden övgü ile söz etmişlerdir.

İbni Sina, "Dar'ul-Kütüb"e girişini söyle anlatmaktadır:
"Bir binaya girdim ki içinde bir çok salon vardı. Her salonda üst üste yığılı ciltler dolusu kitap vardı. Salonlardan birinde Arapça şiirlerle ilgili kitaplar vardı. Bir diğerinde fıkıh kitapları bulunuyordu. Bu şekilde her salonda belli ilimle ilgili eserler yer almaktaydı. Bu kütüphanede öncekilerin kitaplarına ait fihristleri elden geçirdim ve ihtiyaç duyduklarımı talep ettim. Orada çoğu kişinin adını dahi duymadığı eserler gördüm. Bunların çoğu ne daha önce gördüğüm ne de bundan sonra görebileceğim eserlerdi. İşte bu kitapları okudum ve onlardan fazlasıyla istifade ettim."

İbni Sina'nın İsmaili kökenli "Meşriki" felsefe ekolü tarafından baş tacı edilmesi, Horasan ve İran'daki İsmaili hareketinin kriz hatta tükenme anını temsil etmektedir. İsmaili hareketinin hedefi düşünsel otoriteyi ele geçirerek siyasi otoriteye ulaşmaktı. Ama karşıt bir felsefi yanı Hermetik felsefeyi yaymaya dayanan stratejisi Aristotelyen ilimlere açılmasıyla birlikte hareketin siyasi boyutu kaçınılmaz olarak çökmüştür. Sonuçta araç, amaca dönüşmüş ve İbni Sina da İsmaili hareketinin ana ideolojik temalarından yalnızca "Ruhani Devlet" özlemi kalmıştır.

İbni Sina'nın öğrencisi Ebu Ubeyd el-Cüzcani ile İbn Ebi Usaybia ve il-Kıtfi'nin anlattıklarına İbn Hallikan şu sözleri nakletmiştir: "İbni Sina, bu kütüphaneden elde ettiği kitapların tek sahibi olabilmek için, Dar'ul Kütüb'ü yaktırmıştır."
Görülüyor ki, insanoğlunun var oluşunda bulunan ihtiras kaçınılmaz olarak İbni Sina'da da bulunuyordu ve kendisinin de ifade ettiği gibi içinde çok değerli ve eşsiz eserler bulunan koskoca bir kütüphaneyi yaktırabilmişti.

Böylece İbni Sina'nın hiç sözü edilmeyen bir yönünden söz ederek; tarih galerisinde yer alan değerli (inisiye edilmiş/aydınlanmış) portrelerin de "insan" olduklarını ve tıpkı diğer insanlar gibi, onların da ihtiraslarıyla yanıp kavrulup küle dönüştüklerini, ancak aradaki farkın medeniyet tarihine imza atarak ölümsüzleşmeye hak kazandıklarını vurgulamayı amaçladık.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük