Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Deb-î Dünya’daki oyun son bulmadan

info@haberdukkani.com 01 Mayıs 2015 Cuma

Her insan yaşamanın çok güzel olduğunda hemfikirdir. Ama yine de her insan yaşamından yakınır, zaman zaman da olsa bezginliğini dile getirir.

Deb-î  Dünya'da yaşamaktan bıktığı halde yola devam edenlerin sayısı belirlenecek olsa hiç kuşkusuz ki; Mezopotamya ile Afrika'da yaşayan insanlar başı çekerler. Ve ne acıdır ki, bunlar arasında gençler ve çocuklar da başköşede yer alırlar.

Hiç düşündünüz mü, randevudan nefret eden ölüm meleği Azrail ile karşı karşıya kalmadan önce en son olarak ne yapmak isterdiniz?Ölüm meleğinin ziyaretini belemeyenler de var. Onlar geride kalanlara "kısa bir not"  yazıp deb-î dünyayı terk edip gidiyorlar. Anlaşılan intihar öncesi söyleyecek sözleri vardır.

Yaşadıkları süre içinde kendilerini ifade edemediklerine inandıkları halde "son sözler" kimin içindir?İntihar edenler huzur ve mutluluğu ya hiç bulamamışlar ya da huzur ve mutluluktan boğulmuş olanlardır.

Savaş meydanlarında cephenin ön saflarında savaşırken en umutsuz anlar da bile intiharı düşünmemiş olanlar, genellikle kesin yenilginin ardından intihar ederler. Demek ki, mücadelede yenik düşmenin diğer bir adıdır intihar.

Hiç kuşkusuz ki, insanlar yapmak istedikleri şeyler olduğu için, yaşama sımsıkı tutunurlar ve daha da yaşamak isterler. Yapacağı hiçbir şey kalmamış olanların ölüm meleğinin gelmesini beklemeye tahammül edemedikleri anlaşılıyor.

İnsanı yaşatan duygu nedir?

Deb-î dünyada katlanılan onca acı, keder, düş kırıklıkları, zor koşullar ve onca mücadele düşünülecek olduğunda, insanı yaşama tutunmaya iten duygunun ne olduğunun bilinmesi gerekmiyor mu? Ne gariptir ki, bilinmiyor. Hiç kimse bu dünyanın kahrına neden katlandığını bilmiyor! Ama her insanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin hiçbir garantisi olmayan bir umudu var. Fakat yine de insanı bu dünyanın onca kahrını çekmeye zorlayan şey umut değil. Eğer öyle olmuş olsa, umudu olan her insan mutlu ve huzurlu olurdu. Huzurlu ve mutlu olan umudun peşinde koşmaz, o anın tadını çıkartır, umudu aklının köşesinden bile geçmez ki.. Umut, kederlilerin müptelası oldukları bir ilâçtır; tıpkı afyon gibi...

Yaşamak, sakın sadece bir alışkanlıktan ibaret olmuş olmasın!

Akşam olunca yatıp uyumak sabah olduğunda da uyanıp deb-î dünyanın nimetlerinden biraz daha pay kapma yarışına katılmak. Oysa ki, var olabilmek için çırpınırken yok olup giden yaşamların bir değeri ve anlamı olmalı.İnsanlara bu anlamsız ve boş yaşam alışkanlığını kazandıran "görenek" ve "kurallar" olsa gerek. Bu görenek ve kurallar üzerine düşünüp kafa yorma fırsatı bırakılmayan insanlar, tıpkı kendilerinden öncekiler gibi yaşama alışkanlığı içinde tüketiyorlar ömürlerini. Yaşamanın çok daha anlamlı ve çok daha güzel yolları olabileceğini akıl edemiyorlar. Onlara "sunulan" ve "dayatılan" yaşam modelleri içinde kendilerinin "kurgulamadıkları" bir oyunda yer alıyor, başkaları için ve birilerinin istedikleri gibi yaşıyor bütün insanlar. Kesinlikle ve asla Tanrı'nın istediği gibi değil.

Deb-î  Dünya'daki oyun son bulmadan önce, bir düşünün bakalım siz, nasıl ve ne uğruna yaşıyorsunuz?

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük