Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Duyguların gizemi...

info@haberdukkani.com 03 Şubat 2014 Pazartesi

Sahtekarlar, gülümseyen yüzleri, tilki pırıltıları saçan kısık gözleri ile yalancı dünyanın sanal duygularını yaşatıyorlar hepimize.. Hayatın mutlakalarının faturalarını göğüsleyebiliyorsak eğer şimdilik; kendimizi mutlu insanlar sınıfında sanıp yaşayıp gidiyoruz.. Nereden gelip nereye gittiğimizi bilmediğimiz gibi, nasıl bir dünyada yaşadığımızın da hiç farkına varamıyoruz. Hiç birimizde böyle bir kaygı da yok!..

Yok olup giden değerler, ayaklar altına alıp çiğnediğimiz ahlak ve vicdan normları bizi gelecekte yaşamayı arzuladığımız özlemlerimiz kadar ilgilendirmiyor. Oysa bilmemiz gerekir, ayak altına alıp çiğnediklerimiz gelecekte karşılaşacağımız engelleri oluşturacak.

Erkekler, masum bir genç kızın ırzına geçercesine berbat ediyorlar yaşamlarını. Aynı şekilde, kadınlarımız da pırlanta saflığındaki genç bir delikanlının tüm duygularını köreltircesine karartıyorlar yaşamlarını.

Kadınlar için, mağaza vitrininde beğendiği ve kendisine çok yakışıp çekiciliğine çekicilik katacağına inandığı bir elbise kadar bile değeri yok erkeklerin. Bir paçavra parçasından daha değersiz ve önemsiz erkekler.

Erkekler için de kadınlar, olsa olsa bir Nataşa kadar önem ifade ediyor yaşam akışlarının içinde. Hiç kimse karşısındaki insanın değerini karakter özellikleri, duygu zenginliği ve içtenliği ile teraziye koymuyor.

Erkekler kadınları erdemler kantarında tartmak yerine, dolar kuruna göre değerlendirmeyi daha ucuz, anlamlı ve kolay buluyorlar.

İnsanoğlu artık birbirleri ile resmi nikahlı eşlerini bile paylaşmaya ve bundan da büyük bir haz duymaya başlamışken, hiç kimse konvansiyonel ilişkilerin gizemli duygu limanlarına uğramaz oldu. Ruhlarını yitiren insanlar gizemli duygu zenginliğinden habersiz bir yaşam sürdürüyor..

Ruhunu çoktan yitirmiş bir bedene hapsedilen yaşamlarda kaçınılmaz olarak duygular kalp para olup çıkıyor. Modern yaşamın bol seçenekli dejenere modelleri, pazara sürülen yeni bir emtia gibi kapış kapış. Çünkü, çok ucuz.

İrtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, talan, enflasyon, geçim sıkıntısı, gelecek korkusu, siyasi ve toplumsal baskılar, arkası kesilmeyen zam fırtınaları, sosyal güvence yoksunluğu, bilgisizlik, terör, savaş tehditleri gibi daha pek çok faktöre; özlemler, ihtiraslar ve düşler eklenince insanların yaşamları kabus oluverdi!

İçine sürüklendikleri  karalıktan kurtulmayı başaramadıkları için, ruhlarını şeytana kolaylıkla satıveren insanlar; duygu ve düşünceyi kirli bir gömlek gibi sırtından çıkartıp attı. Böylece özlemlerine ve düşlerine kavuşacağını sanma yanılgısına sürüklenen bireylerden oluşan yarı çıldırmış ve sapıtmış bir insan topluluğu kentleri istila ediverdi.
Şimdi ne yapacağını şaşırmış insanlar dolaşıyor cadde ve sokaklarda. Hepsinin göz bebeklerinde tilki parıltıları, yüzlerinde sahte bir tebessüm var. Fakat, iç dünyalarında mutsuzluk kaosunun koyu karanlığı var. Kendilerine çare ve çözüm yolları arıyorlar. Ne yazık ki, huzura kavuşamıyorlar. Artık ne yapsalar nafile.. Yaşama tat kazandıran, anlamlı kılan gizemli duygularını ve ruhlarını yitirdiler..

Şimdi hepimiz şifresini bir türlü çözemediğimiz bir hayatın içinde bocalıyor, sanal dünyanın sahtekar insancıkları olarak nefes alıp vermeye çalışıyoruz.

Yaşamın her alanında karşılaştığımız engeller ise; ne acıdır ki; ayaklarımızın altına alıp çiğnediğimiz değerler ve evrensel insanlık normları oluyor!

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük