Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Eğer hırsızın sütü bozuk değilse

info@haberdukkani.com 20 Mayıs 2012 Pazar

Bir iş nedeniyle İzmir'de olduğum 18 Mayıs tarihinde, "meçhul" bir satte evime hırsız girdiğini 19 Mayıs günü saat 14'de, apartman yöneticimiz ve "vefalı" komşumuz Refik Bey telefonla haberdar edince öğrenebildim.

Çelik kapı ve iki de kilit hırsızın işini hiç zorlaştırmamış olmalı ki, "Eve anahtarla girilmiş" diye, ısrar ediyordu telefonla haber veren Refik Bey..

Hırsızları tarih boyunca hiçbir şey durduramamış, "çelik" diye yutturulan "saç kapı" ve üzerindeki kıytırık kilitler durdurabilir mi hiç!.. Evde inceleme yapan polisler, millete çelik diye yutturulan kapıların sanıldığı gibi hiç de güvenli olmadığını, kilitlerinin bir kaç saniyede kolayca açılabildiğini anlattılar...

Hepimiz evimize, iş yerimize hırsız girebileceği veya yanıp kül olabileceği olasılığı yada depremde evimizin başımıza yıkılarak altında can vereceğimiz ihtimalleri üzerine temellendirilen yaşamlar sürdürüyoruz.

Yaşam, yarı ciddi yarı şaka akıp giderken, zihnimizin derinliklerine bastırıp unutmaya ve aklımıza getirmemeye çalıştığımız gerçekler labirentinden başkaca nedir ki...

Ben, Amazonlar, korsanlar, eşkiyalar ve levanten hanedanlar kenti İzmir'de bir dostu giriştiği belalı bir oto servisi işinde "dolandırmasınlar" diye uğraş verirken; bir başka hırsız da bizim ocağımızı başımıza yıkmak için, girişimde bulunmuş ise eğer elden ne gelir, başa gelecek olan ne varsa çekilir!

Yolunu şaşıran hırsız bir yazarın evine neden girmiş olabilir ki? Kitap çalmak, yoksa kitap okumak için mi? Dünya'nın en aptal hırsızı bile bu nedenlerle bir eve girmeyeceğine göre.. Acaba hırsız bizim eve neden girmiş olabilir?.. Sakın ola ki; "çalmak" yerine, gizlice bir şey "koymak" için, girmiş olmasın!

Mesela gizli kamera yerleştirmek için girmiş olabilir mi? Ya da bizim hınzır hırsız, bir tilki kurnazlığı ile hareket ederek, daha sonraki günlerde başımı fena halde derde sokabilecek bir "suç delili" yerleştirmek amacıyla girmiş olabilir mi bizim eve...

Bizim eve giren hırsız, mutfakta elimin altından hiç eksik etmediğim, üzeri parmak izlerimle dolu, keskin bıçaklardan birisini çalıp bir cinayette kullanmayı amaçlamış olabilir mi acaba?.. Aile albümümüzden çaldığı bir fotoğrafı "kanlı bir komplonun" cinayet mahalline bırakmayı da planlamış ise eğer; biz şimdiden yandık demektir!

Görüyorsunuz ya işte aslında hepimizin hayatı "hırsızların" insafına kalmış durumda.. İzmir'de bir oto bakım tamir servisi şirketine "balıklama" ortak olan dostumuzun sermayeyi kurtarabilmesi de hırsızların insafına kalmış durumda..

Eğer bizim eve giren hırsızın sütü bozuk değilse, bundan sonraki yaşamım kazadan beladan uzak geçecek demektir. Yok sütü bozuk bir hırsız ise; yandım demektir. Bundan sonraki günlerde başıma ne çoraplar örüleceği hiç belli değil.

Polisler şu bizim eve giren hırsızı bir an önce ve de daha başkalarının da canını yakmadan yakalasalar da rahat bir nefes alabilsek.. Apartman yöneticisi Refik Bey'in söylediğine göre, hırsız tayfası bizim adrese fena dadanmış meğerse! Bu gidişle komşumuz olan Vali Konağı'nı da soymasalar bari... Türkiye Dünya'ya rezil olur mazallah!  İstanbul Valisi'nin "Konağı"na hırsız girmesi, bir yazarın evine hırsız girmesine benzemez, polis teşkilatı bu büyük skandalla epeyce çalkalanır.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük