Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Emperyalizmin zokası ve altın vuruşumuz

alihasdemir@haberdukkani.com 27 Ekim 2014 Pazartesi

Bu hâzin bir öyküdür..
 
1950'li yılların son çeyreğine ait bu korku filmi öyküsü, o kurtlu peynirli,  Marshall yardımlarının halka yedirilmesiyle başlatıldı..!
 
İlk operasyon..
 
Ve ardından adım adım gelindi 80'li yıllara..
 
Aradaki 'yardım' adı altında gönderilip tüketilenleri saymazsak, ikinci sert ve büyük dalga 30 yıl sonra geldi..
 
GDO'lu tohumlarla sebze, tahıl, meyvaların olumsuz katkıları..
 
O altın vuruşlarını da hiç unutmamak gerek..
 
Emperyalizm asla uyumaz ve eli kolu hiçbir zaman rahat durmaz..!
 
**
 
Henüz ilkokul öğrencisi bile değildik..
 
Fakat az çok bu çarpıcı  olayı anımsarız..
 
Abilerimize, ablalarımıza memleketteki tüm ineklerin sütü kesilmiş gibi dünyanın bi ucundan 'sütün toz hali" geliyor..!
 
İlginç ötesi..
 
Çünkü tarım ve hayvancılığımız dillere destan bir ülkeyiz o yıllar..
 
Okyanus ötesinden ilkokullardaki bebelere son kullanma tarihini çoktan aşmış bozuk süt tozu gönderiliyordu..
 
Asıl sıkıntı şundadır; 
 
Yaptığı yardımı da bizzat kendisi denetlemekteydi..
 
Ne kadar onur kırıcı bi durum değil mi..?
 
Yanki,  zaman zaman hâlâ Türkiye'ye  yoksulluk yardımı yapıyor..
 
Ve o kurtlu süt tozlarını içen mağdur elemanlar, o kuşağın ciddi bir bölümü nerelere, hangi mevkiilere geldiler? 
 
Bi düşünün..
 
Şahsen nerede bir durgun zekâ vak'asıyla karşılaşsam, hemen aklıma o kurtlu süt tozları gelir..
 
 **
 
Aklıma gelen tonla örnek var ancak,  gözleme dayalı bir ironik öykü daha misâl..
 
Erzincan'da vatani görevimizi yapıyoruz..
 
Bir dönem üniversite mezunlarını 4 ay askerlik yapıp Asteğmen olmadan terhis ediyorlardı..
 
Bu uygulama, 7 - 8 yıllık gazeteci olduğumuz için esasen bu durum uygun da düşmüş..
 
Bir haftalık acemiyiz ve henüz müzisyen olarak orduevine de seçilmemişken.. 
 
Eğitim alanında isimlerimiz okunuyor ve 5'er kişilik gruplar halinde apar_topar 59. Topçu Tugay'ının eski ve dev mutfağına götürülüyoruz..
 
Sanıyoruz ki, klâsik biçimde akşama kadar karşılıklı patates soyacağız..
 
Hayır, hiç de öyle olmuyor..
 
Daha usta, aşçılıktan anlayan askerler sabahtan soymuşlar patatesleri..
 
Bizi bu kez devasa bir buzhaneye yönlendiriyorlar..
 
Bir de bakıyoruz ki...
 
O da ne.. ??  İnanılır gibi değil..!
 
Buzlanmış kaskatı, mosmor Buffalo cesetleri..
 
Bu beş kişilik grup, Buffalolardan sadece birini,  güç_belâ buzluktan çıkarabildiğimizi hatırlarım..
 
İkinci işlem, çift yönlü sapı olan testereyle eti kesmemiz gerektiği söyleniyor..  Çok zorlanarak kesebiliyoruz..
 
O sırada morarmış Buffalo cesedinin kalçasına vurulmuş daha da mosmor bir damga dikkatimizi çekiyor..
 
Tarih: 1947..!
 
Günün tarihi ise 1982..!
 
Akşam karavanada yiyeceğimiz kapuskanın içindeki kıyma eti 35 yıllık amerikan yardımı..!
 
Anlayacağınız, kaçış yok, yanki'nin yardımından kurtuluş yokk..!
 
İlk yemeğinizi yadırgasanız dahi metabolizma zamanla yavaş yavaş alışıyor..!
 
Tuhaf bir durum;  ölmüyorsunuz yani..
 
Aç kalıp hastalanmamak, güçten kuvvetten düşmemek adına indirdik mideye o kapuskaları..
 
Fakat o gün bugündür düşünürüm;  acaba kalıcı etkileri ne olmuştu..?
 
Gönderene mi kızalım, yoksa onları kabul edip bizlere yediren komisyonculara mı..?
 
Kim suçlu..??  Siz karar veriniz artık..
 
Esen kalınız..

  • DİĞER YAZILARI