Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Facebook tatilleri: 2

info@haberdukkani.com 06 Ağustos 2014 Çarsamba

Cervantes, Don Kişot'u İstanbul'da esir olduğu dönemde yazmıştır. Bu nedenle kahramanlar biraz Anadolu insanı gibi kokar. Bizim burada kaleme aldıklarımız ise; elbetteki soğan kabuğunu "soyma" teknikleri değil; "paket tur" rezaletleridir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı birinci çeyreğine ilişkin Hanehalkı Yurtiçi Turizm Araştırması sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, ocak, şubat ve mart aylarından oluşan birinci çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 10 milyon 61 bin kişi seyahate çıktı.

Bu dönemde bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 6,5 artarak 12 milyon 745 bin oldu.



Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 96 milyon 699 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 7,6 gece, seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 258 lira olarak gerçekleşti.

Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları söz konusu dönemde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 33,8 artarak 3 milyar 292 milyon 746 bin lira oldu.



Seyahat harcamaları, kişisel veya paket tur harcamaları olarak yapıldı.

Tespite göre; 3 ayda, 3 milyar 292 milyon 746 bin lira. İşte bu noktada Maliye Bakanlığı'na bağlı Vergi Daireleri ile paket turlar düzenleyen Turizm Şirketleri'ni denetlemesi gereken denetçi kadrosuna önemli ve veballi bir görev düşüyor. Bakalım Turizm Şirketleri'nde devlet ne kadar vergi toplayabilecek? İşin "püf noktası" ve de "bam teli" burada gizli.

Hiç düşündünüz mü? Tur Şirketleri'e dava açan on binlerce "mağdur" neden sonuç elde edemiyor? Bu sorunun yanıtını hazineden geçinmeli bürokrat kadroların tatillerini hangi olanaklarla, nasıl ve nerelerde geçirdiklerini araştırmadan bulamazsınız. Bu araştırmayı yapmak ise; Turizm Şirketleri'nden ilan geliri elde eden medyanın harcı hiç değildir. Acar gazeteci kadroları hiç kusura bakmasınlar, hiç birisi "ilan geliri seti"ni aşmaya da yeltenemezler. Özün sözü şudur ki; turistik ayıplar da yorgan altında kalmaktadır. Ah şu yorgan yok mu? Sıkyorsa bir kaldırın bakın bakalım altında ne ayıplar yatıryor. İnsanlığınızdan utanırsınız.

Turistik paket satın alıp seyahat turlarına katılanların yaptıkları ilk iş, seyahat sonrasında Cumhuriyet Savcılıkları'na koşmak oluyor! Neden? Öyle çok nedeni var ki; saymakla bitmez. Konaklama, yeme içme, turlara katılan kişiler arasında doğan uyumsuzluk, saygısızlık sonucu doğan tekmeli, tokatlı, yumruklu ve sözlü saldırılarla renklenen kavgalar. Karakolluk olanlar da var, dağ başlarında otobüslerden indirilip kaderine terk edilenler de.. Turlara katılan her vatandaş kendi mahallesini de tur otobüsünün içine taşıma çabasında olup kendisine benzerlerle eşleşerek "çoğunluk hakimiyeti" ile mahalle baskısı ve mobbing uygulayarak seyahatini renklendirme girişimlerinde bulununca, tur otobüslerinin içi köy kahvesine dönüverir. Bir çekişme, didişme ve sinir harbi başlar ki; doğrusu lezzeti bambaşka olup tadı damaklarda kalır.

Yahu merak bu ya, var olduğu iddia edilen şu "Paralel Yapı" var ya, hani şu hazineden geçinmeliler tayfası, işte bu kadrolar acaba turizm şirketleri ile bereketli "kuzu sarması" sofralarında birlikte semiriyor olabilirler mi? Hazineden geçinmeli kadrolar yurtiçi ve yurt dışı seyahatlarini kısıtlı "harcirah" ile nasıl kotarabilirler ki..

Bir de "rüşvet" ile "irtikap" meseleleri var. Her rüşvet "nakten" gerçekleşmez. Seyahat çeklerinden ne haber? Bu seyahat çeklerini acaba kimler öder. Turizm Şirketlerinin faturaları bir kontrol edilecek olsa, hiç gitmedikleri seyahatlere para ödeyen kimbilir ne anlı şanlı şirketler ile iş bitirici tayfasından ne ünlü simalara rastlanır. Tadından da yenmez doğrusu..

Tur rehberi fıkra anlatır mı?

Tur rehberleri yaptıkları işin gereği olsa gerek, sürekli konuşma ihtiyacı duyuyorlar! Ellerinde bir mikrofon ve tam da tepenizde cızırtılı bir hoparlör! Haydi gelin de kafanızı dinleyin bakalım! Ne mümkün. Rehbere para verseniz bile susturamazsınız. Ne mi konuşur? Neler konuşmaz ki; kendi özel yaşamından başlayıp tura katılanların özel yaşamına kadar uzanır. Gezip gördüğünüz yerler hakkında bilgi sahibi olabilmeniz de zayıf ihtimal, çünkü derinlemesine tarih bilgisinden yoksun oldukları gibi genel kültür birikiminde de sınıfta çakma oranı oldukça yüksektir.

Ama gelin görün ki; aynı rehber bölge insanlarımızın kaç kez din değiştirdiklerinden ve etnik kökenlerinden söz etmeye başlayıp bu konuda saatlerce konuşursa hiç şaşırmayıp olağan karşılayın.

Malum din konusu çok hassas bir konudur. Ama ne gam, rehber dini dalgaya alan fıkra anlatmakta hiçbir sakınca görmez. Çünkü zil cahildir, başına ne geleceğini hiç kestiremez. İyi de haydi Tur Şirketleri bir yana, Kültür Bakanlığı bu rehberleri hiç mi eğitmez? Turizm rehberlerimiz çok yaman ve çok cüretkar oluyorlar, dağ başında yol alan otobüste milleti en hassas olan "inanç" noktasından şişleyip kanlı katliamlara neden olabilecek kadar ne konuştuklarının farkında değiller biline..


JOLLY TUR tarafından düzenlenen ve benim bayramda katıldığım Karadeniz turunda rehberin otobüsle OF'u dolaşırken anlattığı fıkrayı burada yazacak olsam, hem şirketi hem de tur rehberinin can güvenliğini tümden hiçe saymış olacağımdan, konuyu burada kesmekte yararlı görüyorum.

ELBETTE Kİ; DEVAM EDECEK. ZATEN İLGİLİLERİ DE MERAKLA BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİYORLAR.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük