Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Genç anne adaylarının içten duaları

info@haberdukkani.com 25 Mayıs 2011 Çarsamba

Avrupa'nın kapalı havasından iyice bunalmış, çalışıp didinmekten helak olmuş nice insan, Akdeniz ve Körfez sahillerinde güneşin altına uzanmış dalgaların sesini dinlerken;

Türkiye seçim sürecinde skandal kasetler ve ses kayıtlarıyla "dedikodu" kültürünün en hızlısını yaşıyor.

Türkiye zamparalık ve kaçamaklarıyla övünemez hale gelirken, "ahlak" normlarıyla yüzleşiyor.

Bol metresli, imam nikahlı ikinci, üçüncü ve dördüncü eşler.. Kadınlar çok eşliliğin nimetlerinden söz ediyorlar uluorta.

Travestiler, transseksüeller lüks mekanlarda, caddelerde ve izbelerde özel zevkler için pazarlıklar yapıyor SEÇKİNLER ve AVAM ile..

Uyuşturucu batağına saplanan nice genç insan karartılan yaşamların kısa vadeli düşlerini yaşayabilmek için akla hayale gelmeyecek acılara katlanıyor..

Yerkürenin Batı Dünyası ile Doğu Dünyası birbiriyle kucaklaşma arzusuyla yanıp tutuşurken, siyaset arenasının liderleri buna izin vermemeye and içmişlercesine kutuplaştırıyorlar Dünya insanlığını.

Paranın efendileri servetlerini daha da büyütebilmek için, akademik canavarlara olmadık araştırmalar ve planlar hazırlatıyorlar. Yapılan çalışmalar arasında insanlığın refahı ve mutluluğu için hiç bir uğraşa yer verilmiyor.

Türkiye, folklorik ahlak normlarına sımsıkı bağlılığıyla övünse de ortaya serilen rezaletler, yüz kızartıcı. Rezaletleri deşifre edenlerin de kepazelekleri ortaya çıkacaktır mutlaka önümüzdeki günlerde. Böylece çok daha iyi anlayabileceğiz ne halde olduğumuzu.

1990 yılında yayınlanan AHLAKSIZLAR adlı belgesel romanım yakılarak imha edildi mahkeme kararıyla ama şantaj amaçlı kaset skandallarının görüntüleri günlerce engellenemedi nedense.. Aynalara yansıyan ikiyüzlülüğümüzü belgelediği için kim vurduya gitmiş olsa da bizim roman, "yorgan altı ayıpları" SANSÜR'ün gücü önleyemiyor. SEÇKİNLERİN yorgan altı rezaletleri internete düşmeye görsün, medya bu görüntüleri mercek altına alıp büyüttükçe büyüterek kamuoyunu aydınlatıyor (!) Medya patronlarının yorgan altı öykülerini de bu fakirden başkaca gözler önüne serebilen bir baba yiğit henüz ortaya çıkabilmiş değil.

Nice genç ve güzel insan, Körfez ülkelerinin sahillerinde fıkır fıkır.. Tabulardan arınmayı başaran toplumların insanları metresleriyle, kumalarıyla ve adedi yüksek imam nikahlı eşlerine değil; aşkla sarılıyorlar birbirlerine..

Güneşe hasret Batı Dünyası, Körfez sahillerinin kumlarına uzanmış güneşlenirken, eğleniyor..

Genç anne adayları Dünya'ya gelecek olan bebeklerinin kıpırdanışlarıyla kutsal heyecanlar yaşarken; Dünya'nın yaşanılabilir ve yaşanılmaya değer kalabilmesi için Allah'a dua ediyorlar inançla ve umutla. Çok şükür ki, Allah onların dualarını geri çevirmiyor.

Sonsuz cennet dipsiz cehennem...

Cennetin sonsuzluğu ile dipsiz cehennem arasında insanlık sınavı veren Adem'in ölümlü çocuğu insan!

Ufuk çizgisi çölde ve okyanusta gece olduğunda yitip gider, kaybolur. İnsan, simsiyah karanlıkların içinde uzak yıldızların altında kalınca, bir "zerrecik" olduğunu algılar. Sonsuz cennet ile dipsiz cehennem arasında Şeytan'la başbaşa kalınca insan, ne yapar? Bugüne kadar yaptıklarını tekrarlar durur. Yeni ve başkaca bir şey yapmayı akıl edemez.

Şark (Doğu) insanı geçmişi değil, geleceği merak eder. Bu nedenle faldan, yıldızlardan ve de Cinlerden meded ummuştur. Garp (Batı) insanı ise, geleceğin kendi ellerinde olduğuna inanır ama geçmişi bilmek ister. İşte Şark kafası ile Garplı kafasındaki fark burada ortaya çıkar.

İnsan aklı sorgulamaya değil; inandırıldıklarını desteklemeye payandalanır. Doğu kültürü kaderin yeniden yazılabileceğine inanmaz ama değiştirilebileceğine inanır. Her ikisi de insan aklı işte ama farklı. Fark algılamada. Keramet akılda değil, anlayışta. Akletme ise, aklı kullanma anlamını içerir.

Akletmek!

Doğanın en üstün canlısı insan akledemiyor. Çünkü o bir aciz. O bir kul. Zekasıyla, tilki kurnazlığıyla yaptıkları ve yapabildikleriyle övünse de dahiler olsa da aralarında gerçekte akledemeyen bir acizdir.

Meksika adıya anılan yerde yaşamış olan Mayalar, neleri akledebilmişlerdi de o muazzam medeniyeti kurabilmişlerdi? Mayaların rahipleri sunaklarda Tanrı'ya onca bakire kurban etmişlerdi ama İspanyollar ve Portekizliler onların nesillerini kurutup medeniyetlerini yok ettiler.

Türkiye 30 yıldır teröre onca ŞEHİT veriyorsa da Amerika ve İsrail bölgede Kürt devletini kuruyor. Mayalar cennete ulaştılar mı, bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey var, onlardan geriye kalan taş yapıtlar. Biz Türkler cennete ulaşabilecek miyiz, bilemiyoruz. Bizlerden geriye ne kalacak? Kalacak olanlar insanlığa acaba neler anlatacak? Nasıl bir ışık bırakacağız geride?.. Onca faili meçhulün kan izlerini takip edecek olan insanlık bizden geriye kalan neler bulacak? Sansürlenmiş filmler, yakılarak imha edilmiş romanlar, yıkılmış hekeller arasında apışıp kalacak olan insanlık, karalama ve zindan çürütmelerine terk edilmiş ozan ve yazarlarla karşılaştıkça, Mayalar ya da Sümerler kadar gurulu durabilecek miyiz tarih sahnesinde?..

Mısır'ın Kleopatra'sı, Greklerin Venüs'ü, Gürcüler'in Tamara'sı ile Anadolu'nun Aslı'sı cennete ulaşabildiler mi? Peki ya Amazonlar! Bilmiyoruz, bilebildiğimiz bir şey varsa hepsinin birer efsane oldukları. Onlar belki de hala sonsuz cennet, dipsiz cehennem arasında bir yerde İsrafil'in Sur'u üfleyeceği anı bekliyorlardır, korkuyla ve titreşerek..

Batı'nın birbirinden çirkinleri ile birbirinden güzelleri Körfez'in sımsıcak kumsallarında güneşleniyorlar; hepsi de fink fink ve bronz tenli..

Türkiye kaset sakandallarıyla başbaşa kalıp merhametine sığınmış Yüce Yaradanın. Biraz da gözleri yaşlı..

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük