Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Hastalıklı sağlık sistemimiz

alihasdemir@haberdukkani.com 01 Eylül 2010 Çarsamba

İstismar, hemen her alanda karşımıza dikilen bir olumsuz olgu ne yazık ki..

Son dönemde, sıkça göze çarpan bir tür istismara değinmek isterim..

Konumuz; sağlık sistemimiz ve hastanelerdeki istismara açık uygulamalar olunca, bilgi ve gözlemlerimiz bize gösteriyor ki;

Hasta, tedavi olmaktan önce kendisini muayene edip hastalığına tanı koyacak hekimleri şikayet etmek düşüncesiyle hastaneye gelir olmuş..

Örneğin bir başka devlet kuruluşunda sırada ya da banka kuyruklarında beklerken yakınmayan ve hatta sesi soluğu çıkmayan toplum bireyleri, hastane koridorlarında birikmiş tüm öfkesini sağlık personelinden çıkarıyor..

Başbakanlık ve Sağlık Bakanlığı'nca şikayet hatları oluşturulmuş..

Yurdum insanı için iyi, güzel de ancak bu şikayet hatları kısa süre içerisinde hastanelerdeki sağlık hizmetlerini kitleyen boş "ihbar hatları" haline getirilmiş durumda..

İstismar olayı burada başlıyor ve kayıt olma anından itibaren bir açık arıyor..

Hasta, muayene odasının önünde, kuyrukta beklerken kendisinden önceki hastanın muayenesi  beş-on dakika kadar gecikse,  "benim muayenem geciktirildi" , "çok ağırdan alınıyor, çok yavaş muayene ediyorlar" gibi gerekçelerle bağırıp çağırıyor, hatta daha da ileri giderek konuyu kendisini muayene etmekle görevli doktoru suçlama, hatta azarlama noktasına kadar getiriyor..

Ardından "Alo 184"ü arıyor ve "beni beklettiler" diyerek şikayette bulunabiliyor..

Bazan bununla da yetinmeyerek Başbakanlık Özel Kalemi'ne bağlı "Şikayet Hattı"nı da arayarak şikayette bulunabiliyor hasta..

Bu hatlar hemen kayda alıyor şikayeti ve ilgili hastanenin başhekimi aranarak ondan bu şikayete ilişkin savunma isteniyor.

Hastanenin Başhekimi ise şikayete konu olan hekimi, diğer hastaları muayene ettiği bir sırada bile yanına çağırarak ondan savunma bekliyor..

Az sonra şikayete konu olan hekim, kendisini ihbar eden pişkin hastayı odasında muayene ederek teşhisini koyuyor..

Şöyle bir son 5 yıllık  döneme dönüp bakınca, hastanelerde "Hasta Hakları Komisyonları" kurulmuş olduğunu da görüyorsunuz.

Kimler yok ki bu komisyonlarda?

İlin Valiliği'nce görevlendirilmiş, STK'lardan birine mensup bir üye, şikayet edilen o sağlık biriminin sorumlusu, halktan bir kişi, ilgili hastanenin başhekim yardımcısı ve bir sekreter.. Ancak bunun karşılığında bir "Hekim Hakları Komisyonu" mevcut değil..

Bizim burada asıl itirazımız ise şuna;  bizde geleneksel bir anlayış ve değişmez bir tavır vardı..

Eskiden hastayla hekimi arasında düzeyli, şefkate ve vefaya dayalı bir iletişim vardı..

Doktorlar ise günümüzde olduğu  gibi hastalarına nasıl yaklaşacaklarını bilemez durumda değildi üstelik..

Bu ilişki, günümüzde iktidar partisinin yeni uygulamaları ve hastalıklı sağlık politikası sayesinde mutasyona uğramış bulunuyor..

Onun yerine iki yanlı paranoyaya dayalı, çelişik, bir tuhaf ilişki haline dönüştürüldü..

Her konuda eskisini arayacak hale neden getirildik ki?

Her açıdan tuhaf bir süreç şu içinde yaşadığımız günler..

Öte yandan Sağlık Bakanlığı, bünyesi içerisinde özel bir basın bürosu oluşturarak, medyada sağlık sektörüne ilişkin yer alması muhtemel tüm olumsuz yazılı ve görüntülü haberlerin önlenebilmesi için önlemler düşünüp, kararlar alıyor..

Neden?

Çünkü medyada çıkabilecek olumsuz haberler, iktidarın sağlık sistemi politikalarının sorgulanmasına ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasına yol açacak ve en başarılı(ymış) gibi görüntü veren bir konuda açığa çıkmış olacaklar..

Son kertede, sağlık sisteminin işlerliliğinin karşısında yer alan, tamamen organize olmuş, birbiriyle koordineli iki yanlı presleme yapan bir güç mevcut sanki.. Burada ciddi bir sistematik ayrıştırmadan söz ediyorum..

Bu presleme sonucu oluşan hasta-sağlık personeli arasındaki güven bunalımı hoş bir şey değildir ve  ileride sağlıkta onulmaz yaralar açılmasına neden olabilir..

Çünkü hasta-hekim arasındaki güven, kaçınılmaz olan şeydir ve çok önemlidir..

Geldiğimiz şu son noktada, sağlık ordusunun şevkini de mesleki hazzını da kıran, önünü  tıkayan, hipokrat yeminli sağlık sisteminin ensesinde boza pişiren siyasi erkin baskıları sonucu muayeneden önce yapacağı şikayeti düşünen, tehditkâr ve muhbir hasta kitlesi oluşturulmuş durumda..

Sözün özü; görev anlayışı, idealalleri, amacı ve sorumluluğu gereği hastaları ayırd etmeksizin kayıtsız şartsız tedavi edip iyileştirmek olan hekimlerini popülist ve siyasi amaçlarına malzeme yapan ard niyetli bir anlayış biçimi kabul edilemez..

Hasta yatağına yatırılan bizâtihi sağlık sistemimiz  baylar, bayanlar..

Her alana ince ayar yapacağız diye hassas sağlık sisteminin dengeleriyle oynamayın artık..

Unutmayın ki, sonunda bir gün sizin de sağlığınız aniden bozulabilir..

Esen kalınız..

Not:  Konuyla ilgili  diğer somut gözlem ve deneyimlerimize bir başka yazımızda devamla, yer vererek tartışmak üzere..

  • DİĞER YAZILARI