Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Hayatı ıskalayanlara aldırmayın

info@haberdukkani.com 28 Eylül 2010 Salı

Her yaşın kendine özgü heyecanları vardır.

Çocukluğunu oyuncaksız yaşayanların ülkesidir Türkiye.. Sunay Akın, bu yüzden "Oyuncak Müzesi" kurulmasına öncülük etmiş olsa gerek. Oyuncak Müzesi'ni ziyaret edenler, hayatı nasıl olup da ıskaladıklarını anlıyorlardır. Birkaç kuruşluk oyuncaktan mahrum bir çocukluk yaşayanların nasıl da kör karanlıkta, el yordamıyla hayata tutunmaya çalıştıklarının düzinelerce romanı kaleme alınabilir gelecek kuşaklar tarafından..

Genç kızlık ve delikanlılık günlerini "ayıplar" ve "günahlar" sarmalında yaşayanlardan oluşan Türkiye, günümüzden dürbünle bakılacak bir mesafededir artık.. Bir avuç edebiyatçının çok büyük bedeller ödemelerine neden olan "cinsel tabular" yıkılmış, yok olmuş durumdadır artık. Ama o bir avuç edebiyatçıya olan borçlarını ödememiştir, bedavacı taplum..

Günümüz gençliği ahırdaki eşek, avluda dolaşan köpekle değil; insanca deneyimlerin tadından yenmez, renkli macelarını yaşlarının gerekliliği içinde yaşayabiliyorlar.. Hayatı süzgeçlerden geçirip damıtarak yaşayabiliyorlar nihayet..

Günümüz Türkiyesinde "genelevler" vergi rekorları kıran tecimevleri değil artık. Günümüz vergi rekortmenleri "üreticiler" ve genç girişimciler arasından çıkıyor..

Gençler artık hayatı ıskalamıyor.

Orta yaş ve üzeri kuşaklar hayatı ıskalayanlar oldukları içindir ki; günümüz Türkiyesi'ni ve Dünya'yı algılamakta çok büyük sorunlar yaşıyorlar.

Hayatı ıskalayanların Türkiye'nin önünde açılan yeni ufukları ve Dünya insanlığının tırmandığı basamakları görebilmeleri mümkün olmuyor.

Hayatı ıskalayan kuşaklar, yaşama küskün, hepsi kırık dökük anılarıla sarmalanmış dünyaların içinde sıkışıp kaldıkları içindir ki; umutsuzlar, endişeliler, paranoyalar içinde kıvranıyorlar.

Eh, hani biraz da kıskanclık ve haset yok değil yani.. Olacak o kadar, yapılabilecek bir şey yok. Duygu ve düşüncelerin değişmesi, kişinin kendisini geliştirebilmiş olmasıyla doğru orantılıdır.

Genç kuşakların gözlerinin içinde pırıltılar, dudaklarında yepyeni melodiler, damarlarında dolaşan kanda dinamik bir tempo var. Hayata umutla sarılıyor, yaşadıkları her anın bir daha yaşanması mümkün olmayacak değerde olduğunun bilincinde savuruyorlar şen kahkahalarını.. Gülüp geçiyorlar eski kuşakların telaşlı ve endişeli geçmiş zaman öykülerine..

Hayatı ıskalayanlar ile en fazla yarım saatlik bir zaman dilimi sohbet edilebiliyor. Genç kuşaklarla sohbetin ise tadına doyulmuyor. Çünkü, farklı şeyler anlatıyorlar. Hayatı ıskalayanların ağızlarından dökülen her sözcük katran siyahı kadar karamsarlık yüklü.. Gençlerin ağızlarında bal damlıyor.

Hayatı ıskalayanlar biraraya geldiklerinde Türkiye'nin "son durak"ta olduğunu ileri sürüyorlar.Gençler ise; Türkiye'nin çağdaş bir ülke olma yolunda hızla uçuşa geçtiği müjdesini veriyorlar.

Hiç kafanız karışmasın. Osmanlı İmparatorluğu'na "Hasta Adam" teşhisi koyulduğu günlerde de benzer şeyler yaşanmıştı. Ama hepsi gelip geçti. Unutuldu, tarih oldu. Türkiye yepyeni bir Cumhuriyet ülkesi olarak Dünya'daki yerini aldı. Bugün Türkiye için hiç kimse "Hasta Adam" değerlendirmesini ileri süremiyor.

Hayatı ıskalamışların söylemlerine aldırmayın. Türkiye, demokratikleşme yolunda inanç ve inatla ilerliyor. Batmıyor, batmayacak, hiç bir güç ve tuzak Türkiye'yi batıramayacak.

Şair diyor ki; "..yeter ki kararmasın sol memenin altındaki.."

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük