Kelepirci 60
İsmail AŞÇIOĞLU
İsmail AŞÇIOĞLU

Hilebazın vitrin süsleri: II

13 Şubat 2014 Perşembe

Bir önceki yazım, "Hilebazın vitrin süsleri: I"den devamla;

Abdülhamit Han'ın döneminde yaşanan aslında insanların bir çoğunun bildiği konuya değineceğim ki; konuyu can alıcı özüne bağlayalım.

"Abdülhamit'ten Emanuel Karasu'ya tokat!.." TIKLAYINIZ

öncelikle yukarıda yer alan linkdeki canlandırma, tiyatro sahnesini izleyin daha sonra, yazıyı okumaya devam edin lütfen..

Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıllık ömrünün önemli bir bölümü azınlıkların; Rum Ermeni ve Yahudi'lerin siyasi ve ekonomik mücadele alanı olmuştur. Osmanlı'nın azınlık tebaalara uyguladığı -onlar için- en verimli durum, kendilerinden bu topraklar için can vermesi beklenilmeden  "imtiyaz" hakları,  ticari serbestlik yani bir nevi "misafirlik modeli yaşam" azınlıkları toplumun eğitimlisi, varlıklısı ve ticaretinin patronu, efendisi, lordları, derebeyleri haline getirdi..

Osmanlı'da "azınlık" olmanın en güzel yanı, devleti beslemek/bakmak, ayakta tutmak için yapacakları bir masraflarının/yüklerinin olmayışı idi.. Örneğin; Almanya'nın II. Dünya Savaşı'ndan sonra yapılan "barış antlaşması" gereği ordu kurmasının yasaklanmış olması nedeniyle, devlet çarkının Alman ulusunu sanayi ve ekonomi alanında başarı ve kazanımlara itmiş olması buna güzel örnektir. Bir diğer örnek; Japonya'dır.. benzer nedenler ile bu tip kalkınma modelini yakalamıştır yani bir ülkenin savaş sanayisi ordusuna akıtacağı parayı 5 yıl ekonomik ve sanayi kalkınmasına harcasa en yoksul devlet bile yeniden şahlanır..

Kafa karıştırmadan asıl konuya gelmek gerekiyor evet, Abdülhamit Han'ın bir Padişah olarak Osmanlı'nın düşüş sürecinde, tam 33 yıl iç ve dış hainlerle mücadele ettiği ama sonunda kaybedip yıldız sarayına kapatıldı ..

Alman Otto von Bismark, bilmezlerin "Kızıl Sultan" dedikleri, II. Abdülhamit Han için:
"100 gram aklın 90 gramı Abdülhamid Han'da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer siyasilerdedir!"  diye, kayıtlara geçmiş övgü dolu bir sözü vardır.

Gerçekten Osmanlı tarihinde Fatih'in İstanbul'u alıp çağ açıp çağ kapattığı muhteşem dönem kadar önemli dönemlerinden biri de 33 yıllık II. Abdülhamit Han dönemidir..

Bugünkü dönemin o günkü Abdülhamit döneminden hiçbir farkı yoktur. Emanuel Karosu yoktur ama İngiltere'nin etkisi altındaki Amerika da bulunan Neocon grup tıpkı İsrail'i kurmak için Abdühamit'den istenilen ama alınamayan kutsal topraklar için, bu günde o grup Thedor Herzl'in misyonunu üslenmiş büyük İsrail'in gerçekleşebilmesi için yapılan ayak oyunlarından hiçbir farkı olmayan durum arz etmektedir.

Her dinin, her ırkın, kendine göre faşist kafalı milliyetçi, dinci grupları hem de çok insancıl grupları vardır. Bu çok doğal bir durum dur ama demokrasi ve medeniyet adına tüm dünya insanlığına, ırkçılığı yasaklayan anlayışın kendi ırkının ruhani hesapları içinde yapmayacağı bir şey yoktur. Çıkarları gerektiriyorsa eğer, dünya savaşları çıkarıp milyonlarca insanın ölmesini de hiç acımadan organize ederler bu onlar için sıradan bir durumdur; ha salgın hastalığa kapılmış ölmüş hayvan sürüleri ha da savaşta ölmüş insancıklar! Bu hesapları yapan ırkın masumları değil,  faşist kafalı dinci, siyonist plânların uygulayıcılarıdırlar. Bunların yeryüzündeki iradesi haşa Allah'ın iradesinden sonra gelmekte ama uygulamada I. sırada yer almaktadır..

Türkiye ve hatta Ortadoğu Müslümanları  ve diğer din mensupları ince bir çizgiden geçmektedir bu geçiş mecrası ölüm kan ve zülüm dolu bir süreçtir..

Bugünkü tabloya bakıp söyle düşünsek şu üstte arz etiğim modelleme de şayet ki Abdülhamit Han direnemeyip İsrail'in kurulması için toprak verseydi, halkının gözünde ne olacaktı "hain!" peki -ki bunu yapmadan da Kızıl Sultan ilan edildi-  bir irade bir cemaat çıkıp da Abdülhamit Han'a, "Yapma ulu Hakanım bu işin sonu vahamet bu insanlar bizi de yok edecekler" demiş olsaydı eğer, o cemaati de liderini de hemen astırır mıydı? Evet, astırırdı hem de anında hain ilân ederek....

Peki sonuç ne oldu? Koskoca İmparatorluk kaç bin km kareden kaç bin km kareye düşürüldü ..

Sonuç ne oldu? Binlerce insanımız Çanakkale'de, Sakarya'da, Sarıkamış'da, Yemen'de, Filistin'de, Trablusgarp'da zavallı bir şekilde mezarı bile belli olmadan mahvedildiler..

İsrail kuruldu mu? Evet kuruldu. Kim engel olabildi? Hiç kimse ve koca İmparatorluk bu uğurda battı gitti mi? Ne yazık ki evet.... Ve aynı  3 büyük imparatorluk batırıldı mı, batırıldı. Çarlık Rusyası'ndaki Bolşevik ihtilâli olmasaydı çarlık Akdeniz'e iner miydi, inerdi. Planlar altüst olur muydu olurdu? Türkiye diye bir devlet olur muydu, olmazdı .. Ortodoks Çarlık bu milleti kılıçdan geçirir miydi, geçir idi..

Peki bu Bolşevik ihtilâlini Allah'ın iradesi mi gerçekleştirdi, hayır! Siyonizmin iradesi gerçekleştirdi..

Bolşevik ihtilâlini yapan akıl hocası Marks ve Lenin Yahudi mi, evet.. peki bu büyük plânın bir parçası değil de nedir ki..

Şimdi de yine aynı tablo: Siyonist düşmanı AK Parti veya milli görüş zihniyeti aynı Abdülhamit Han'ın misyonunu yüklenmiş mücadele ediyor..

"Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!"
Bu söz  Abdülhamit Han'a aittir..

Hatalar tekerrür edince, tarih de tekerrür eder mi, tabi ki eder.. yani kısadan hisse hatalar yine devam ediyor.

Şimdi konuyu şuraya getireceğim..

Fethullah Hoca ve cemaat sanırım Abdülhamit Han'a o günlerde "ver kurtulalım" diyemeyen, ya da olmayan cemaatin misyonunu günümüzde yüklenmiş..

Günümüz Abdülhamit Hanı kim, Recep Tayyip Erdoğan.

11 yıldır mücadele verdiği özünde Siyonizm'in Türkiye'de ve bölgedeki gücü ve piyonu Kürt faktörü PKK'nın arkasında dış güçlerin olduğu aleni bellidir. Zaten Ermeni diasporası bu işin arkasındadır, diasporanın arkasında da siyonizm vardır ve pkk ile birlikte siyonist hesaplara hizmet etmeye devam ediyorlar. Geçmişte aynı hatayı Ermeniler Abdülhamit Han'a yaptılar ve bugün de aynı hatayı Recep Tayyip Erdoğan'a yapıyorlar.. Oysa ki, Emeniler ve Rumlar Abdülhamit Han'ın arkasından entrika filmleri çevirmek yerine yanında olsaydılar bugün ne "tehcir" olmuş olacaktı ne "mübadele .." Sadece yüm insanlığa örnek teşkil edecek olan barış ve kardeşlik olacaktı.

Bütün milletler, "üstün ırkın oyununun" tuzaklarını harfiyen uyguluyorlar..

Başbakan da aynı manada kendine aşırı güvenin verdiği olguyla kefeni giymiş global Siyonizm'e ve sistemlerine kafa tutuyor.

"Hizmet Hareketi" diye de anılan cemaat ise, yeraltı çalışmaları ile sessiz sakin tüm ülkelerde organize olup ömür kazanmaya 2023'de yeniden şekillenecek Anadolu ve Ortadoğu coğrafyası için ne yapabilirizin peşinde!..

İsrail'in Ermeni katliamını tanırım tehdidi önümüzdeki yıllarda şiddetle artacak çünkü..

Hep dediğim bir şey var: Ermenistan kurulacaksa eğer bunu Ermeniler'in akıllılığı ile değil; Yahudi'lerin aklıyla kuracaklar. Onlar da Ermeni ile düşmanlıklarını bu manada bitirecekler, biz de ufak modelde Türkiye'ye hapsedileceğiz; yani kısadan hisse "Serv" yerli yerini bulacak.. yani eninde sonunda Yahudiler Ermenistan ile sınır komsusu olacaklar. Rumlar paylarına düşeni alacak, yani Yahudilik ile Hıristiyanlık bir nevi sulh olacaklar.. Ne yazık ki, hesaplar böyle!

İşte cemaat bu işin neresinde, derseniz.. Bence, siz büyük İsrailinizi kurun ama diğer plândan vazgeçin, biz size direnmeyeceğiz yoksa yine Abdülhamit'in kusuruna düşmek var..

Cemaat ve neoconlar karşı direnişte, obama da direniyor ama yetmiyor!

Recep Tayyip Erdoğan'ın kusurlarını söyle sıralıyorlar:

* One minute

* Oslo görüşmesi

* Gazze ziyaretinde direnme

* Mavi Marmara

* Mısır da Sisi'nin ihtilâl yapmasına sebep olma (İtiraz seslerinizi duyuyorum ama bal gibi de böyle)

Ve hatta hatta Mısır ziyaretinde halkın gösterdiği teveccüh ve Gazze'ye gitme kararının Mısır'da siyonizmin ihtilal yaptırmasına sebep olduğu dillendiriliyor.. Mısır'da ihtilal olmasaydı gidecek miydi, gidecekti. Bunun da sonucu ve kanıtı Gazze gezisinin iptalidir.

Bu müthiş gücü cemaat de Obama da görüyor çünkü günü geldiğinde Amerika'yı obezitelerin açlıktan öldüğü bir yere mutlaka çevirecektir. Akıllıların hepsi Ortadoğu coğrafyasına göçecek hurdalar orda birbirini kırarak ölüp gidecek.. çünkü altın çağ Ortadoğu'dan başlayacak..

Cemaat hükümet çatışmasında, "Bu milletin bu işin neresinde durması gerekiyor?" derseniz, bana inanın tam ortasında durması gerekiyor. Ne bir milim cemaate, ne bir milim hükümete.. bunu da bu iki tarafın ortak aklının yapması gerekiyor.. yoksa durum gerçekten de çok vahimdir..

Her şeyin millet hayrına tecelli etmesi dileğiyle sağlıcakla kalın..

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük