Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

İnancı olmayanın vicdanı olmuyor

info@haberdukkani.com 09 Ağustos 2010 Pazartesi

İNANCI OLMAYANIN VİCDANI OLMUYOR;
ZALİM İLE ALİM KARDEŞÇE YAŞIYOR.

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Bu soruya "el birliği ile yarattığımız dünyada yaşıyoruz" diye yanıt vermek, gerçekçi bir yanıt olur.

Hep birlikte çirkin bir dünya yarattık. Şimdi yine hep birlikte avazımız çıktığı kadar bağırıp çağırıyor, yaşamak zorunda kaldığımız çirkin dünyadan şikayetçi olduğumuzu dile getiriyoruz..

Ne kadar da aptalız !

Cenneti cehenneme çeviriyor sonra da yakınıyoruz.

Tanrı'nın yarattığı mükemmel doğayı yok etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyor, yapay ve sanal cennetlerde insanca yaşamak istiyoruz !Yaşadığımız rezil ve insanlık dışı yaşantıyı "yaşamak" zannediyor, yanılgıya sürüklendiğimizi iş işten geçtikten sonra anlayabiliyoruz.

Tanrı'ya inananlar olduğu gibi inanmayanlar da var. İnananlar ile inanmayanlar birlikte yaşıyor. Dünyayı, yaşamı, toplumsal kurallar gereği duygu ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz.
İnananlar vicdan sahibi, inanmayanlar Tanrı'dan korkmadıkları gibi kuldan da utanmadıkları için, huzurdan yoksun, mutsuz yaşamlara mahküm yaşıyoruz. Bu yaşam biçimi insanların birbirlerine türlü acılar yaşatmasına neden oluyor. İnsan insanın cehennemi olup çıkıyor. Hayat çekilmez bir hale dönüşüyor.

Günümüzde annenin kızına güveni yok. Babanın oğluna güveni yok. Hiç kimse kimseye saygı duymuyor. Müthiş bir bencillik sarmış her yanımızı, kendimizden başkası bizi hiç ilgilendirmiyor. Öyle ki, aile fertlerimiz bile olsa..

En yakınlarımızı, dostlarımızı, hakkını ödememiz mümkün olmayan anne ve babalarımıza bile türlü yalanlar söylüyoruz. Kan bağımız olan insanları bile kandırıyoruz. Onları türlü yalanlarla kandırmak bizlerin vicdanlarında sızı yaratmıyor.
İki yüzlü yaşamlar sürdürüyoruz. Herkes herkesi iki yüzlülükle suçluyor ama hiç kimse aynaya bakıp kendisine çeki düzen vermeyi aklından bile geçirmiyor. Utanmaz ve vicdansız olduğumuzu kabul etmiyoruz.

Herkes herkesin hakkına tecavüz etmeyi uyanıklık sanıyor. Birilerini kandırarak menfaat sağlamak beceri olarak değerlendiriliyor. Bu gerçek hiç birimizi utandırmıyor. Gemisini kurtaran kaptan ya da gemisini yürüten kaptan gibi sözler türetiyoruz.

Doktorlar gizli gizli kızlık zarı dikiyor.. Türlü maceralar ve en olmadık tezgahlardan geçen sözde iyi eğitimli aile kızları, ava çıkmış avcılar misali, enayi bir koca arıyor.

Enayiliği kabul etmeyen erkekleri aşağılayarak kendi ayıplarından arınmaya çalışıyorlar. Geleceğin anne adayları ve aile mefhumunu yaşatacak olanlara bakın, kendinizi hizaya sokun. Çünkü onların hizaya geleceği yok. Allah akıllarını almış, şaşırmışlar bir kez..

Siyasetçiler ülkeyi bir baştan bir başa satmaya çalışıyor. Bürokrat kadrolar irtikap ve rüşvet çarkında zenginleşip ailelerinin geleceğini garantiye alma yarışına girmiş.
Öğretmenler öğrencilerini soymaya çalışıyor. Memurlar işini biliyor! Esnaf hilebazlığı kurnazlık ilan etmiş, almış başını gidiyor.

Çirkinleştirdiğimiz bir dünyada halimizden yakınarak yaşamaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin bir başkasının gözünün yaşına baktığı yok. Kimsenin yüzü gülmüyor. Kimse kimseye güvenemiyor. Kimse mutluluk ve huzuru yaşayamıyor.

Daha beter olacağımızı, her geçen günün bir sonraki günü aratacağını bilerek ve hiç değişmeyerek yaşıyoruz. Beter olacağımızı bilerek yaşıyoruz.

İnançsızlar ile inananların birlikte kardeşçe yaşamaları elbette doğru ve güzel olandır. Her koyun kendi bacağından asılır. Fakat, inancın olmadığı yerde vicdan olmuyor. Böyle olduğu için de hakimlerimiz vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışıp kalıyorlarmış!

Gençler enayi bulunca evlenmeye koşuyorlar. Kısa bir süre sonra karşılıklı maskeler düşüp gerçek çehreler ortaya çıkınca, boşanmaya koşuyorlar.

Dulların sayısı giderek artıyor.

Parçalanmış ailelerin çocuklarından oluşan bir toplum oluştuğunu görmezden geliyoruz.

Ve hala utanmadan aile mefhumundan söz edebiliyoruz!

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük