Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

İntihar olaylarındaki trajik artış

alihasdemir@haberdukkani.com 24 Şubat 2010 Çarsamba

Son beş yılı daha sonra bir mercek altına almayı ve incelemeyi sürdüreceğiz.. Ancak son beş ay içerisinde tam tamına 375 kişinin düştüğü bunalımdan kurtulabilme adına ne yazık ki çareyi intihar etmekte araması bence epeyce düşündürücü bir sonuç..

Kaotik bir durum, hatta çok da dramatik.. Yaş grubu konusuna ise pek girmeyelim.. Sadece, çoğunlukla gençler arasında daha yaygın demekle yetinelim..

İntihar girişiminde bulunan kişilerin 223'ünün kadın olması ise daha da bir düşündürücü..

Neden?

Uzmanlara bakarsanız, nedenler arasında köyden büyük kentlere göçü, bireysel çatışmaları, kendini yalnız hissetme duygusunu , toplumun duyarsızlığa itilişi ve de aile içi şiddeti gösteriyorlar.

Peki neden çoğunluk kadınlardan oluşuyor?

Kadınlarımızı, kızlarımızı sadece evliliğe yönlendirerek, evliliğin onlar için tek gelecek ve tek kurtuluş olduğunu empoze edersek, evlilikte aradığını bulamayan kadının bunalıma girmesi doğal olarak gözüküyor..

Bu bir kurtuluş mu?

Evlenmeden önce bir umut var çünkü.  Aile içi şiddete, baskıya bir ölçüde katlanabiliyorlar.

Evlenip sıkıntılardan kurtulmayı, özgür olmayı, mutlu ve mes'ut olmayı da istiyorlar haklı olarak.. Bir koca hayali kuruyor ve bekliyorlar..

Daha büyük bir umutsuzluk, mutsuzluk ve çoğu kez şiddetle bile karşı karşıya kalıyorlar oysa evlendiklerinde. Kurtarıcı olarak gördükleri sevgilinin ya da kocanın onların yanında olmaması, şiddet uygulaması, korumaya, savunmaya çalışmaması o umutların bitip tükenişii anlamına da geliyor.

O nedenle, evlilik tek gelecek değildir kızlar için. Burada, sözümüz öncelikle anne ve babalara tabii ki..

Nasıl olsa "evlenecektir" diye kız çocuklarını okutmayan, meslek sahibi yapmayan, çalışmasına para kazanmasına engel olan anne ve babalara doğal olarak..

Maddi özgürlüğü olan kadın güçlü kadındır. Kocasının eline bakmak zorunda kalmaz. Kocasının her dediğine boyun eğmek zorunda kalmaz. Ayrılma noktasında olan bir evliliği olanaksızlıklar yüzünden devam ettirmek zorunda kalmaz.

Genç kızları evliliğe yönlendirerek yaşına başına bakmadan hem de bir birey olmasına, kişiliğini bulmasına izin verilmiyor. Sadece ev işlerinden anlaması, evi temizlik, yemek, çalışma üçgen düzeni konusunda çekip çevirebilmesi de evliliğini sürdürecek anlamına gelmiyor. Önemli olan kişiliğini ezdirmeden var olabilmesi, kendi başına yaşayabilmesi, her ortamda kendini savunabilmesi..

Ekonomik sıkıntılar had safhadayken, tek maaşla geçinmenin imkansızlığı ortadayken evleniveriyorlar insanlar.. Hem de şu son ekonomik koşulların yetersizliğine karşın düğün-dernek de yaparak..

Tüm eşyalarını taksitle, kendi bütçelerini aşan büyük borç karşılığı satın alarak! Sonra ise ipin ucu kaçınca, bir türlü ödenemeyen borçlar, biriken kredi taksitleri, yerine getirilemeyen düşler, uğranılan hayal kırıklıkları, borçlardan kurtulamamanın verdiği bunalım, bunalımın yol açtığı şiddet olgusu, geçimsizlik sonrası ne hazin ki intihar..

Oysa ki, bu yüzyılda, kadın ve erkek ayırt etmeksizin öncelikle kendilerini tanımaları ve hayatın zorluklarına direnip tek başına ayakları üzerinde durarak uyum sağlayabilmeleri, yani kendilerini asıl büyük sınavdan geçirmeleri ve hayattan ne istediklerini öğrenmeleri, hedef belirlemeleri, kısacası başarmaları, evliliği öncelikle değil, orta vadeli düşünmeleri daha mantıklı olacaktır.

Çocuklarımızın mutlu olmasını istiyorsak, onlara katkıda bulunmak için öncelikle onların var olabilmesi konusunda yoğun emek vermek zorundayız.. Ve en çok en çok da o güveni..

Esenliklerle..

  • DİĞER YAZILARI