Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

İslâm’da Savaş kavramı

info@haberdukkani.com 19 Ağustos 2015 Çarsamba

İslâm'da savaş, suçsuz halka saldıran, malları yağmalayıp yok eden, binaları yıkarak tahrip eden,  tarihi zenginlikleri yok ederek kültürel katliamlar gerçekleştiren günümüz savaşlarına bütünüyle zıttır. Hele ki; "terör" İslam inancı ile tamamen zıttır.

En başta İslâm'da "saldırı" yoktur; saldırı karşısında savunma vardır. Müslüman sadece kötülüğü ve zulmü ortadan kaldırmak için savaşır.

Tarihte İslâmiyet'i zorla kabul ettirmek için savaşılmamıştır. Müslüman değildir diye hiç kimse öldürülemez.

Kur'an-ı Kerim, saldırının ilk işareti görülür görülmez savaşa girilmesine dahi izin vermez. Hatta saldırı bifiil başladıktan sonra bile, savaşa meydan vermeden, mümkünse onu durdurmaya çalışır: "Eğer  herhangi bir ceza ile mukabele edecek olursanız ancak size reva görülen cezanın misillemesiyle ceza yapın. Sabrederseniz, and olsun ki, bu tahammül edenler için elbet daha hayırlıdır." (16 - Nahl: 126)

Gerçek şudur ki; İslâm'a göre savaşların nedeni, bir ideolojiyi veya bir dini, başkalarına zorla kabul ettirmek için değil, aksine bir saldırının önüne geçebilmek için olmalıdır.

"Sizinle din hususunda savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkartmamış olanlara iyilik, onlara adaletle muamele etmenizden Allah sizi men etmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah, sizi ancak sizinle din savaşı yapmış, sizi yurtlarınızdan çıkartmış ve çıkarılmanıza arka çıkmış olanlarla dostluk etmenizi men eder. Kim onları dost edinirse işte bunlar zalimlerin ta kendileridir." (60 - Müntehine: 8. 9)

Tarihte Müslümanlar'a karşı ilk defa savaş ilân eden Hıristiyanlar olmuştur.

Bizanslılar Suriye'de İslâm'ı seçmiş olan yeni mü'minleri dinlerinden döndürmek için zulmetmeye başlamışlardı. Buna karşın Hz. Muhammed  (s.a. v) Bizans İmparatoru Herakliyus'a bir mektup göndererek sorunları barış yoluyla çözme çabası göstermiştir.

İran'da da Kisra, Hz. Muhammed'in mesajını getiren elçiyi öldürtmekle kalmayıp seçkin suikastçileri Hz. Muhammed'in başını getirmekle görevlendirmiştir. Bu durum karşısında Hz. Muhammed, Bizans ve İran'a karşı savaş ilân etmek zorunda kalmıştı.

Hz. Muhammed, savaşa girmiş ise, sadece "inanç" ve "düşünce" hürriyetini koruma,  inançlarından ötürü masum insanların öldürülmelerini önleyebilmek içindir.

"Ey iman edenler! Hep birden sulh-u selâma girin. Şeytan'ın adımları ardına düşmeyin. Çünkü, o sizin apaçık bir düşmanınızdır." (2 - Bakara: 208)

"Size selam verene, dünya hayatının menfaatini arayarak, "Sen mü'min değilsin" demeyin." (4 - Nisa: 94)

Kur'an-ı kerim'de pek çok ayet, savaşı başlatan düşmana dahi zulmü yasaklamaktadır.

Günümüzde ortaya çıkan terör örgütleri İslâm'ın adını kullanarak İslâm'a ne de büyük kötülük etmektedirler... Bu durum en başta İslâm alemini çok derinden sarsıp üzmektedir.  İşte bu nedenledir ki; "Fite katilden beterdir" (2 - Bakara: 191)

İslâm barış dinidir ve barışı savunur. Çünkü,  barış zamanlarında ruhlar sakin, akıl hakimdir.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük