Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

İstanbul'u terk etmek!

info@haberdukkani.com 07 Ekim 2016 Cuma

Taşı toprağı "beton" olan İstanbul'u terk edebilmek sanmayınız ki kolayına bir iştir. Hele ki, "gerçekten" İstanbulluysanız. Her terk ediş öyküsü tam anlamıyla travmatik ve büyük bir trajedyadır ki; yalnızca yaşayan bilir.

İstanbul, kendine has kültürünü ve estetiğini yitirdiğinden buyana İstanbullular, dünya şehirleri arasındaki en muhteşem ve en çok kıskanılan kentini terk edip bilinmezliklere kanatlandılar. İşte şimdi onların  çocukları ve torunları da terk ediyorlar İstanbul'u...

Büyük bir uygarlık son buldu. Ruhuna El Fatiha..

Artık hiçbir şey İstanbul'u hatırlatmıyor bile..

Ne bir İstanbul Hanımefendisi ne bir İstanbul Beyefendisi ve ne de tertemiz İstanbul Türkçesi kaldı! Ne acıdır ki; İstanbullular'ın soylarını da 21. yüzyıl İstanbul'undan nefref ettirildiler ve kentlerinden sürdüler..

Sonbaharla birlikte sararıp solup, dallarından kopan yapraklar gibi savruldular sağa/sola.. Gelecek kuşakların acar araştırmacıları sürecek izlerini ve bugün üzeri örtülüp umursanmayan, sayıları yaklaşık bir milyon trajediyi gözler önüne serecekler, okuyanların yüzleri kızarıp utançtan kahrolacaklar. Ve bir kez daha rezil olup insanlık sınavında sınıfta kalacağız.

Aklı başında her İstanbbullu terk ediyor kenti ama, hiç kimse bundan zerre kadar rahatsızlık duymuyor ve hiç kimse bu facianın nedenlerini gündeme almıyor, sonuçlarının yaratacağı yoksunlukları dile getirmiyor!

Londra'yı "centilmenler"den soyutlayın bakalım ortaya nasıl bir tablo çıkacak. Aklı başında hiçbir İngiliz'in tahammül edip katlanamayacağı bir çoraklık çıkacaktır ortaya. Dünya insanlığı da geçit vermez böylesi bir ilkel dönüşüme.. Londra'yı Londra yapan yollar, binalar, köprüler, meydanlar değil; kentin kendine has, özenle korunarak yaşatılan kültürüdür. Peki ya İstanbul'un kendine özgü ve eşi benzeri olmayan kültüründen ne haber!

Tek bir beyefendisi ve hanımefendisi kalmamış olan İstanbul'un lüks plazaları gerçekte birer "metres" hücrelerinden başkaca bir şey değilse eğer; eyvah ki ne eyvah!

Magandaların her yerde ve her an vandallık örnekleri sergiledikleri bir kentte kim yaşamak ister ki! Yaşasa da mutlu bir yaşam sürdürebilme olanağı var mıdır?



Adım başı ilkellik örneklerinin sergilendiği İstanbul'u terk edebilenlerin "şanslı" sayıldığı günler yaşanıyorsa eğer; İstanbul "ceset" demektir. Ve hiç kimse bir cesetle sarmaş dolaş yaşamak istemez.

Elveda İstanbul ve merhaba beyaz köpüklü mavi sular.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük