Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Konuşmayı unuttuk

info@haberdukkani.com 30 Mart 2010 Salı

Artık iyice civisi çıktı..

Konuşamıyoruz!

Konuşmayı unuttuk.

Tanıdığınız bir dosta selam veriniz: "Nasılsın" diye, bakalım size ne yanıt verecek? Dut yemiş bülbüle dönüşüp ağzının içinde eveleyip geveleyecek sözcükleri..

Kendisine yöneltilen selama gülümseyen bir çehre ve gereken nezaketle mimik ikramından yoksun, hatır sorma karşısında dut yemiş bülbüle dönen insanlar arasında yaşıyoruz.

"Nasılsın" sorusu karşısında, "Sorun yok" diye, yanıt verilir oldu. Sanki "Sorun var mı?" diye, bir soru yöneltilmiş!

Lütfen kendinize bir kahve içimi süresi kadar zaman ayırın  ve bir dostunuzla sohbet etmeye çırpının. Felek tokadı yemişe dönersiniz. Dostunuzun sohbet kültürünü yitirdiğinin farkına varacak ve çok şaşıracaksınız.

Konuşamıyoruz!

Sohbet edebilecek "ortak" bir konu bulabilmekte zorlanıyoruz. Ve "Baydı" ya da "Beni bayıyor" diyoruz! Ne demekse.. Sanırım zihin tadından yoksun ve iç bunaltıcı bir dostla karşılaşıldığında "gıyaben" sarfedilebilen türden bir sözcük olarak kullanılıyor.

Alış verişe çıktınız ve bir mağazadan içeriye adımınızı attınız, tezgahtarlardan yardım alabilmeniz olanaksız. Sorduğunuz sorulara verdikleri yanıtlar ya kazıklanmanıza neden olacak ya da mağazayı terk etmenizi sağlayacaktır.

Aile içinde bile konuşma adabından yoksun yaşıyoruz. Ailelerin tüm bireyleri birbirlerinin gözünü oyacak söcükler sıralıyorlar peşpeşe.. Eğer öyle değilse bile içinden gizli alaylar geçen sözcükler uçuşuyor havada.

Biz böyle miydik?

Diva Bület bile eski dünyaların rüzgarıyla konuşuyor özenle ve ısrarla! Neden? Ne denli "elit" olduğunu başa çivi gibi çakabilmek için mi? yoksa "adap" ve "edep" fukaralığını tütsülemek için mi?

Buhurdanlığın sisleri arasında kalıyor ağızlardan çıkan tüm sözcükler. Her sözün başında ağızlarda bir sakız dolanıyor: "Yani" Başka bir sözcük çıkmıyor ağızlardan, ne söylerseniz söyleyiniz, ne anlatırsanız anlatınız, alacağınız yanıt sadece kuru bir "yani" olacaktır. Her ne demekse ve siz her ne anlayacaksanız: "yani"den...

Konuşamıyoruz.

Lise öğrencileri görüyorum ve tanık oluyorum, okuyamıyorlar, heceliyorlar. Heceliyerek okuyabilen lise öğrencileri acaba bir kitabı okuyabilir mi, hadi varsayalım ki okudu. Acaba ne anlayacak?

Okumayan, düşünmeyen bir toplum. Elbette ki; konuşamayacaktır da.. Günlük yaşamın içinde konuşmaktan aciz olan nasıl olur da yaşadığı çağı ve karşılaşacağı olayları kavrayıp algılayabilir.

Futbol maçlarında yükselen argo edebiyatı bile nasıl konuştuğumuzu, heyecan ve duygularımızı nasıl ifade edebildiğimizi haykırıyor bizlere..

Konuşamıyoruz.

Argo jargonu bile değişiyor; tek sözcüklü slogan kısırlığında can çekişiyor.

Telefon! Herkezin cebinde ya da çantasında değil, elinde hiç değil; sürekli kulağında!

Konuşuyor insanlar!

"Hayret yaaa" diyorlar.

Aslında kimse konuşmuyor, o anda aklına ne gelirse onu söylüyor.

Beyin hücreleri farklı çalışıyor, konuşmayla hiç ilgisi olmayan dünyalara açılan pencerelerde yüzüyor "akıl" denilen enerji..

Bellek sürekli depoluyor, "imgeleri" telefondaki konuşma hiç bitip tükenmek bilmiyor, gözler "imge" avına çıkmış gibi fıldır fıltır tarıyor çevreyi bomboş bakışlarla..

Telefon görüşmesi devam ediyor dakikalarca.. Zaman öylesine hovardaca harcanıyor ki; harcayabilecek tek şey var: Zaman!

Oysa en değerli şey zaman. Konuşulan ne, ipe sapa gelmez; yani, sorun yok, problem değil, kafayı yemiş, baydı, uf falan oldum yani... Kimse kimseyle konuşmuyor.. Orangutanlar gibi homurdanıyor.

Latif, şık, içten, billur ses tonları, yerinde vurgular yok.

Bilim insanları uzayda kaybolmayan sesleri yakalamaya uğraşıyor nicedir. Yakında konuşmayı unutacak olan insanlık, uzayda tatlı sohbetler aramaya başlayacak. Konuşma adabının nasıl bir şey olduğunu yeniden keşfe çıkacak bilim insanları son model teknik cihazlarla donatılan uydular fırlatılacak uzaya, konuşmayı geçmiz zaman dilimlerinden yeniden öğrenebilmek için ABD de geniş bütçeli fonlar oluşturulacak gelecek yıllarda..

Üçüncü Dünya ülkeleri de ABD'nin teşvik kredileriyle fonlar oluşturmaya ve öncelikli projeler üretmeye yönelecekler, "insanca konuşma alışkanlığını yeniden kazandırabilmek için halklarına.

Muhalefet liderleri ile hükümet arasında diyaloğ örnekleri müzesinden seçmelerden oluşan paneller düzenlenecek üniversitelerde... ve siyaset yeniden biçimlenecek TÜSİAD öngörülerine inat..

Konuşamıyoruz.

Baskı ve korku var.

Konuşamıyoruz: Tasnif var!

Konuşamıyoruz: Fişlenme var!

Konuşamıyoruz: Kutuplaşmanın içine çeilme korkusu var!

Konuşamıyoruz: Provakasyon var!

Konuşamıyoruz: Demokratikleşme var!

Konuşamıyoruz: Açılım var!

Konuşamıyoruz: Sahiden de konuşamıyoruz; dinleyenler var!

Peki ama ne konuşuyoruz?

"Yani..."

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük