Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Maçka ve Nişantaşı tinercilere, dağlar Berberoğlu'na emanet

info@haberdukkani.com 03 Eylül 2012 Pazartesi

İstanbul'da "yeşil alan" kalmadı ama Maçka ve Nişantaşı'nda şimdilik park var.

Park var ama Maçka ve Nişantaşı parklarına girmeye "yürek" gerek. Her ikisi de "tinerci" ve "şarapçı"lara terk edilmiş durumda.

Uyuşturucu madde bağımlıları, alkolik evsizler bu güzelim yeşil alanları mesken edindikleri için ne gündüz ne de gece bırakın hava almak için dolaşmayı, içinden ve de önlerinden geçebilmek mümkün değil.

"Ölümcül tehdit" unsuru olan madde bağımlıları, önünüzü kesip para ve sigara istiyorlar. Endişeye kapılmamak için akıl fukarası olmak gerekir. Ancak kentin güvenliğinden sorumlu polisin verdiği bilgiye göre, bu durum ne tehdit oluşturuyor ne de suç!

Çünkü dilencilik suç değil.

Ne zaman gırtlağınıza bıçağı dayarlarsa ve ölmez de sağ kalırsanız, durumu gören "tanık" da bulabilirseniz, işte o zaman yasal işlem yapılabiliyormuş..

Ne hayret vercici..

Bu manzarayı ortadan kaldıracak "caydırıcı" tek bir unsur var: Vali Konağı'nın karşısındaki polis noktası.

Gelin görün ki, görevleri gereği İstanbul Valisini koruyan bu noktadaki polisler, çevreyi mekan edinen ve gelip geçenleri tehdit eden tinercilere ve alkoliklere müdahale edemiyorlar.

Tinerciler de bu durumu bildiklerinden Vali'nin Konağı'nın karşı kaldırımında dahi" gelip geçenleri canlarından bezdirebiliyor, defi bela mı dersiniz haraç mı yoksa, sadaka mı dersiniz bilemem, çaresiz ceplerindeki bozuk paraları tinercilere vermek zorunda kalıyorlar.

Vali Konağı Caddesi'nde herhangi bir saatte rahatça ve güven içinde işinizden evinize gelip gidebilmeniz ne yazıkki mümkün değil.

Dünyanın en önemli "kültür" kentlerin arasında önemli bir yere sahip olan İstanbul'un Vali Konağı caddesi Hakkari dağları kadar güvenli!

Hamdolsun.

PKK'yı Mecliste temsil edenler, İstanbul'un Vali Konağı caddesinde teröristlerce -bunun da garantisi yok ya-  değil ama gündüz saatlerinde bile tinerciler tarafından kaçırılabilir. Allah'tan vekillerin bu caddeye işleri pek düşmüyor..

Bu durumu Nişantaşı'nda ikamet eden gazeteciler "karizmaları çizilmesin" diye, dile getirmiyorlar. Zaten neyi yazabiliyorlar ki..

Maçka parkının içindeki kafelerin güvenlik görevlileri olmasa, yalnışlıkla yolu düşen tumansız kalır.

Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, kendisini tutamamış ya da birileri onu fena halde gaza getirmiş olmalı ki; "psikolojik şövalyelik" olsun diye, dağlarda "poz" vermiş ve biraz da "terörü" tahrik etmiş ama bolca oksijen almıştır. Bundan böyle daha aklı-selim düşünecektir. Medyanın kalemşörleri boşuna sinirleniyorlar, kapalı mekanlarda çalışan gazeteciler oksijensiz kalıyorlar, sonuçları dağbaşında verilen "poz"lara yansıyor.

Yargıtay Başkanı Ali Alkan: ''Yargı bağımsızlığı, yargıcın onurudur. Bu onur özlük haklarından fiziki ve sosyal imkanlardan bağımsız olarak tek başına savunulur. Gerek yapısal gerekse karar alma süreçlerine ilişkin müdahaleler hiçbir şekilde kabul edilemez. Hakim ve savcılarımız anayasanın verdiği bağımsızlık statüsünün içini hukukun üstünlüğü idealiyle doldurmaya, bu statünün temel hak ve özgürlüklerini koruma işlevini hiçbir zaman hatırdan çıkarmamaya, bağımsızlık duygusuna zarar verecek içsel nedenlere karşı durmaya, her zemin ve her koşulda yargısal vakar ve cesareti korumaya devam etmelidir,'' derken....

Malesef ki, durum budur efendim.

Hani vatandaşlar ne şehit ne de gazi olmadan belki sorumlular bir önlem alırlar umuduyla...

İlgililerin dikkatlerine sunulur.

Geçmiş dönemlerde de vatandaşın hayrına ilgililerin dikkatlerine bir şeyler sunacak olmuştum, yakın dönemde kendimi Silivri Cezaevi'nde "terörist" olarak bulmuştum.

Yarın mı, sormayınız efendim, işte o hiç belli değil..!

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük