Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

MAFİA aileye dokunmaz mı?

info@haberdukkani.com 19 Nisan 2010 Pazartesi

Medyada "belden aşağı" saldırı dün var dı, bugün de var.

Medya geçmiş dönemlerde "aile" ve "özel yaşam" haberlerini manşetlerine taşırdı.

Bugün de taşıyor.

Medya geçmiş dönemlerde "aile"nin kutsal olduğunu, "özel yaşamlara" saygılı olunması gerektiğini savunurdururdu.

Bugün de aynı konularda aynı hassasiyet (!) ve özenle (!) savunma yapıyor.

Kütüphaneler gazete kolleksiyonlarıyla dolu, meraklıysanız bir kütüphaneden içeriye adım atar ve gazete manşetlerine şöyle bir göz gezdirirsiniz. Yukarıdaki satırları doğrulayacaktır, geçmişin manşetleri.

Geçmiş dönemin belden aşağı saldırı örneklerinin olduğu gazete manşetlerinde görülen imzalar ile belden aşağı vuruşlara en yüksek perdeden karşı duranların imzalarının da aynı olduğunu görecek ve çok şaşıracaksınız. Belki de bu kepazeliğe güleceksiniz.. Size kalmış; ister ağlarsınız, ister gülersiniz. Kim ne karışır.

Gazeteciler "özel yaşam" sınırlarının içinde kulaç atarlar. Bu da böylece biline. Şimdi kimse çıkıp aksi doğrultuda görüş dile getirmesin. Ayıp olur.

Gazetecilerin işlerinin gereğidir, her şeye burunlarını sokmak, öğrenmek, didiklemek, şurasından burasından çekiştirmek. Fakaat; bir de gazeteciliğin "meslek ilkeleri", ile "etik değerler" var. Ve bir de öğrenilenlerin "haber değeri" taşıyıp taşımaması var. Ve kuşkusuz "kamu yararı" penceresi de var.. İş hem karışık, çapraşık hem de çok hassastır.

Vicdan ile cüzdan arasına sıkışanlar yalnızca yargı görevlileri değiller elbette.. Gazeteciler için de geçerli bu sorun. Gazeteciler de cüzdanları ile vicdanları arasında sıkışıp kaldıkları içindir ki; bazıları teknelerinden karaya ayak basmaz oldular, bazıları da hala çay ve simide talim ediyor, tüm sosyal güvencelerden yoksun, kelle koltukta gazetecilik yapmaya çalışıyorlar. Tabi iş buldukları zamanlar ile kovulacakları süreler arasında..

Son günlerde "aile"nin kutsallığı ile "özel yaşam" dokunulmazlığı ileri sürülerek savunma yapanlar ile en zayıf nokta "kutsal aile"yi kapsayan haber manşetlerine imza koyan ve bu imzaları maşete çeken yayın yönetmenleri arasında üfürükten çatışmalar okuyoruz.

Bir diğerinin yaptığını sanki öbürü gazetecilik mesleği içinde hiç yapmamış ve yapmayacakmış gibi.. Hele karşı olduğu taraftan birinin haberi geçse eline ne özel yaşam dokunulmazlığı tanır ne de kutsal aile; ağzından sular akarak çakar sür manşeti..

Kimse kimseyi aldatmasın.

Necip Türk medyası kutsal aileye saldırır mı, saldırmaz mı? Sorusunu damdan düşenlere sorunuz. Örneğin Süleyman Demirel'e veya Tansu Çiller'e hatta Mesut Yılmaz'a da sorabilirsiniz.. ve daha nicelerine.. Size ne manşetler anlatacaklardır. Ağlarsınız.

Medya maşeti atar.

Hiç utanmaz!

Medya için her olgu ve olay bir haberdir. Haber "ekmek"tir.. Haberi "emek" bilenler işe gidecek otobüs bilet parasını zor bulan gazetecilerdir. Onların cipi olmaz. Onlar ciplerle gezen gazetecileri gödüklerinde utanırlar, yaptıkları haberler ve attıkları maşetlerden utanmaz; onur duyarlar. Onlar yargılanır, hapse atılır ve işsiz bırakılırlar. yaşamları kör karanlık zindana çevrilenlerdir o gazeteciler.. İnanmıyorsanız edebiyat ve basın tarihine bir gözatınız.

Medyanın attığı manşetler unutulur. Sadece "sudaki iz"dirler.. Kaybolurlar.

Tarih unutmaz; yargılar.

Mafia'nın ailelere dokunmadığı, çok saygılı olduğunu ileri sürenler "yalan" söylüyor. Mafia, admın yedi sülalesini kurutur. Açıp biraz kitap okuyun, Mafia vahşet ve acımasızlıklarından uykularınız kaçar. Tiksinirsiniz vahşet karşısında.

Kalemini kiraya verenlerin Mafia'dan ne farkı var?

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük