Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Medyanın ünlü kalemleri “Sazan” mı?

info@haberdukkani.com 26 Ocak 2010 Salı

Türkiye'yi yılladır soyulmuş soğana çeviren Türk Silahlı Kuvvetleri mi?

İhale cambazlıkları, bankaların içini boşaltmalar, medyayı devlet arpalıklarından yararlanmak için bir silah gibi kullananlar TSK mensupları mı?

Meydanlarda, "Mutfakta yangın var, yangın" diyenler.. Her eve üç anahtar vereceğini vaad edenler, verdiysem ben verdim size ne diyenler.. adı Türk ile başlayan ne kadar kamu kuruluşu varsa yabancı şirketlere pazarlayanlar.. tüyü bitmemiş yetimlerin haklarıyla yedi sülalesini ve yandaşlarını ihya edenler; TSK mensupları mı?

Nedir bu kin ve garezin ardında yatan hesap?

Nefret tohumları ekmenin ardından biçilmek istenen ürün nedir?

Ellerini öptüğünüz, attıkları her adımda yollarına kurbanlar kestiğiniz, ablanız, bacınız, babanız; ülkeyi bugün içinde bulunduğu koşullara adım adım sürüklemediler mi?

Seçim meydanlarında attıkları nutuklarla, televizyon ekranlarından gözlerinizin içine baka baka, yıllarca sizlere hoş ve umut dolu masallar anlatarak uyutanlar TSK mensupları mıydı?

TSK'nın benim gibi bir fakirin avukatlığına hiç ihtiyacı yok. Hepimizi üstelikte hiç ayrım yapmaksızın ve sizleri de yıllardır savunup koruduğu gibi, kuşkusuz kendisine yöneltilen "asimetrik" saldırılara karşı da kendisini koruyabilecek güçte olması gerekir.

TSK, yasalar önünde kendisine yöneltilen tüm suçlamaları yanıtlamak zorundadır. Hiç gocunmadan da hukuk platformunda kendisini savunmakta olduğu yaşananlarla gözler önündedir. TSK'nın hukuk tanımaz ve hukuka hesap vermez bir kurum olduğunu kim öne sürebilir?

TSK her kurum gibi hukukla var olmuş yasal bir kurum olduğuna göre; suçlamalar karşısında hukuka hesap verme zorunluluğu su götürmez bir gerçektir. Er'inden en tepedeki Generalline kadar Cumhuriyet'in Savcıları tarafından sorgulanabildiklerine tarih tanıklık etmiyor mu?

TSK, hukuki kuşkulara, hukuki delillere dayalı suçlamalar karşısında yılgın, bezgin ve köşeye sıkışmış görünmüyor.

TSK, iftira kampanyaları karşısında kahrolup şaşkına dönmüş durumda.

Canla başla, özveriyle, canını feda ederek koruduğu ve korumak için yeminli olduğu ülkesinin insanları tarafından yöneltilen "iftira düzenekleri" karşısında kendisini korumak zorunda kalmanın kahredici şaşkınlığını yaşıyor TSK... Bunu Başbuğ'un konuşmalarından anlıyoruz.

TSK, Cumhuriyet'e, demokrasiye, hukuka ve halkın özgür iradesine sonuna kadar bağlı olduğunu her fırsatta açıklıkla dile getiriyor. Onca karalama ve iftira kampanyasına, olağanüstü "tahriklere" karşın halen bir darbe filan gerçekleştirmiş değil. Darbe yapmasını dileyen, arzulayan ve darbe anlayışına destek veren tek bir kişi de yok ortalıkta. 21. yüzyıl insanı babasından, dedesinden "askeri darbeleri", tarihin utanç sayfalarını oluşturan "işkenceleri", kitap yakmaları, gazete toplatılmaları dinleye dinleye büyüyen insanlardan oluşan bir halk; bu nedenle de darbeleri lanetliyor, darbecilerden nefret ediyor. Bu gerçeği bilmeyenimiz yok. Bu ülke halkı darbecilerden nefret ediyor; demokrasiye inanıyor, özgürlük, iş, aş, huzur ve güven istiyor.

Evini geçindirme, ailesini insanca yaşatabilme, çocuklarını okutabilme mücadelesi içinde yaşam sürdüren insanlarımız, ülkesine güvenmek istiyor. Korkutulmak istemiyor.

Medyanın ünlü kalemşörleri "sazan" olmadıklarına göre; tıkır tıkır işleyen hukukun sonuçlarını beklemesi gerekmiyor mu?

Yoksa, hukuka "inanmıyorlar" ve "güvenmiyorlar" mı?

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük