CUMHUİYET 97 YAŞINDA
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Mezarlıklar ''yeşil alan'' olarak kalırken...

info@haberdukkani.com 01 Ekim 2013 Salı

İstanbul, bina ormanı haline geldi, Drakula şatolarını andıran gökdelenlerin ağır basıncı altında ezilip yok olan tarihi yapılar, kentin kendine özgü hatlarının üzerinden bir silindir gibi geçip giden dönüşüm projeleri..

İstanbul'da evlerin pencere kenarlarına sıralanmış çiçekler bile yok artık. Çiçekler kaldırımlarda satılıyor sadece, eskiden dükkanlarda satılırdı.

Şarapçı, tinerci, hapçı ve evsizlerin barınakları haline gelen, son derece bakımsız birkaç parkı saymazsak eğer; kentin yeşil alanları olarak kalan mezarlıklar da olmasa, doğa fotoğraflarına bakarak iç geçirmekten gayrı çareleri yoktur İstanbul'da yaşayanların.

Demokrasi paketi de en nihayet açıklanabildi, "kurban derisini kim toplayacak?" belli oldu! Belli olmayan İstanbul'un "yeşil alan"lara nasıl kavuşabileceği gerçeği.

Mezopotamya'da post paylaşımını güç belirler de özgürlüklerin paylaşımını tarih boyunca hiçbir güç belirleyememiştir.

Post, rant sağlar da toplumsal ve bireysel özgürlükler sadece belalı, gizemli ve dramatik öykülerin boy göstermesine neden olur; özgürlüklerin içinde rant yoktur. Bu yüzden kimselerin ilgi alanı içine girmez.

İstanbul'un "yeşil alan" ihtiyacının görmezden gelinmesinin altında yatan gerçek de çok yüksek rantın varlığıdır. Türk parasının dolar karşısında eridiği gibi "yeşil alanlar" yeşil doların karşısında erir, yok olup gider.

Boyları giderek uzayıp yükselen beton yapıların arasında, vızıldayan kızgın motorlu araçlar gidip gelirken, barut yüzlü mutsuz insanlar, İstanbul caddelerinde zamanla yarışıyorlar. Zaman da hızla akıp gidiyor, mezarlıklarda açılan çukurlara cansız bedenler yuvarlanıyor, asırlık servi ağaçları ravdevusuna sadık cesetlere "merhaba" derken, beton mikserleri durmadan çalışmaya devam ediyorlar.

İstanbul'un en güzel yerleri mezarlıklardır. İstanbul'da huzur bulabileceğiniz tek bir yer vardır, orası da mezarlıklardır. Ne havuzlu villalar, ne Boğazdaki yalılar ne de plaza dublekslerinde huzur bulamazsınız. Yaşanacak tek yer kaldı İstanbul'da orası da mezarlıklardır. Yemyeşil, alabildiğine huzurlu, sessiz ve hüzünlüdürler; nedense mezar taşları kırık, başları hafifçe sağ yana doğru eğik dururlar. Ne arayanları vardır ne de bir soranları ve mezarlarında yatanlar, sadece ezan seslerini duyarlar. Fanilerin bir Fatiha'sından bile yoksundurlar ama yine de çalınır bazılarının mezar taşları.


Vişnezade'den İstanbul Boğazı'nı seyreden "93 Harbi Şehitleri," bir avuç toprağın bile kendilerine çok görülerek, yerlerinden edildiler; şimdi orada dev plazalar, Müslümanların kapış kapış satın aldıkları "Maçka Residances" yükseliyor! Murat Bardakçı'nın yazıları ile  internet sitelerinin haberleri para etmediği için şehitlik Residances oluverdi. Muhalefet ile iktidar bu ve benzer konularda hep uyum içinde olurlar. Çatlak ses çıktığı hiç duyulmaz. Yeri göğü inleten, kahraman "Taksim Gezi Direnişçileri" "93 Harbi Şehitliği"ndeki ağaçların sökülmesi, şehitlerin kemiklerinin akibeti karşısında da sessiz kaldılar. Şaşılacak şey ama anlaşılan "Taksim Gezi Parkı Direnişçileri" şehitlikler ile mezarlıklara hiç önem vermiyorlar.. Direnişçiler için varsa yoksa Taksim Gezi parkı. Dedik ya, rant var diye.. Ne şehitlik dinler, ne imar planı, ne de yasa tanır rant. Mezopotamya'ya özgüdür bu durum. Müslümanların ülkelerinde rant karşısında erir gider şehitlikler ile mezarlıklar. İstanbul'un mezarlıkları sessiz sedasız, birer ikişer yok olmadan henüz, gidin gezip dolaşın, hasret kaldığınız huzura kavuşursunuz.

Önümüzdeki yıllarda "Karacaahmet Mezarlığı" ile "Silivrikapı Mezarlığı"na kimbilir ne muhteşem projeler üretilecek, düzenlenecek ihaleler ile ortaya daha ne gibi garabetler çıkacaktır meçhul! Mezopotamya'da "garabet" olsa olsa yontucuların eserleri olan heykeller için söylenir, mezarlıklar ve şehitlikler üzerinde yükselenlere de "proje" denir.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük