Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Modern Ortaçağ vahşeti

info@haberdukkani.com 10 Ekim 2016 Pazartesi

İnsanın amacı doğum ile ölüm arasına sıkışıp kalan ömrünü iyi, rahat ve mutlu geçirebilmektir. Peki ama bunu nasıl başarabilirdi? Doğa yasalarını "keşfedip" kendi iradesi altında kullanmaya başlayarak. Buna da kısaca "bilim" denildi.

Ne var ki; insan iyi, güzel, rahat ve mutlu bir yaşam sürdürebilmek için doğayı iradesi altına almaya çalıştığı gibi insan gücünü de kullanmak zorunda olduğunu fark etti. Ve insanın doğayla kavgasına yeni bir kavga daha eklendi: insanın insanla kavgası böyle başladı.

Egemenler kol gücünden sonuna kadar yararlanabilmek için dünya düzenini oluşturdular.

Hesap, kitap, sibernetik, elektronik, otomasyon, robot teknolojisi, nükleer enerji ve uzaya açılım ile uzayıp giden nice gelişmeler zinciri, insan ömrünü iyi, rahat, güzel ve mutlu kılmaya yetmiyordu! Ama insan da mağaradan çıkıp uzayda yolculuğa başlayabildi.

Global ekonomi, ulus devletlerin deprem sarsıntıları yaşamasına neden olurken, yakın bir gelecekte en soylu vatandaşlığın "dünya vatandaşlığı" olacağı gerçeği de iyice su yüzüne çıktmış oldu.

Telgraf, otomobil, uçak, telefon ve internet "zaman" sömürüsüne son veren en belirgin adımlar olurken, ulus devletler de şeffaflaşma yolunda adımlar atmak zorunda kaldılar.

Yüksek teknolojinin önünde sonbahar yaprağı gibi sürüklenen dünya değişime uğrarken, ilkel toplumlar gelişmişlerin en önemli sorunu haline geldi.

Üretmek yerine yanaşmacılığı yeğleyen toplumlar, ölümsüzlüğün peşinde koşan elitler için en önemli tehdit olarak çoğalmayı sürdürürlerken, azınlıkta kalan gelişmişler de yepyeni planlar geliştirmeye yöneldiler.

Bir yanda uzay çağına adım atmış olanlar, diğer yanda mağara dönemini sürdürmekte olanların "aynı zaman diliminde" birlikte yaşadıkları dünya!

Ortaçağa çakılıp kalan 5 milyara yakın nüfus durmaksızın ürüyor! Durmaksızın genişleyen bir ortaçağın dünyaya hakim olması düşünülebilir mi? Böyle bir gelişmeye izin verilir mi? Bir milyar gelişmiş azınlık uzay çağını yaşarken çoğunluğun ortaçağda kalması mümkün olabilir mi? Uzay çağını yaşayanların ortaçağda yaşayanlar karşısında iflas etmesi beklenebilir mi?

Uzayda dolaşan uyduları lazer silahlarıyla donatmayı planlayanlar, 5 milyara yakın ortaçağı yaşayan nüfus için "tehdit" oluşturuken, bir milyar gelişmiş azınlık için de 5 milyar nüfuslu ortaçağı yaşayan nüfus çok ciddi "tehdit" oluşturuyor.

Yakın bir gelecekte "üstün insanların" sınıfsız dünyası hayata geçmiş olacak.

Hızla üreyen ve giderek genişleyen bir ortaçağ elbetteki korkutucu bir gerçek; insansızlaştırılmış çok tenha bir dünya da bir o kadar sakat..

İşte görüyorsunuz ya dünyayı değiştiren politikacılar değil; insan aklının gelişimi ve buna bağlı olarak üretimidir. Ortaçağı yaşayan toplumlar siyasetçileri ciddiye alırlarken gelişmiş toplumlar tüm dikkatlerini, bilim insanlarına yöneltiyorlar. Hazır konu açılmışken, Türkiye kaç bilim insanı yetiştirmeyi başarabilmiştir ve bu bilim insanları hangi icatlarda bulunmuşlardır. Yanıtını merak ediyorsanız eğer Türk patent kayıtlarına bakın ve sonra da oturup ağlayın.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük