Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Muhalif olmak

info@haberdukkani.com 28 Aralık 2019 Cumartesi

Galiba bizde devlet karşıtlığı ile hükümet karşıtlığı birbirine karıştırılıyor. Devlete karşı olmak ile hükümete karşı olmak arasında çok ciddi fark vardır.

Seçimle iktidara gelmiş bir hükümeti beğenmeyip eleştirmek ile hükümet karşıtlığı arasında da ciddi fark vardır.

Hükümet karşıtlığı, seçimle iktidara gelmiş bir hükümeti ayaklanarak alaşağı etmeyi amaçlar. Demokrasi ve hukuk kuralları buna asla izin veremez. Seçimle gelmiş meşru bir hükümet ancak seçimle gider. Bir başka yöntemle gitmesi halinde buna "darbe" denir ki, bu gibi hallerde demokrasi ortadan kalmış demektir.

Hükümete muhalif olmak, iktidarın uygulamalarını beğenmeyip eleştirmek "demokratik hukuk kuralları" çerçevesi içinde, hükümeti "yasalara" uygun ve halkın haklı taleplerine kulak vermeye yöneltme çabasıdır.

Muhalefet görüntüsü altında devlete kafa tutulmasına hiçbir "demokratik hukuk" düzeni izin vermez. Aksi halde devlet sistemi çöker. Devletin çökmesinden ise en büyük zararı halk görür.

Vatandaşın hükümete muhalif olma, iktidarı beğenmeme hakkı vardır ve bu yasal bir haktır. Vatandaş bireysel olarak hükümeti kıyasıya eleştirebilir. Sivil toplum örgütleri de iktidarın uygulamalarını beğenmeyip eleştirebilir. Siyasi partiler, siyaset ve hukuk kuralları içinde doğaldır ki, hükümete muhalefet etmek ve iktidar olabilmek için var olurlar. Demokrasinin vazgeçilmez unsurudurlar.

Bir gazeteci mesleğinin gereği olarak muhalif olmak zorundadır, hükümeti eleştirmek, yanlışlarını bulup gözler önüne sermek, kamunun haklı sesi ve vicdanı olmak asli görevidir. Ancak, "yıkıcı" ve "yapıcı" eleştiri arasında büyük bir uçurum olduğunu da akılda tutması gerekir.

Nevar ki, ham demokrasilerin hükümetleri "yapıcı" eleştiriden de hiç hoşlanmazlar! İşte böyle demokrasilerde gazetecilik "tehlikeli meslek grupları" listesinin en başında yer alır. Gazeteci Murat İde'nin saldırıya uğramış olması en yakın örnektir.

Ham demokrasilerde hükümet yanlısı basının, iktidara ve halka yarardan daha çok zarar verdikleri gerçeğini tarih sayısız örneklerle nesillerden nesillere aktarmaya devam etmektedir.

Gelişmiş demokrasilerde basının "tarafsız" ve "yapıcı" eleştirilerinin hükümetleri güçlü kıldığı görülürken, tek sesli muhalif veya tek sesli yandaş yayınların en başta iktidarlara ve o ülkelerin demokrasilerine zarar verdiği bilinen gerçekler arasındadır.

Önümüzde yeni bir yıl var, bu tüm dünyanın yeniden kurulmakta olduğunun en keskin işaretidir. Dünya yeniden şekillendirilirken sakın ola ki, dünyanın efendilerinin nasırına basmaya kalkışmayın!

Ve sakın ola ki, sözde "siyasal muhalefet" yapıyor gibi görünmeye çalışarak, devlet ve hükümet "karşıtlığı" (isyancılık ve kışkırtıcılık) küstahlığına cüret etme bahsızlığına kalkışmayın. Aksi halde dünyanın tüm demokrasilerinde muhalif değil; yalnızca hain olarak tanımlanırsınız.

KANAL İSTANBUL'u soracak olursanız eğer, anlaşılamayacak bir şey değil; yalnızca bir inşaat projesidir! Peki bilimsel midir? Takdir edersiniz ki ben, bilim insanı değilim. Olsa olsa biliminsanlarının açıklamalarının elçisi olabilirim. Eh, bilimsel raporlar ile ekonomi uzmanlarının beyanları zaten sizlerin malumudur ki, tekrarında yarar yoktur.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük