Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Paris, Babil ve Kudüs!

info@haberdukkani.com 07 Ekim 2010 Perşembe

Entelektüel, düşünmek ve düşüncelerini aktarma işini meslek edinenleri tanımlamak için kullanılan bir sözcüktür. Türkiye, geri kalmış ve bilginin önemini kavrayamamış insanlar topluluğundan oluşan bir ulus olduğundandır ki; "entel" tanımlamasıyla geçiştirilen ve alay konusuna dönüştürülen bu sözcük; gerçekte hafife alınacak bir anlam içermemektedir.

Entelektüel, sözcüğü geri kalmış ülkelerin insanlarında hemen Paris kentini canlandırır. Oysa ki Paris, artık bir kültür merkezi ve kenti olmaktan çoktan çıkmış; eğlence merkezine dönüşmüştür. New York kenti dünyanın kültür, bilgi ve sanat merkezi olalı çok oldu.

Paris, bazıları için hala aydınlatıcı bir fener kenttir. Sanatın ve her türlü entelektüel tatminin kaynağı; bazıları için ise bozulmanın, yozlaşmanın, kumar, şarap ve kadınlara adanmış yaşamlardan ibarettir. Paris, şeytanin ini midir? Sanatın ve zengin kültürün yatağı mı? Her ikisi için de tümüyle yanlış denilemez. Belki de bu nedenledir ki, Paris her dönemde yerkürenin çekim merkezlerinden birisi olagelmiştir. Paris, modern Babil'dir.

Parisli bir hoca öğrencilerine şunları söylemiştir: "Babil ortamından kaçınız, kaçınız ve ruhlarınızı kurtarınız. Geçmişinizden pişmanlık getireceğiniz, şimdiki zamanı bağışlanma içinde yaşayabileceğiniz ve geleceği inançla bekleyebileceğiniz sığınak kentlere (manastırlara) doğru hep birlikte uçunuz. Ormanlarda kitaplardakinden çok daha fazla şey bulacaksınız. Ağaçlar ve taşlar sana herhangi bir hocandan çok daha fazlasını öğreteceklerdir"

Rahip Pierre de Celles de şöyle söylemiştir: "Ey Paris, ruhları cezbetmeyi ve hayal kırıklığına uğratmayı ne de iyi biliyorsun! Günah ağları, bela tuzakları, cehennem okları senin bağrında masum kalpleri yok ediyor."

Bir şair Paris için şöyle demiştir: "Burasını mekan tutan için ne mutlu sürgün"

Alman Evrard, "Paris zenginler için bir cennetse de fakirler için ava susamış bir bataklıktır"

Babil! Mezopotamya'nın en önemli merkezlerinden birisi.. Sanatın, bilginin ve çeşitli kültürlerin tahtı bu kente kurulmuştu. Doğu'nun güneşi olan Babil; uzun bir zaman yalnızca Avrupa'ya değil, tüm dünyaya kıskançlık krizleri yaşatırken çekimi ve kalitesi çok yüksek bir kent olabilmişti. Bugün yok! Ama Paris hala var..

Kudüs! Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir kent olarak tarihin her döneminde paylaşılamayan bir merkez olarak kalmayı başardı. 22. yüzyılda bu özelliğini koruyabilecek mi?

Sizce mümkün mü?

Paris, 22. yüzyılda olacak.

Küdüs'te olacak.

Babil yok!

Fakat dün olduğu gibi bugün Paris bilgi, sanat ve kültürlerin merkezi değil. Küdüs, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için gelecek yüzyılda da "kutsal" ve "dokunulmaz" bir kent olacak mı?

Hayır!

Çünkü, Babil bugün yok!

Ben, bugün varım. Fakat, yarın olmayacağım!
İşte tarih böyle bir şeydir.

Bugün insanlık çatışma yaşıyor ise; işte bu gerçeğin çatışması yaşanmaktadır. Geçmiş dönemlerde de benzer çatışmalar yaşanmıştı. İşte bunun için onca parıltısına karşın Babil yok olmuştu...

Ben, bugün varım. Fakat, yarın olmayacağım!
İşte tarih böyle bir şeydir.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük