Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Ruh, akıl ve beden

info@haberdukkani.com 05 Temmuz 2015 Pazar

Dünya'daki çeşitli eğitim sisitemleri insanlığın ruh, akıl ve beden ihtiyaçlarını karşılayabiliyor mu?

Hiç kuşkusuz ki, hayır.

Eğitim sisitemleri bireylere "vatandaş" olduğunu öğretirler ama her bireyin gerçekte "insanlığın üyesi" olduğundan hiç söz etmezler. Durum böyle olunca da daha ilk baştan ruhlar sakatlanır, akıllar karışır ve kalpler yaralanır.

Ruhu sakat, aklı karışık ve kalbi yaralı bireyler hayatın içinde birer ikişer rol almaya başladıklarında, toplumlar çeşitli marazlar labirentlerine dönüşmüş olur.

Her toplum ve birey diğerinden daha üstün, olduğu inancıyla var olmaya çalışırken; "barış," "kardeşlik," "dayanışma" ve "eşit paylaşım" söylemleri ile çabaları toplumlararası parodi kaynaklarına dönüşürler.

Eğitimin insanlığın kendisini ve doğayı keşfedebilme yolculuğu olduğu ısrarala ileri sürülse de ortaya çıkan bitip tükenmek bilemeyen kanlı savaşlar tarihidir.

Rekabete dayalı, öğrenci görüş, deneyim, duygu ve düşüncelerine hiçbir şekilde yer vermeyen eğitim sistemleri, "alternatif eğitim fırsatı" tanımazlar. Böylece her sistem kendisine uygun olacağına inanılan birey modelleri üretime çabasını sürdürür.

Bu durumda insan aklı, ruhu ve bedeni en baştan "ipotek" altına alınmış varlıklar değil midir? Özgür birey iddiası ve her bireyin insanlığın bir üyesi olduğu düşüncesi ileri sürülebilir, fakat bu düşünceler ütopyadır.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük