Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Siyah-beyaz yıllar, renkli yaşamlar

info@haberdukkani.com 02 Kasım 2014 Pazar

Boğaziçi, İstinye Yokuşu üzerinde yer alan "Klüp 24" ve "Leopar Bar", Taksim, Sıraselviler Caddesi'nde faliyet gösteren "Klüp 12", Elmadağ'da Hilton Oteli'ne doğru uzanan cadde üzerinde yer alan ve müdavimlerinin kapısının gümüş anahtarlarıyla açıp girdikleri "Viski A Gogo", Şişli Kent Pasajı'nda "Goldfinger", Caddebostan Gazinosu, Taksim'de "Osmanlı Restoran", Caddebostan'da "Klüp Harlem", Elmadağ'da yer alan "Horozlar Öterken" ile "Tahta Saray", Maslak'ta Gümüş Kapı", Elmadağ'da "Hidromel", "Parizyen" ve "Playboy" gece klüpleri.. Bebek, Taksim ve Caddebostan'da "Maksim" gazinoları, Aksaray Vatan Caddesi'nde "Lunapark", Yenikapı'da "Çakıl" ve "Gar" gazinoları, İstanbul'un en gözde, en unutulmaz eğlence yerleri olarak tarihe karıştı. Çok ilginçtir ki, 1956'lı yıllarda ilk örnekleriyle açılan bir sayfa, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte bir daha hiç açılmamak kaydıyla kapanıp son buldu.

İstanbul değişti ve dönüştü. Bugünleri hep birlikte yaşıyoruz. Gelin biz o kapanmış sayfaları biraz olsun aralayalım. Aralayalım da İstanbul'da yaşamanın nasıl bir şey olduğu gerçeğini gözler önüne serelim. Böylece bugün İstanbul'da yaşayanlar, aslında İstanbul'da yaşamadıklarının farkına varabilsinler.

İstanbul'un siyah-beyaz yıllarında son derce huzurlu, saygın, uygar ve renkli hayatlar yaşanıyordu. O yıllarda Balici, tinerci ve Bonzaici çocuklar yoktu. Travesti, transseksüel, bi-seksüel, gay ve lezbiyen sözcükleri henüz dilimizde yer edinememiş, kap-kaççı diye bir şey hiç duyulmamıştı henüz. Terör mü dediniz; o da ne demek! Şeytan henüz ayak basmamıştı İstanbul'a.. Yıllar siyah-beyaz ama insanlar ve yaşamlar renkliydi. İnsanlar, nüktedan, güler yüzlü, şen ve mutluydular. Sevenlerin, birbirlerine aşk şiirleri, aşk mektupları yazdıkları yıllardı. Arabeskle tanışmamış, lahmacun ve çiğ köftenin tadına bakmamıştı İstanbul. Duygular ve heyecanlar ölmemiş, ar damarları tümden çatlamamıştı henüz..

Viski A Gogo: 6 aylık geceli gündüzlü bir çalışma sonrası İstanbul'un en gözde gece klübünün açılışına katılan basın dünyasının imparatoru Erol Simavi, "Dünya'yı dolaştım, ama böyle bir klüp görmedim" diyecektir, klübün sahibi Hasan Kazankaya'ya.. Türk eğlence sektörü tarihinde ilk kez bir gece klübüne üyeleri kapısını "gümüş anahtar"la açarak giriyordu. Erol-Haldun Simavi kardeşler, Ömer İnönü, Mete Has, Avni Meserretçioğlu, Tatariler, Sadıkoğulları, Kalkavanlar, Nemlizadeler, Çiftçiler ve bazı Musevi üyelere gümüş anahtarlar verilmişti. Anahtarlarıyla kapıyı açıp içeriye giren üyeleri, karelere bölünmüş, ışıklı cam bir pano karşılıyordu. Her karenin içinde klübe üye olanların isimleri yazılıydı. Salona girmeden önce isim yazılı camın kutusundaki düğmeye basınca, gelen üyenin de ışığı yanıyor ve klübün bir köşesinde olduğu, daha sonra gelenler tarafından anlaşılıyordu. Eğer karşılaşmak istemediği veya sevmediği bir kişinin camlı panoda ismi yanıyorsa, salona girmekten vazgeçip geri dönebiliyordu.

Viski A Gogo'nun iki ünlü müzik topluluğu var: Biri Durul Gence, diğeri Moğollar.

Ünlü Koç ailesi, sahibi oldukları Divan Oteli'nde değil de Viski A Gogo'da davetlilerine akşam yemeği vermeyi tercih ediyorlardı. Vehbi Koç'un kızı Suna (Koç) Kıraç hayatını birleştirdiği Koç Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, muhteşem ve unutulmaz ziyafet gecesini burada düzenlemişlerdi.

Çerkez Güzeli Leyla Sayar rahibe kıyafetiyle, Seyyal Taner Tarzan'ın sevgilisi Ceyn'in giysilerine bürünerek striptease yapıyorlar.

Bugün İstanbul'da yaşayanlar, Türkü Bar'lara gidip küçücük salaş mekanlarda kulakları sağır eden davul, zurna ve saz eşliğinde kafa çekip sosyalleşiyorlar! Beğenmediniz mi? Sentetik narkotikler yutuyorlar, esrar içip, kokain çekiyorlar! Bunları çok mu pahalı buldunuz? Sadece bir Lira'ya her köşebaşından kolayca temin edilen Bonzai' ne denir! Bunların hiç birisi sizi sarmamış olabilir elbette. İşte o zaman Facebook ve Twitter, hani adına sosyal medya deniliyor ya, sanal takılır, dilediğiniz kadar sosyalleşebilirsiniz!

Hepsi de özenle seçilmiş mini etekli Fransız, Alman ve İngiliz kızları Goldfinger'de garsonluk yapıyorlar. Nükhet Duru 50 Lira yevmiye ile uvertür olarak bu lokalde sahneye çıkıyor. Gökben ve çok sonraları "bayan bacak" olarak ün yapacak olan Serpil Örümcer 200 Lira yevmiye alıyor. Salim Dündar, Selçuk Ural, Gönül Turgut, Erol Büyükburç, Nilüfer Koçyiğit, Öztürk Serengil, Gönül Yazar, Dario Moreno ve daha pek çok ünlü Goldfinger'de sahne alarak İstanbul gecelerini renklendiriyor ve sosyalleştiriyorlardı 1960'lı yılların sonuna varıldığında..

Takvimler 1975 yılını gösterirken, Godlfinger'in devamı olarak faliyete geçen Harlem Klüp de Onno Tunç Orkestrası müzik icra ediyor. Uvertür Pakize Suda, havlu bir mini etekle sahneye çıkarken, Seher Şeniz bastonla dans gösterileri yapıyor. Ve Emel Sayın "vedet yıldız"ıdır bu mekanın...

Merak bu ya acaba siz şimdi İstanbul'da yaşadığınızdan emin misiniz? Eğer ki en lüks plazalardan birinde ya da özel villanızda ve de hatta Boğaziçi'ndeki yalınızda yaşıyor olsanız bile..

Ne yazar!

Siz İstanbul'u hiç göremeyecek olan bahtsızlardansınız. Dünya gelişerek değişir fakat ne acıdır ki; dönüşürken İstanbul ipucu bırakmayan bir cinayet sonrasında, gömüldüğü yerde çürürken giderek kokusu yükselen bir cesettir artık.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük