Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

SOL'un temel sorunu

alihasdemir@haberdukkani.com 17 Mayıs 2010 Pazartesi

Sorunun özü örgütlenmekte yatıyor..

Sorun ortak hedeflerde buluşamamak, ama ilkeli ve uygulanabilir somut bir program etrafında emekçileri ve çalışan sınıfları örgütlemeyi becerememekten kaynaklanıyor. Yani (bilmem kaç parça ya da kanada ayrılmış olan) sol partiler; siyasal ve ekonomik iktidarını hedeflediği emekçi sınıflarla biraraya gelemiyor. Ayrıca halka yeni bir alternatif de sunamıyorlar..

Türkiye'de, sol partiler (sosyal demokrat ve sosyalist ) bugün hâlâ toplumun ezilen, sömürülen, yoksullaşan kesimlerini kucaklayıp örgütleyemiyor, dolayısıyla kitlelerle buluşamıyor bir türlü.
Sadece,büyük kentlerde eğitimli ve gelir düzeyi yüksek olan orta sınıflardan yani son yaygın deyimiyle beyaz Türkler'den oy alarak solculuk yapılamaz.!!

Bu olabildiğince net artık..

Bu tablo çok açık!!

Mevcut düzenden ve uygulamalardan en fazla zarar gören, yoksullaşan ve sömürülen kesimleri en iyi islamcılar, tarikatler ve cemaatlar örgütlüyor..

(biliyorsunuz, sessiz ve derinden, uzun yıllarını aldı mevcut örgütlenmeleri..)

Ve lütfen bakınız, bu arada büyük ve orta ölçekli sermayenin sesi soluğu çıkıyor mu?

Her değişen iktidarla birlikte üç maymun..

Ya da her değişim rüzgarında bukalemun..

Taşlar sürekli yer değiştirir ve ülkede yer yerinden oynarken hem de..

**
Baykal'la birlikte oluşan SHP-CHP'den doğma yeni CHP'nin siyaseti, 12 Eylül öncesinin ciddi bir şekilde sağına doğru istikamet değiştirirken, son dönemde DP-AP-Doğru Yol çizgisinde bir merkez sağ siyasete dönüştü. Avrupa'da güçlü sağ ve sosyal demokrat partiler merkeze doğru yönelip, merkezin biraz sağında ve biraz solunda mevzilenirken (yani siyasetleri giderek aynılaşmaya başlarken) ancak radikal sağ ve sol yerlerini muhafaza etmiş, yani geçmişlerine pek ihanet etmemişlerdir. Bizdeki gerçek solun da durumu bundan pek farklı olmayıp, maalesef kentlileşen ve giderek lumpenleşen yığınların çoklukla itibar ettiği, merkez oyların zenginliğinden nasiplerini alamamaktadır. Yani, Kıt'a Avrupası da, İngiltere'de giderek Amerikan tipi iki partili düzenlere geçiş yapmışlardır. Arada bir, iktidar olurken kurdukları koalisyonlarda aralarına aldıkları küçük partiler bu düzenin çok farklılaştığını göstermez. Hatta, İngiltere'deki İşçi Partisi'nin Blair'den sonraki durumuna bakılacak olursa sol değil, sosyal demokrat bir parti olup olmadığı ve hala işçi kesimini ne ölçüde temsil ettiği çok tartışılır olmuştur.

Türkiye'deki TKP, İşçi Partisi gibi sol partilerin tabanları bellidir ve her seçimde en fazla %2 - 3'lük gibi bir oy oranı ile kendilerinden bekleneni maalesef gerçekleştirememektedirler. Ancak, son seçimdeki düşük oy yüzdesine karşın İşçi Partisi'nin liderinin ve bazı ileri gelenlerinin Ergenekon bağlantısı kurularak Silivri'de tutulması, aldığı bu kadarcık oya rağmen bu parti liderinin düzenini hiç riske sokmak istemeyen egemenlerin bu partiden ve liderinden ne kadar çekindikleriniı göstermektedir!...

Türkiye'de sol partilerin oylarını arttıramama nedeni sendikaların güçsüzleştirilmesi ve işçilerin kitleler halinde bir sendikaya ya da partiye üye olmalarını engelleyen yasal düzenlemeler, sindirme politikaları (Mâlum davanın en önemli etkilerinden biri bu olmuştur), vb. faşist, anti -demokratik kısıtlamalardır. Artık, Tekel işçilerinin yaptığına benzer gösterileri, direnişleri yapanlara reva görülen uygulamalar herkesin mâlumudur.

Çözüm; gerçek anlamda Avrupa'nın 1970'ler öncesi sosyal demokrat parti yapılarına benzer bir partiyi Türkiye'de kurmak ve bu partiye CHP, SHP ve hatta DSP gibi örgütlerden sağlıklı unsurları çekmektir. Koşulu; bu parti, kesinlikle sendikalı olsun olmasın, sanayiide ya da tarımda olup olmadığına bakmadan, mavi / beyaz yakalı demeden, kol ve fikir emekçilerinin partisi olmasıdır. Bu bugün her zamandan daha çok olasıdır ve faşist sağ siyasete ve emekçi düşmanı egemenlere ders vermenin daha uygun bir zemini / zamanı yoktur.

12 Eylül öncesi, 70'lerde hem sosyal demokratlar, hem de sosyalistler kırsal kesimde köylerde, kentlerde ise varoşlarda ve gecekondu mahallerinde örgütlenmeye çalışır, bu bölgelerde yaşayan kesimleri sol siyasetin içine çekmeye çalışırdı..

Şimdi ise sol partilere oy vermesi beklenen bu seçmen kitlesi sağ ve islamcı partilere oy veriyor.. Ne yazık ki, kendi sosyolojik tabanından kopan, bu kitlelere söyleyecek bir sözü olmayan, bu kesimleri örgütleyemeyen ve toplumsal muhalefetin içine katamayan sol siyasetler ve partiler her seçim sonunda aynı manzarayla karşılacaklardır.
(CHP,  en somut ve son yaşanan örneğidir)

Sol, artık tabanda örgütlenmeli ve mutlaka kendi tabanıyla buluşmalıdır..

Gerçekten buluşabilmeli artık..

Ve samimiyetle kucaklaşmalı tabanıyla..

Solu sadece aydınların ve entelektüellerin kendi aralarında tartıştığı bir fikir hareketi görünümünden kurtarmak gerekmektedir..

Ve artık sanırım bu sol'un kaçınılmaz yegâne tavrı olacaktır..

Esen kalınız..

  • DİĞER YAZILARI