Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Tarım tarumar ve yaban ellere teslim

alihasdemir@haberdukkani.com 27 Şubat 2012 Pazartesi

Türkiye, daha bir 10 yıl öncesine kadar dünyanın kendi kendine yetebilen, kendisini doyuran ülkeleri arasındayken, bugün yabancıların ürettiğini tüketen, dışarıya bağımlı,  dış ülkeler için kolay lokma durumunda bir pazar haline geldi..

Ülkenin tahıl ambarı diye övündüğümüz yöreler, günümüzde kan ağlıyor..

"Köylü milletin efendisidir" demişti, ulusal önderimiz Gâzi Mustafa Kemal Atatürk..

Kurtarıcı, bu sözü durup dururken, öyle boşu boşuna söylememişti..

Her zamanki gibi ileri görüşüyle,  olası tüm riskleri düşünerek de söylemişti..

Çünkü üreticiydi çiftçi.. Tüm ülkeyi besleyecek gıdaları, tarım ürünlerini üreten onlardı.. 

Yazının başlığında, hayli iddialı kabul edilebilecek olan  "Tarımımız tarumar" derken, biz de ezbere konuşmuyoruz..

Her zaman olduğu gibi reel rakamlar üzerinden hareketle şu sonucu çıkartıyoruz..

2002 yılında 4,5 kilogram buğdayla, traktörüne 1 litre mazot alabilen çiftçi, bugün ise 7 kilogram buğdayla 1 litre mazot bile alamıyor..

Nasıl tarım yapsın?  Hangi güç,  hangi para,  hangi moralle? Çiftçi geçim derdine düşmüş sadece..

Öteden beridir çiftçinin karagün dostu olarak bilinen Cumhuriyet Türkiyesi'nin önemli kazanımlarından ve en güzide kurumlarından biri olan Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO),  uyguladığı kota ve maliyetin altında seyreden fiyatlarıyla adeta çiftçiyi dışladı, kara günlerinde yüzüstü bıraktı..
Oysa bu kurumun kuruluş amacı bellidir; Türk köylüsünü ve ürünlerini korumak..

Dolayısıyla toplumun  da çıkarlarını koruyarak nüfusun doymasını sağlamak..

Can çekişen tarım böyle de hayvancılık farklı mı?

Hayvancılık daha da kötü bir düzeye indi.. 

Bir kilogram süt, 1 kilo yem parasını bile karşılamıyor.. 

Bu demektir ki; bu yönetimler çiftçiye "bırakın üretimi, hâlâ niye üretmeye çabalıyorsun?" demek istiyor..

Bu açık..!

Ziraat Bankası, ilk ve yegâne amacıyla Türk çiftçisi ve köylüsüne iş istihdamı sağlamak için kurulmuş bir bankaydı.. 

Bugün iseTürk köylüsünün, Türk çiftçisinin bankası olmaktan fersah fersah uzakta..

Bireysel mevduat ve bireysel kredi bankacılığı yapmaktadır düpedüz..

Ve tarımsal kredi faizleri, enflasyon oranlarının çok üzerinde tutularak çiftçi resmen iflasa sürüklenmiştir..

Dünyanın en önemli tütün üreticilerinden biri olan Türkiye, son 10 yılda bu üretimini yarı yarıya düşürmüş..

Dahası, kendi üreticisini yakan yönetimler yüzünden ülkemiz yabancı sigara tekellerinin cenneti konumuna getirilmiştir bugün..

Şimdi ise küresel sermaye gruplarının gözleri, hepten bereketli topraklarımızda..

Yabancı fonları, son  finansal krizle birlikte yeni yatırım alanı olarak dünya genelinde, tarım ve gıda alanına yöneliyor..

Doymak nedir bilmez küresel sermaye, üretim için tek kaynak olan verimli tarım arazileri için gözlerini direkt Türkiye'ye dikti..

Projeleri belli, yeryüzündeki enerji ve maden rezervlerinin tükenişi gibi besin maddeleri de hızla tükeniyor..

Kapitalizm böyledir işte.. 

Böylesine pervasızdır..

Ağzından salyalar saçarak, arsız bir iştihayla bitip tükenmeye yüz tutan emtia üzerinden rant sağlama peşinde koşar.. 

Küresel finans krizinin ardından, dünyanın büyük yatırım fonları ve büyük sermaye grupları yeni yatırım alanı olarak  tarım, hayvancılık ve gıda sektörüne yöneldi.

Yatırım fonlarının hububata, tahıla yatırım yapmasının ardından gıda fiyatları da tırmanmaya başladı. .

Bu tırmanışın  ardından büyük sermaye grupları gıda üretimini artırmak için verimli topraklar tespit etmeye ve bu topraklarda yeni yatırımlara yönelmeye başladı..

ABD heyeti, geçenlerde Adana'daydı.! Neden?

Bayram değil, seyran değil, peki enişte bey neden öpmek istiyor?

İşte bu fonların ve büyük sermaye gruplarının yeni adresi dünyanın en verimli toprakları olarak gösterilen Anadolu'muz..

ABD heyeti bir yandan,  kuraklıktan kıvranarak sürekli gıda ithal etmek zorunda kalan Ortadoğu'nun en zengin ülkeleri olan Suudi Arabistan ve Kuveyt öte yandan..

Oluşturulan heyetleri, Türkiye'de tarım sektörüne yatırım için adeta sıraya giriyorlar. ABD'nin sığırcılık uzmanları, Adana'da incelemeler yapıyor.. 

Ne yapmaya çalıştıkları yeterince açık değil mi?

Şirket evlilikleri yaparak yerli ortaklar edinip onların eliyle bu ulusal değerlerimize el atmak ve yediğimiz içtiğimizi denetlemeye soyunuyorlar..

Yerli ortaklar ve petrol zengini bedeviler, bu konuda ciddi projelerin ve halen süren çalışmaların olduğunu saklamıyorlar..

Yaban patronları hayvancılığımız da cezbediyor..

Şanlıurfa'da ciddi ciddi hayvancılık için yatırım merkezleri kurulacağını da açık ediveriyorlar.. Ve Ortadoğu'lu işadamları da Şanlıurfa'yı mesken tutuyor ve ortalıkta fink atmaya başlıyor..

Şanlıurfa'daki yüksek bürokrat, sanırım henüz meseleyi kavrayamamış ve olan bitenin farkında bile değiller..

Ki, bu son çalışmaları ve yapılacak sermaye yatırımlarını ülkenin önündeki en önemli fırsatlar olarak görüyorlar, hayır, daha doğrusu öyle gösteriyorlar.. 

Herşeyin farkında olup da bu girişimleri yine de ülke ve toplum adına yararlı, büyük fırsat olarak görmeleri/göstermeleri olasılığını ise düşünmek bile istemiyorum..!

Eğer öyleyse, olay daha da vahim demektir..!

Telâfisi olanak dışı ve geriye dönüşü olmayan bir yol ayrımı, aynı zamanda..

 O topraklar, doğal, organik ürün vermediği gün borsanızın, fonlarınızın, banknotlarınızın hiçbir işe yaramadığını göreceksiniz..!

Bağımsızlığın ne denli yaşamsal önemde olduğunu anlayacaksınız o zaman..!

Esen kalınız..

  • DİĞER YAZILARI
LAPİS