Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

TSK'nın asli görevi (!)

info@haberdukkani.com 08 Ocak 2012 Pazar

Türkiye her yeni günle birlikte sarsılarak, şaşkınlığa sürüklenerek ve dehşete kapılarak bugünlere geldi.

Türkiye'de yaşananlar uzun metrajlı bir filmdir.

Bu filmden hafızalara yansıyan görüntülerin içinde; siyasi faili meçhul cinayetler, askeri darbeler, Yassıada Mahkemeleri, Zincir Bozan günleri, Ay Işığı, Sarı Kız, komplolar, andıçlar, vesayet zihniyetinin kırılamayan kriptoları, şiddet, baskı, işkence, propaganda amaçlı internet siteleri, Gladio öyküleri (Ergenekon), Yeşiller ve yalan jurnaller yumağı var.

Bu filmin içinde yer alan ve Cumhuriyet tarihinin en karanlık sahnelerini oluşturan bu gerçekleri inkar edebilmek mümkün mü?

Türkiye demokratik bir ülke mi olacak yoksa, vesayet zihniyeti altında gizemli ve karanlık labiretler içinde kalmaya devam mı edecek?

TSK'nın asli görevi demokrasiyi askıya alarak, meşru hükümetlere karşı askeri darbeler düzenlemek değildir.

Acaba bu gerçeği ne zaman görebileceğiz?

Cumhuriyet tarihinde 57 hükümetten sadece ikisi sandık sonuçlarıya değişmiş ise; Türkiye demokrasisinde bir tuhaflık olduğu ortada değil mi?

Kuşkusuz ki, askeri darbe ile siyaset ikiz kardeş değildir. Ama birileri her ikisini de ikiz kardeş sanıyordu!

Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinde bugün için yer almayan gizemli ve mayınlı bir sahaya adım atmakta yarar umuyorum.

Türkiye'de iktidarları askeri darbeler ile deviren güç Pentagon mu, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği mi yoksa, NATO'nun emrindeki GLADİO kadroları mıdır?

NATO üyesi ülkelerde neden askeri darbeler olur? sorusunun yanıtı, NATO'nun röntgen filmidir.

NATO üyesi ülkelerde askeri darbe kültürünü oluşturan ABD Bord Heyeti mi, CENTO mu?

Her konuda kalem oynatan dolma kalemler bir de yukarıda yer alan sorulara aydınlatıcı yanıtlar verseler, ilk alkışlayacak olan ben olacağım.

***

Merak ediyorum doğrusu, acaba yargıya müdahale "suç" değil mi?

Son yıllarda yaşananların ardından yargıya müdahale ediliyor olması dikkat çeken en önemli gerçekler arasında yer alıyor. Ama hiç kimsede "tık" yok!

Hani yargı bağımsız idi?..

Medyanın köşelerini işgal eden köşe yazarları, her yazdıkları yazıda yargıya müdahale ediyorlar.

Acaba neden?

Köşe yazarlarının bir amacı olsa gerek.. Lütfedip amaçlarını da açık açık yazsalar da öğrensek.

Biliyorum; her şey "demokrasi" için (!)

Arap dünyası bir sabah birden bire "demokrasi" isterisine kapılarak sokaklara döküldü. Yıllar yılı kendilerini yöneten liderlerinin "diktatör" olduğunu anlamışlardı... Araplar tırnak içine alınmış "demokrasi"nin ne anlama geldiğini de sanırım 40 yıl sonra anlayabilecekler.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük