Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Türkiye Cumuriyeti'nin Cumhurbaşkanı

info@haberdukkani.com 24 Mayıs 2015 Pazar

Vietnam savaşının içyüzü, Wall Street vurgunculuğu ve Watergate rezaletinin açıklanması gibi başarılı gazetecilik öykülerinde başrol oyuncusu olan Amerikan basını, toplum üstyapısındaki bütün kapalı kapıların birer birer basına açılmasını sağlamış, üstyapıda denetim altına almadığı hiçbir kurum ve kuruluş kalmamıştır.

ABD Cumhurbaşkanı Franklin Roosevelt'in "felçli" olduğunu bütün dünya biliyordu ama Amerika basınında onun bu kusuru hiçbir gazetede tek satır olsun yer almamıştır.

Bir suikast kurbanı olan Başkan Kenedy'in ünlü sinema yıldızı Marliyn Monroe ile ilişkisini sağır sultanlar bile duymuştu ama Amerikan basını bu konuda kulağının üzerine yatmayı "tercih" etmişti.

Özellikle 1950'den itibaren Fransız basınını kendisine örnek alan Türkiye'nin (!) özgür basını; hem birbirlerini, hem toplum kurumlarını tahrip ederek ayakta kalmaya çabalarken malesef "Cumhurbaşkanlığı makamına" gereken özeni göstermiyor. Güdümlü basın, devleti yönetenlere "ışık" düşüremediği için toplumda olumsuz birikimler oluşmasının sorumlusu durumuna düştüğünün farkına varamıyor! Bir toplumda olumsuz birikimlerin oluşması sonrasında çok sakıncalı sonuçlar ortaya çıkar; bundan ülke ve yurttaşlar zarar görürler.

Türkiye siyasi partiler seçim çalışmalarını sürdürürlerken, siyasi liderler ve milletvekili adayları bol bol nutuk atıyorlar. Onların beyanları basında genişçe yer alıyor. Seçim propogandalarında herşey mübah olmamalı. En azından necip Türk basını çirkinliklere alet olmamayı yeğlemeli.



Örneğin, HDP Mersin Milletvekili Adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, Recep Tayyip Erdoğan'ın "yoldaşı"yken yollarını ayırıp HDP'ye geçti. Olabilir, çok doğaldır, siyaset zaten işte böyle bir şey değil midir ama "şık" olmayan üslubunun aynı şekilde basında yer alması, Türkiye Cumhurbaşkanlığı makamına gereken özen ve duyarlılığın gösterilmemesi her vatandaşın yüreğinde yara açılmasına neden oluyor.

Türk basını "muhalefet" kavramı ile "halktan yana olmak" kavramları arasında çok yakın bir ilişki olduğunu bilmiyor olabilir mi? Hiç sanmam..

Recep Tayyip Erdoğan'ı kişi olarak ve siyaseten benimsememek başka bir şeydir, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ise; çok ama çok başka bir şeydir. Lütfen her fırsatta göklere çıkardığınız, hayranlığınızı gizlemediğiniz, methiyeler düzdüğünüz ABD basınına bir gözatın.. Göreceksiniz ki; ülke çıkarları ve ülke onuru sözkonusu olduğunda -"haber değeri" taşıyor olsa bile- ne kadar prensipli bir tutum ve duruş sergiliyorlar, şaşarsınız. Fena mı, bu arada Amerika'ya olan hayranlığınız biraz daha da artmış olur.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük