Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Türkiye'nin mizah ustaları

info@haberdukkani.com 11 Ocak 2014 Cumartesi

Türkiye'de hayatında hiç gülememiş bahtsız kişilerin "mizah" ustaları olarak sivrilmiş oldukları gerçeğini pek az insan görebilmiştir. Örneğin Aziz Nesin, yazılarıyla toplumu güldürmüş ama yüzü hiç gülmemiş, bahtı kara bir yaşam sürdürmüştür.

Bu durum edebiyat alanında olduğu gibi; tiyatro, sinemadan tutun da karikatür çizerlerinden mizah ve hicvin tüm damarlarına kadar uzanan her alanda karşımıza çıkan bir gerçektir. Bizleri güldürenler hep anası ağlayanlar olmuştur.

Günümüzden 337 yıl önce yaşamış olan Spinoza, "İnsanları yargılamadan önce, anlamaya çalışın" demişti. Günümüzde herkes herkesi yargılıyor ama anlamaya çalışan hiç yok! Bu nedenle birbirine düşmüş durumda herkes. Kimse kimseyle barışık değildir bu topraklar üzerinde.. Mizah bu yüzden çok zengin ve geniş yelpazelidir Türkiye'de..

Kemanı ustalıkla konuşturan bir müzisyeni kim alkışlamaz ki.. Üstlendiği rolu sahnede başarıyla canlandıran bir aktör ya da aktrist de çılgınca alkışlanır. Bu gibi hallerde alkışlayanların kemancıya, aktöre ya da aktriste kefil oldukları anlamı çıkarılamaz. Toplum bir siyasetçiyi de aynı şekilde alkışlayabilir. Alkış tutanların siyasetçiye kefil oldukları da ileri sürülemez.

Gelin görün ki; Türkiye'de durum çok başkadır. Kemancıyı, aktörü, aktiristi, piyanisti ya da siyasetçiyi alkışlayanlar, alkışladıkları kişiye kefil oldular zannedilir. Ve hiç yoktan yere kefalet bedeli ödetilir! İşte size büyük bir "mizah ufku" daha.. Seyre ömrünüz yetmez.

Bir yazar eline kalemini alır başlar düşüncelerini kağıda dökmeye, işte o anlar kendisini yakıp küle çevirecek olan odunları ateşlemeye başlamıştır da haberi bile olmaz zavallının. Edebiyatı siyaset zannedenler, derhal hüküm kurarlar. Yazarı diri diri ateşlere atıp yanarak can veriyorken de keyifle izlerler.

Bir yazar ile siyasetçi arasında hiçbir benzer yan yoktur. Yazar gelecek kuşaklara envanter çıkartmaya çalışandır, siyasetçi ise tıpkı bir tanrı gibi geleceği yaratmaya talip olandır.  Türkiye'de yazar ile siyasetçi aynı kefeye konulur. Alın işte size bir başka mizah ufku daha..


Şu günlerde Meclis'te ve sokakta "hukuk" tartışılıyor. Hani neredeyse birbirlerini boğazlayacak vekiller! Vekillerin birbirlerine tekme ve yumruk atarak "hukuk" yapıldığı nerede görülmüş ki! Türkiye'den başka..


Birbirlerinin hukukuna saygı duyamayan parlamenterlerin yapacağı hukuk, acaba nasıl bir hukuk olacak, gerçekten de merak konusu..

İnsanlar gelip geçicidir, hukuk ise kalıcı olandır.

Gazeteci, yaptığı iş gereği soru sorar. Öğretmen biliyor mu, bimiyor mu diye... Gazeteci karşısındaki kişiyi "imtihan" etmek için değil, "bilgilendirmek" için soru sorar. Aradaki bu küçük farkı bilmeyen bizim siyasetçilerimiz, gazetecilerin soru sormasından hiç hoşlanmazlar. İktidardakiler de muhalefetin soru sormasından hiç hoşlanmazlar. Alın işte size alabildiğine geniş ve sonsuz bir mizah ufku daha..

Mizah ufuklarında sivrilenler kimlerdir?

Artık bu sorunun yanıtını sizler de biliyorsunuz..

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük