Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Yalan rüzgârları eserken kanım donar, titrer, üşürüm

info@haberdukkani.com 26 Aralık 2013 Perşembe

Gecelerin ayazı ile şafak vaktinde çiğ tağnecikleri oluşurken içim titrer; hep üşürüm..

Bir de yalan rüzgarları esmeye başlağında içim titreyerek üşürüm, adeta kanım donar..

Parfüm kokulu tel tel saçlarını yumuşak bir baş hareketiyle havaya savururken, gözlerinizin içine baka baka "seni seviyorum" diye, yalan söylendiğinde siz hiç üşümediniz mi, damarlarınızda dolaşan kanın bir anda donduğunu hissetmediniz mi? Sizleri bilemem ama ben, yaşamımda böyle üşüme travmalarına sıkça maruz kaldım..

Mezopotamya'da geceler mehtapsız, zil karanlık ve dondurucu ayaz oluyor. Bir de şafak sökerken, hava buz kesiyor. Soğuktan içinizin titreyip üşümemesi mümkün değildir.

Ne tuhaftır ki; Mezopotamya'da güneşin en yakıcı ışıkları altında da insanlar sık sık kanlarının donduğu anlar yaşarlar. Bunun nedeni ılık meltem rüzgarlarından pek farkı olmayan "yalan rüzgarları"nın esintileridir. Böyle anlarda gözler fal taşı gibi açılır, mimikler sabitleşip kalırken damarlarda dolaşan sıcak kan, donup sanki akmaz olur. Ve insanlar her ne kadar belli etmemeye çabalasalar da çok ağır travma yaşarlar. Bu durum sıkça yanşanır gün içinde..

İşte bu nedenledir ki; ruh sağlıkları bozuk kitlelerden oluşur Mezopotamya.

Ağır travma nöbetleri yaşamaktan ruh sağlıklarını kaybetmiş geniş halk kitlelerine malesef ki, doktorlar henüz bir "deva" bulabilmiş değiller.

En yakınlarınızdan tutun da sizin parçanız olan çocuklarınıza kadar, herkesin yalan söylüyor olması gerçeği yani, nöbetler halinde yaşadığınız "yalan rüzgarları" aklınızı "tedricen" yitirmenize yol açar. Gerçeklik algısından tümden kopar, yalanları gerçek olarak kabul etmeye başlarsınız. Daha da felaketi, gerçeklerin yalan olduğuna içtenlikle inanırsınız.

Sizi yönetenlerin estirdikleri "yalan fırtınaları"ndan da iyice sersemliyor, zaten dolaşım bozukluğu yaşadığınız için, beyninize az giden kan, iyice serseme dönmenize yol açmışken; siyasi erk ne söylerse söylesin, siz alkışlamaya devam ediyorsunuz. Yeter ki; önünüze bir parça ekmek atılıyor olsun. Seviniyor, coşuyor, kendinizden geçiyor; daha da çok alkışlamaya başlıyorsunuz.

Bir an olsun düşünün lütfen; Allah aşkına siz "insan" olduğunuzu unutalı ne kadar zaman oldu? Ne kadar zamandır insan gibi yaşayamadınız?

Çünkü, insan düşünür. Siz hiç düşünüyor musunuz?

Yalan rüzgarları eserken siz, ne yapıyorsunuz? Alkışlıyor musunuz? Hiç içiniz titreyip üşümüyor musunuz? Kanınızın donduğunu hiç hissetmiyor musunuz?

İşte bu yüzdendir Mezopotamya'da her gün "aşk ve evlilik cinayetleri"nin işleniyor olmasının nedeni. Ah şu yalan rüzgarları yok mu; Mezopotamya'nın geniş halk kitlelerine cehennemi cennet zannettirir.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük