Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Yaşasın.. Bizim de Fukuşima'larımız olceek!!

alihasdemir@haberdukkani.com 18 Mart 2011 Cuma

Sorun gerçekten çok ciddi..

Dünyanın gelişememiş toplumları, 21 yüzyıldaki dezenformasyon çağını en üs seviyede yaşıyor..

Müthiş bir bilgi kirliliği yaşanıyor, neticesinde de herkes her duyduğuna inanıyor..

Ve  koyu cehaletin önlenemeyen yükselişiyse inanılmaz..

Üçüncü dünya ülkelerinin umut bağlanan geleceğine turp sıkıyor bu kadar koyusu..

Eksik, çarpıtılmış ya da hiç doğruyu yansıtmayan bilgilerle analiz yapma çabası içerisine giriyor Türkiye'de birileri.

"Ne alakası var Çernobil'le canım.. Çernobil'in reaktörleri eski teknolojiydi.. Ondan çok zarar verdi.."  monologları, ya da "bırak abi yaa, bize AIDS bile bi şiycik yapamadı da bu mu yapacak, pöhh" türünden sokak tiradları hüküm sürüyor bazı iletişim kanallarında..

Şu son yaşanan olumsuz gelişmelerden sonra sormak gerekmez mi?

" Acep, idrak yollarımızda iltihap mı var bizim?"

Japonya'da şu an radrasyon yaymaya başlayan Nükleer enerji santrali Fukuşima Daiçi'nin reaktörleri denizin hemen yanıbaşında kurulu.

Yani suyun başını tutkuş ve toprağa inşaa edilmiş..

Üzerinde de ise tüm dünyalıların yaşam kaynağı olan gökkubbe var..

Dolayısıyla toprağa, suya ve havaya düşerek doğayı canlandıran, yeryüzüne her bahar yeniden hayatsuyu katan cemrenin tersine, ölümcül radrasyonun topraklara, denizlere ve tüm atmosfere onulmaz zararlar vereceği kuşkusuz..

Fakat gelin tesadüfe bakın ki, aynı günlerde "atın ölümü arpadan olsun" diyen bir âtıl zihniyet ülkemize de nükleer santraller yapılması için harekete geçiyor..

Mersin'e, ardından yetmez gibi bir tane de Sinop'a..

İkisi de denizin dibine üstelik, hani Fukuşima misâli.. 
(tartışmayın bizle bu mevzuu kardeşim, ne eksiğimiz var ki elin Japon'undan hesabı, dediklerini duyar gibiyim)

Japonya'dan sonra nükleer santrallerin güvenli olduğunu söylemek, insanoğlundan götürdükleri yerine sadece faziletleri olduğunu savunabilmek, akıl ve ve mantıkla bağdaşır bir şey olabilir mi?.

*

Hayır.. Her ülkeye nasip olmaz, turizm gibi altın yumurtlayan bir tavuğumuz var, "hadi onu da güzelce kesip bi kurban ediverelim..!!

Ya da Rus müteahhitlere verelim, şu elde kalan kârlı sektörü de nükleer daireler karşılığı komple satalım..

Anlaşılır gibi değil, ne anlaşılırı canım, yenilir yutulur cinsten bir şey değil..

Peki, kırmızı alarm çalan Japonya'daki asrın dehşetini, şu kızılca kıyameti algılayan bir söylem tarzı var mı?

Kaygı duyma, asla ve katha yok..

Ders alma ise hiç ama hiç yok!

Tersine, alabildiğine vurdumduymazlık..!!

Sanki yan mahalledeki bir evin mutfağındaki tüpgaz patlamış da söndürme çalışmasına koşan itfaiyeyi seyretme modundalar hazretler..

Ortalığı radyoaktif götürürken, "Du  bakali  şinci  n'olucek?"  faslındalar henüz..

Fukuşima'nın dünya ölçeğinde oluşturabileceği olağanüstü zarara karşın bizim yöneticilerin (kuşkusuz bir apartman yönetimi bile daha ciddi bakar bu büyük soruna) verdikleri demeçler;

"Gelişmeleri dikkatle izliyoruz.." düzeyinde..

Bırakınız en klasik, bu beylik ağızları, işin ciddiyetini anlayamıyorsunuz nasıl olsa, bırakınız, izlemesiniz de olur, biz izleriz, yeter ki, siz alınması gereken önlemleri alın bari..

Yooo.. Ne gezer, önlem mi?  Aksine.. "hadi biz de bi tane yapalım, bizim de olsun, patlasa da çatlasa da hatta kanser de yapsa, cüzzam da olsak, şanımızdandır, bizim de bi nükleer santralimiz oluversin kardeş..

Japonya'daki depremi ve tsunamiyi de 1999 Körfez depremiyle kıyaslamak mümkün müdür?  Kıyaslayan bazı süper zekâ küpleri çıkıyor da beyazcama..!!

Bilimsel açıdan, ne felâketin büyüklüğü, ne boyutları, ne de sonuçları açısından olarak böyle bir kıyas kabul etmez..

Kat kat yok edici bir yıkıcı güçtür söz konusu olan..

Dünyanın en disiplinli, çok çalışkan ve depremlere karşı her daim hazırlıklı olan Japon ulusu, bu âfet karşısında çaresiz ve şaşkın olduklarını ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı gerçeğini gizlemiyorlar..

Başbakanları da çıkıyor ekranlara ve delikanlı gibi durumun tahminlerinin ötesinde vahim olduğunu ve tüm dünyanın yardımına gereksinim duyduklarını açık açık söylüyor..

Bir dinle de bundan da bir ders çıkar, en azından bari..

Şeytan kulağına kurşun,  Allah esirgesin, şu felaket bizlerin başına gelse, ilk gününden itibaren şu ana kadar toparlanamamıştınız, tüm yönetim kademelerinde panik ataklardaydınız hâlâ..

Nereden mi biliyoruz?

Bugüne dek yaptıklarınız, yapacaklarınızın teminatı da oradan biliyoruz..

Kibiri ve herkese tepeden bakmaktan vazgeçip adamların krizi aşma yönetimine dikkatle bakmanız ve gerçek sorumlu yöneticiliği Japonlardan öğrenmeniz gerekecek..

Öğrenebilecek misiniz?

Radrasyonsuz günler dileklerimle..

Esenlikler..

  • DİĞER YAZILARI
LAPİS