Kelepirci 60
Ali HASDEMİR
Ali HASDEMİR

Zaman paradoksumuz

alihasdemir@haberdukkani.com 10 Mart 2010 Çarsamba

Tam da "fast-food yaşamımız"a dair bir yazıyı kaleme almayı planlarken, eski bir dostumuz, ne iyi etti de şu çok isabetli, mükemmel tespitlerini anımsatmış oldu geçenlerde. Kendisine müteşekkirim..

Amerika'da, 70 ve 80'li yılların tanınmış bir komedyeniydi. Biraz ağzı bozuk olarak bilinirdi. 2001'in 11 Eylül'ünden sonra ve eşinin ani ölümünün de hemen ardından şu tespitlerini yazmıştı:

"Tarih içinde zamansal paradoksumuz"u özetle şöyle sıralayabiliriz:

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa bir sabrımız var; daha geniş otoyollarımız, ama çok daha dar bir bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz..

(*Burada yer yer bu tespitlere ilişkin bazı katkılarda bulunmak isterim;
gerçekten de mâkul ölçüler içinde kalmayı, elimizdekilerle yetinmeyi biliyor muyuz?)

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var..

Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var..

(* Üst kuşaklara "Eski topraktır, sağlıklıdır o" diyerek sağlıklarını garanti altında sayıyoruz saymasına da sağlığı pamuk ipliğine bağlı olan GDO'lu yeni jenerasyonların kanser türlerine yakalanarak genç yaşta çağın vebasına yenik düşmesine çok sık tanık oluyoruz..)

Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz halimize..

Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz..

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık..

(*Bir düşünelim bakalım, acaba yaşamımıza bir nebze anlam katabildik mi?)

Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekle ilgili sorunlarımız var..

Dış uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık..

Havayı temizledik (katılamıyorum asla bu düşünceye) ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik..

(*Atomu parçalamayı başaran insanoğlu, 21. yüzyılda da hâlâ önyargıyı parçalamayı öğrenemedi bir türlü..)

Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz. Daha çok plân yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz..

Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama gitgide çok daha az iletişim kuruyoruz..!?

(*Sanal dünyalarımıza hapsolduk.. Öz babamız, evladımızla yüzyüze, canlı temas halinde olmak yerine, uyduya bağımlı cep telefonlarıyla iletişim kurmak da neyin nesi oluyor? )

Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır..

Günümüz artık, iki maaşın eve girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir..

(*Modern teknoloji, yaşamımıza mutluluk ve iç huzuru getirdi, diyebilir miyiz???)

Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri,petler, poşetler, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye, hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir..

Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir naylon zamandayız..

Öyle bir zaman, öyle farklı bir süreç içinden geçiyoruz ki, teknoloji işbu yazıyı sizin önünüze getirebiliyor ve siz bu içselliği ya paylaşmayı ya da "sil" tuşuna basarak silip çöpe atmayı seçebiliyorsunuz..

Evet, işte sadece bu ise tamamen size kalmış..

Sağlık ve esenlikle kalın..

Ali HASDEMİR

  • DİĞER YAZILARI
LAPİS