Kelepirci 60
Ümit OĞUZTAN
Ümit Oğuztan

Adamın birine gazete yaptım, adını ''gasteci'' koydu!

info@haberdukkani.com 29 Eylül 2013 Pazar

Şu bizim Mezopotamya gerçekten bir alem.. Geçmiş dönemlerde adamın birisine "haydi hevesini alsın" diye, bir gazete yaptım. Hay yapmaz olaydım!

O gün, bugündür rızkını çöplüklerde aramaya mahküm sokak köpeği misali ortalığa düşen paşamız, kiminle karşılaşıp tokalaşmak için elini uzatsa, adını söylemeden önce "Ben gasteci..." diye başlıyor söze.. (Gazeteci ile gasteci arasında bir fark yok onun için!) Elinden gelse, mahkemeye başvurup adını "gasteci," soyadını da "paşa" koydurtacak!



Meğerse bilmeden zavallıya kötülük etmişim. Adamcağız adını bile unuttu, anlı şanlı "gasteci" olup çıktı! Her telefonu eline aldığında, "Ben gasteci" .. yolda biriyle karşılaştığında, "Ben gasteci" .. bir hanım arkadaşıyla konuşurken, "Merhaba, ben gasteci.." diye, diye, millete eğlece olup çıktığının da farkına varamadan yılları geride bıraktı; ak düşen saçlarını siyaha boyatır oldu ama utanmaz, arsız, yüzsüz bir herife dönüştü. Yüzüne tükürseniz "Ya Rabbi şükür" der, çıkar işin içinden de şaşar kalırsınız!

Adam öyle mutlu oluyorsa eğer, varsın önüne gelene kendisini gazeteci diye, tanıtıp dursun. Bunda ne var? diye, düşünebilirsiniz. Ancak durum hiç de bu kadar basit değil.

Çantasında, otomobilinin bagajında, cep telefonu ve bilgisayarında, yıllar önce "sadece tek bir sayı" basılmış olan gazete sayfalarını önüne gelene göstererek, ne müthiş gazeteci olduğunu anlatıp bu yolla çarpmayı kafasına koyduğu kişilerde, "güven" duygusu uyandırmayı adeta bir meslek haline getirdi. Lokantacılık mı dersiniz, inşaatçılık mı dersiniz, güzellik salonu işletmeciliği mi, saatlik oda kiralanan sözde apart otelcilik girişimi mi dersiniz, saymakla bitmez dolandırıcılık maceraları, aklınıza ne gelirse her boyaya büründü, hepsini de ağzına yüzüne bulaştırdı. Bütün bunları hep "gasteci" olarak yaptı!

Adam, "Ben gasteci" diye, söze başlayıp en olmadık palavraları sıralayıp şişindikçe, karşına çıkanlar da onu dert babası "Marko Paşa" sanıp dertlerine derman bulmayı beklerken kandırılıyor, dolandırılıp mağdur oluyorlar. İnsanları düpedüz aldatıyor ve bu yolla haksız kazançlar ediniyor, muharrem ayında dünyaya gelen paşamız..

Son dönemde kendince bir uyanıklık daha sergilemeye başladı. Sapkın Swinger itiraflarından oluşan bir tomar kağıdın renkli fotokopilerini ciltletmiş, üzerine bir de sözde kitap kapağı geçirmiş, elinde sallayıp ben "araştırmacı yazarım" diye, bir nutuklar atmaya başlıyor, adete kendisinden geçiyor. Onu elinde fotokopi kitapla gören yazar olduğuna inanıyor. Bu da yetmezmiş gibi Cumhuriyet Savcılığı makamına dilekçeyle başvurup "Ben, swinger partileri düzenleyenler arasında kitap yazmak için bir araştırma yapıyorum" diye, sözde sapkın çevreleri ihbar ediyor. Bu neden yaptın sorusuna yanıt: "Bir polis baskını ya da şikayet durumu olursa, ben gasteciyim, yaptığım araştırmayı zaten savcılığa bildirmiştim" diyecekmiş. Adamda sahtekarlığın sonu yok.

Son yıllarda bilumum narkotik maddelerin de müptelası kesilip sapkın dünyaların, swinger partilerinin sonsuz ve karanlık ufuklarına yelken açan sözde uyanık bu zavallı, özlemlerine kavuşmak uğruna, her yolu mübah zanneden genç hanımların da fena halde canlarını yakıyor. Bizim sahtekar "gasteci"nin bol keseden attığı palavralara kanıp yağlı bir kapı bulduğuna sevinen, lüks yaşam sürdüreceklerini zanneden varoş dilberleri, kirli çarkın dişlilerine kapılıp kucaktan kucağa dolaştırldıktan sonra bir kenara fırlatılıp atılıyor, zavallı biçareler genç yaşlarında rezil olduklarıyla kalıyorlar.

Mezopotamya'nın bitip tükenmez safları, hayatlarında gazete okumadıklarından, bir basın mensubunun prensiplerinden habersizdirler. Bizim uyanık geçinen zavallı da aslında kendisinden farklı olmayan bi-çareleri kandırarak, kendi anlayışına göre küçük çapta servet sahibi olup çıktı.

Aman dikkat, bu "gasteci" ile bir gün en olmadık zamanda siz de karşılaşabilirsiniz, kollayın kendinizi.. Bu "gasteci"lerden piyasa da o kadar çok ki, kim bu adam diye sormanıza hiç gerek yok! Önümüzdeki günlerde mide bulandırıcı marifetlerinden bolca söz edeceğiz, onu ve yakın avanesini daha çok daha iyi tanıyacaksınız.

Medyanın kalemşörleri Başbakan Erdoğan'ın eleştirilerine şiddetle karşı çıkıyorlar. Uyguladığı "sansür" bir yana Erdoğan, eleştirilerinde haksız değil. medyanın kalemşörleri ve de yönetim kadrolarını işgal edenler şükretsinler ki; Erdoğan, medyanın içyüzünü tam olarak bilmiyor. Başbakan medyanın gerçek yüzünü bilmiş olsaydı eğer; hiç bir medya mensubu haklı eleştiriler karşısında mıkını bile çıkaramaz, dut yemiş bülbüle dönerlerdi.

Biz bilenlerdeniz: "Bab-ı Ali'de lağımlar üstten akar"

Daha geçen gün bir muhterem zat, İstanbul'un bir ilçe belediyesiyle ilgili önüme mahkeme kararları ve belgeleriyle dolu, dizi dizi "yolsuzluk dosyaları"nı koydu, kapı kapı dolaşıp anlı şanlı gazetecilere bu dosyaları dağıttığını ama haber yapamadıklarını anlattıktan sonra, gözlerimin içine bakarak, derin bir iç geçirerek: "Ben bu dosyalarla çook gazeteciyi zengin ettim" dedi. Anlarsınız ya...

Başbakan konuşacak, medya susacak! Şükürler olsun ki, Başbakan medyanın gerçek yüzünden habersiz, sektöre ayna tutamıyor. Medya mensupları da sahipsiz köy bulmuşçasına şişine şişine geziniyorlar. Biz bu sahtekar, üç kağıtçı, düzenbaz gazeteci müsvettelerini teşhir ettikçe, utanacakları yerde zavalılar hırslarından deliye dönüp bize doğru hırlıyorlar ve "iftiracı" diye çamur atmaya yeltenerek sözde kendilerini aklıyorlar. Eh, başkaca da yapabilecekleri bir şey yok zaten.

Ümit Oğuztan

TÜM YAZILARI

Haber Dükkanı büyük